‘İntihar’ adı altında işlenen cinayetler…

08:50

 


Derya Ceylan - Tekoşin Tekin / JINHA


AMED – Türkiye ve bölgede yaşanan kadın intiharları üzerine yapılan incelemeler sonucunda kadınların büyük bir kısmının fiziksel ve psikolojik baskılardan dolayı intihara sürüklendiğine dikkat çeken Kardelen Kadın Danışmanlık Merkezi Psikoloğu Eda Erdener, “Kadınlar uzun süren ve şiddet dolu evliliklere, taciz ve tecavüze sessiz kalmak istemedikleri için bundan kurtulmanın yolunu arıyor. Burada kadın hareketinin önemli bir rolü olmalı. Tüm kadınlara ulaşarak, yalnız olmadıklarını bir kez daha duyurmak için her gün alanlarda çalışma yürütmeli” dedi.


Batman’da 36 genç kadının hayatına son vermesiyle bölgede yaşanan intiharların nedenlerine ilişkin araştırma yapan Diyarbakır Kadın Merkezi’nin (KA-MER) raporuna göre bölgedeki kadın intiharları, 10 yaşından başlıyor. Batman’da intihar eden kadınların yüzde 16’sının 10-14 yaşları arasında olduğu belirtilen raporda, yüzde 64’ünün 15 ila 19 yaşlarında, yüzde 19.2’nin 20-29 yaşlarında ve yüzde 3.5’nin ise 30 ile 34 yaş arasında olduğu açıklanmıştı. Kadını intihara sürükleyen en büyük nedenlerden birinin eril zihniyetin hükmettiği kadın çaresizliği olduğunu söyleyen Kardelen Kadın Danışmanlık Merkezi Psikoloğu Eda Erdener, erkek zihniyetli ailelerde kadını intihara sürükleyen nedenlerden birinin kadının bakire olmaması veya boşanmak istemesi olduğunu dile getirerek, ailelerin bu sebeplerden dolayı kadının kendisini öldürmeye zorladığına dikkat çekti.


‘Kadınlar yalnızlaştırılmamalı’


Eda, "Kadın intiharları psikolojik nedenlerden dolayıdır demek basit kalır. Kadınları intihara zorlayan neden, baskıcı aile karşısındaki çaresizliktir” şeklinde konuştu. İntiharlara psikolojik boyutla bakmanın eksik kalacağını ve bu anlamda kadın hareketinin de intiharlara karşı mücadele etme alanının daralacağını ifade eden Eda, "Kadınlar artık uzun süren ve şiddet dolu evliliklere, taciz ve tecavüze sessiz kalmak istemedikleri için bundan kurtulmanın yolunu arıyor. Kadınlara yol gösterenlerin olmadığından dolayı giderek yalnızlaşan kadın intiharı bir kurtuluş aracı olarak görüyor. Burada kadın hareketinin önemli bir rolü olmalı. Tüm kadınlara ulaşarak yalnız olmadıklarını bir kez daha duyurmak için her gün alanlarda çalışma yürütmeli” diye konuştu. Kadın hareketinin ulaşabildiği birçok kadının şu an çok farklı bir durumda olduğuna dikkat çeken Eda, kadınların artık evde oturup yemek yapmak veya her gece eşi eve geldikten sonra işkence görmek istemediklerini ve şiddete karşı örgütlü bir şekilde mücadele vermek istediklerini kaydetti.


'Sığınma evlerindeki kadınlar korunamıyor'


Kadınların sığınma evlerinde yeterli düzeyde korunamadığını belirten Eda, kadın kurumları olarak koruma hakkı talebinde bulunduklarında polisin kadınları 24 saat takip edemediğini ve bu nedenle sığınma evinde bulunan kadınların can güvenliğinin olmadığını belirtti. Sığınma evinde bulunan kadınların öldürülme psikolojisi içinde olduğunun altını çizen Eda, “Kadınlar her zaman, 'Devlet koruma kararı çıkarsa da polis beni 24 saat izlemedikten sonra ben yine öldürüleceğim' gibi düşünen kadınlarla karşılaşıyoruz. Kadınlar, adeta hukuka karşı bir güven problemi yaşıyor. Hatta bazı kadınlar bu nedenden dolayı verdiği mücadelesinden vazgeçip evine geri dönüyor” sözlerini ifade etti.


‘Kadınlar kategorize ediliyor’


Eşinden ayrılmış bir kadının toplum içerisinde yer edinememe algısına sahip olduğunu söyleyen Eda, kadınların toplum tarafından sürekli kategorize edildiğini ve “bekar-dul” kavramlarının da buna örnek olduğunu söyledi. Yıllarca erkeğin baskısı altında yaşayan ve onun kazandığı paraya muhtaç bir şekilde yaşayan kadının bu durum karşısında vazgeçmekten kaçındığına dikkat çeken Eda, “Yıllarca bir erkeğe muhtaç olarak yaşayan kadına ‘şiddeti kabul etme, kendine yeni bir yaşam kur’ demek bazen yeterli olmuyor. Kadın yeni bir yaşama her zaman korkarak bakıyor” diyerek kadınların eşinden ayrıldıktan sonra dul kalacağını ve dul kadınların toplumda yer edinemeyeceği algısı içerisinde olduğunu kaydetti.


