Nusaybinli sağlıkçılar: İnsanlığın öldüğüne tanık olduk

10:14

JINHA

MÊRDÎN - Nusaybin'de sokağa çıkma yasağı 13 gündür devam ederken, sivil halka yönelik saldırılarda 9 kişi yaşamını yitirdi. Yaşananlara isyan eden Nusaybin'deki sağlıkçılar ateşi düşsün diye buzdolaplarına konulan çocuklara kadar yaşayıp duyduklarını anlatarak, "Türkiye'nin büyük bir kısmında insanlığın öldüğüne tanık olduk" dedi.


Sokağa çıkma yasağının 13 gündür devam ettiği Nusaybin'de asker ve polis ablukasında 9 sivil yurttaş yaşamını yitirdi. Elektrik, su sıkıntısı yaşanan ilçede, ev baskınları da başladı. Özel timler tarafından bir çok eve baskın düzenleniyor. Ev baskınlarında şu ana kadar Nusaybin Belediyesi Çalışanı Baki Narman ile SES üyesi Mehmet Sait Kaplan'ın gözaltına alındığı öğrenildi.
Halka yönelik saldırılar Abdulkadirpaşa Mahallesi başta olmak üzere devam ederken halk her akşam sokağa çıkarak saldırıları protesto ediyor.

Nusaybin'deki sağlıkçılar da sosyal medyada Nusaybin'e ilişkin yazı yazarak yaşananları anlattı. "Nusaybin halkının sessiz çığlığını size haykırabilmek için bu yazıyı yazıyoruz" diyen sağlıkçılar, 10 gündür devlet hastanesinde karşılaştıkların kendilerini psikolojik ve vicdani olarak yıprattığını kaydetti. İnsanların elektriksiz, susuz, evlerinin içinde bile can güvenliği olmadan yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, Türkiye'de bu durumun haber değeri bile olmadığını gördüklerini belirten sağlıkçılar şöyle devam etti:

'Ölüm raporları yazmak dışında bir şey yapamadık'

"Evinde içme suyu olmadığı için 112'yi arayıp hasta olduğunu belirtip hastaneden su almaya gelen insanları gördük. Gözlerinin önünde annesi öldürülen ve bir gözünü kaybetmiş 9 yaşındaki küçük bir kız çocuğunun 'neyin var' diye sorduğumuzda "Korkuyorum' diyerek akıttığı göz yaşlarına tanık olduk.
Bizler burada hayat kurtarmak için beklerken öldükten iki gün sonra gelen insanların ölüm raporlarını yazmak dışında bir şey yapamadığımız zamanları yaşadık.

'Hastanede mahsur kalıyorlar'

Nusaybin'de normalde polikliniklerle birlikte günde yaklaşık bin 500 hasta gelirken yasaklı dönemde en fazla 70-80 hastanın ambulanslarla hastaneye gelebildiğini, gelebilen hastaların çoğununda evlerine geri dönemedikleri için hastanede mahsur kaldıklarını gördük.
112 tarafından getirilen 70 yaşlarındaki bir teyzeyi muayene etmeye giderken teyzenin 'Her tarafta polisler, tanklar var. Hepimizi öldürecekler' deyip hüngür hüngür ağladığını ve sonra da 'burada polis yok değil mi' diye bağırıp korkudan şok geçirdiğine tanık olduk.

Hastanenin içi polislerle dolu olmasına rağmen teyzeye 'polis yok, sakin ol' demek durumunda kaldık. Hastaneye bazen çocuklarının gözü önünde öldürülen bir anneye, bazen 50 yaşında kafası parçalanan bir amcaya, bazen de ölmek üzere olan birine müdahale ederken hemşire arkadaşlardan birinin 'bu benim amca oğlum' deyip ağladığına, biz bu sivillere müdahale ederken hastane de kalan özel harekat polislerinin 'Ne Mutlu Türk'üm diyene' demelerine şahit olduk.

'Ateşi düşsün diye buzdolabına koyulan çocukları duyduk'

Bunlar hastanede gördüklerimiz bir de sağlıkçılar olarak hiçbir şey yapamadığımızın sembolü olan yüksek ateşi olup hastaneye getirilemediği için buzdolabına koyulan çocukları duyduk. Yollar kapalı olduğu için hastaneye ulaşamayıp evinde kalp krizinden ölen yaşlı bir amcanın ölüsünün hastaneye getirilmesine tanık olduk.

Yatalak annesini hastaneye getiremediği ve bu çaresizliğe dayanamadığı için intihar eden 55 yaşındaki bir amcanın ölüsüne tanık olduk. Biz bu on günlük süreçte bu kadar acıya tanıklık ettik ancak daha acısı Nusaybin'de insanların ölmesine tanık olmak değil de Türkiye'nin büyük bir kısmında insanlığın öldüğüne tanık olmak oldu. Buradan insanlığını kaybetmemiş bütün insanlar olarak gelin hep beraber Nusaybin halkının sesi olalım ve bu vahşete dur diyelim!"

(gc)