KA.DER: Türkiye 25 Kasım'a bir kez daha şiddetle giriyor
11:34
JINHA
HABER MERKEZİ - KA.DER tarafından 25 Kasım'a ilişkin yapılan açıklamada, 2015'in ilk 10 ayında erkeklerin 236 kadını öldürdüğü, 112 kadına tecavüz ettiği, 157 kadını fuhuşa zorladığı, 319 kadını yaraladığı ve 179 kadını taciz ettiğinin altı çizilerek, "Türkiye 25 Kasım'a bir kez daha şiddetle giriyor" denildi.
Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü'nde yazılı açıklamada bulundu. KA.DER'in, "Yasaları çıkarın, uygulayın, artık suçluyu ödüllendirmeyin!" başlığıyla yayınladığı açıklamasında, "Dünyadaki kadınların yüzde 40'ından azı şiddet gördüğünde yardım alabiliyor, yardım alabilenlerin ancak yüzde 10'u güvenlik güçlerinden yardım görüyor. 25 Kasım'a Türkiye bir kez daha 'şiddetle' giriyor" denildi. Birleşmiş Milletler'in "2015 Kadına Yönelik Şiddet Araştırması"na göre dünyadaki her üç kadından birinin hayatlarının bir döneminde fiziksel ya da cinsel şiddete uğradığına işaret edilen açıklamada, "Türkiye'de de erkek şiddetinin, kadın cinayetlerinin hızı kesilmiyor. Şiddet dozunun azalmadığı Türkiye'de, her gün namus cinayetine kurban giden, tecavüze uğrayan, nedeni belirsiz intihar eden ve intihara zorlanan kadınlar var" ifadeleri kaydedildi.
'Yasalar kadının içinde bulunduğu koşulu kabul etmeye zorluyor'
Açıklamada sadece basına yansıyan verilerine göre 2015'in ilk 10 ayında erkeklerin 236 kadını öldürdüğü, 112 kadına tecavüz ettiği, 157 kadını fuhuşa zorladığı, 319 kadını yaraladığı ve 179 kadını taciz ettiğinin altı çizildi. Kanunlardaki eksikliklerin, güvenlik görevlilerinin ve devlet kurumlarının, şiddet konusuna yeteri kadar önem vermemesinin, kadınların cesaretini kırdığının ve içinde bulundukları 'şiddet ortamını' kabullenmelerine neden olduğunun altı çizilen açıklamada, "TBMM'de kendilerine ancak yüzde 15 oranında yer bulabilen kadınlar, kadınları şiddetten koruyabilecek yasalar ve kurumsal mekanizmalar konusunda mecliste seslerini duyuramıyor" denildi.
Açıklamada hükümetin kadına karşı uygulamaları ise şöyle sıralandı:
"-Kadınlara karşı suçlar, 'rıza', 'haksız tahrik', 'yaşından büyük gösterme' gibi gerekçelerle ya cezasız bırakılıyor ya da cezalar cinsiyetçi 'erkeklik indirimleri' ile aşırı düşürülerek caydırıcılıktan uzaklaştırılıyor. Devlet, adeta kadın yönelik şiddeti meşrulaştırıyor.
-Kadınlar yaşadıkları şiddetin sorumlusu olarak görülüyor. Mağdurların yargı yoluna gitmeleri durumunda şiddetten koruma ve yasal tazminat yetersiz kalıyor.
-Kadın cinayetleri ve cinsel saldırı suçlarının büyük bir bölümünde asıl olarak mağdur da yargılanıyor. Çocuk istismarında dahi 'rıza' arayan kararlar, failleri cesaretlendiriyor, bu tip suçlara teşvik ediyor.
-Kadınlar, şiddet gördüğünde kalabilecek yer, hukuki destek bulamıyor. Şiddete uğrayan kadınlar için sığınma evlerinin sayısı, ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek çalışmaları artırılmıyor.
-Emniyet görevlileri, kendisine sığınan kadınları, şiddet gördüğü eşine teslim ediyor.
-Kadınların Anayasa'da yer alan 'maddi ve manevi varlığını geliştirmesine', 'özel hayatının dokunulmazlığı ve gizliliğine', 'yaşama hakkına', 'sağlık hakkına' açıkça kadın bedenine devlet müdahalesi yapılıyor.
-Aile içinde kadına uygulanan şiddet, gerek şiddet uygulayan gerekse toplum tarafından meşru kabul ediliyor.
-Erkek kadını katlettiğinde medya genellikle 'erkeğin' yanında yer alıyor. Kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici ve kadınları 'aşağılayıcı' yayınlar yapılmaması konusunda yeterince duyarlı davranmıyor ve kadın cinayetlerinin önlenmesi mücadelesini zayıflatıyor."
Açıklamada son olarak , "Kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak, ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı mücadelesi ve bütüncül bir yaklaşımıyla mümkün. 25 Kasım'da bir kez daha toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete ve aile içi şiddete karşı sesimizi yükseltiyoruz" denildi.
(zd/fk)