‘Kadınlar iki defa ötekileştiriliyor’


Boşanan kadına karşı ailelerin de sert tavır takındığına dikkat çeken Eda, “Boşanmaya karar veren kadına aileler, ‘seni bir kere evlendirdik, orda kalacaksın, başının çaresine bak’ diyor. Bu nedenden dolayı şu an binlerce kadın eşinden şiddet görmesine rağmen boşanamıyor” dedi. “Toplumsal algıda, çocukların babanın olduğu anlayışı hakim” sözleriyle konuşmasını sürdüren Eda, kadının boşanması dahilinde kadının ailesinin dahi “Çocukları bırak gel” dediğini söyledi. Cinsiyet ve etnik köken faktörünün birleşmesiyle kadın açısından ortaya kötü bir tablonun çıktığını ifade eden Eda, “Hem Kürt, hem kadın olmak çok zor. Kürt olmaktan kaynaklı devlet tarafından ötekileştirilen kadın, ayrıca kadın olduğundan dolayı iki defa ötekileştirilmiş oluyor” dedi.


‘Kadınlara çok iş düşüyor’


Kadınlar için mücadele eden kadın hareketi aktivistlerinin büyük bir sorumlulukla çalışmalarda yer alması gerektiğinin altını çizen Eda, “Bir kadın kurumunda çalışıyorum, bir sığınma evimiz var. Ben hep şunu düşünüyorum. Bir kadın öldürülmeden önce neden ona ulaşamadık? Biz niye yanında olamadık? Niye o kadını tutamadık? Bu kadın neden bu kadar çaresiz kaldı? şeklinde soruları kendime soruyorum. Gerçekleşen intiharların ardından yeterince çalışamadığımı düşünerek kendimi suçluyorum. İntiharlara, şiddete ve tecavüzlere karşı kadın hareketi aktivistlerine büyük bir sorumluluk düşüyor” ifadelerini kullandı. Konuşmasında AKP hükümetinin kadın politikalarından da söz eden Eda, AKP’nin kadınlar üzerinden politika yürüttüğüne dikkat çekerek, “AKP'nin muhafazakâr politikalarıyla halka verdiği mesajlarda kadının yerinin evde olması gerektiği, kadının çalışmaması ve çok çocuk doğurması gerektiğini ifade ediyor. Örneğin AKP, bir dönem kürtaj hakkını ciddi bir şekilde engellemeye çalıştı. Fakat bu konu feminist bilince sahip kadın mücadelesinden dolayı ters tepti” dedi.


'Kadın tahakküm altında'


Kadınları intihara sürükleyen en önemli nedenlerden birinin ailede var olan baba modelinden kaynaklı olduğunu ifade eden Ceren Kadın Derneği aktivisti Berivan Süleymanoğlu ise, "Erkek hem işinde hem de aile içerisinde kadınlar üzerinde kendini hak sahibi olarak görüyor. Kadına şiddet uygulayan erkeğe kadınlar tarafından dahi anormal bir durum olarak karşılanmıyor. Bunun nedeni ise var olan babalık modelinden kaynaklanıyor” ifadesinde bulundu. Hükümet tarafından kadınlara yönelik yasal düzenlemelerin doğruyu yansıtmadığına dikkat çeken Berivan, "Bu düzenlemeler daha çok var olan aile düzenini güçlendirmekten öteye gidememiştir" diyerek daha çok kadını tahakküm altına alan bir yapının aile kavramını daha da sağlamlaştırdığına işaret etti.


'Eril sistemin yok edilmesine dönük çalışmalar yapacağız'


Var olan zihniyetle mücadele ederken bir yandan bu zihniyetin yasalar ve düzenlemelerle kendisini daha çok güçlendirdiğini ifade eden Berivan, kadın intiharlarına ilişkin "Toplumsal olgu verili bu sistemde erkeklik ve kadınlık rollerinin dışına çıkmadan bu intiharların engellenmesi mümkün olmayacaktır" dedi. Berivan, kadın intiharlarına ilişkin kadın örgütleri olarak öncelikle eril sistemin yok edilmesine dönük çalışmalar yapacaklarını kaydederek,"Eril zihniyetin yok edilmesi ve buna dönük eğitim çalışmaları ve ortak paylaşımlar ile intiharların önünü bir nebzede olsa geçebileceğini düşünüyoruz" diyerek sözlerini sonlandırdı.


(dc-tt/zd/mg)