Ayla Akat: Örgütlülüğümüz özgürlüğümüzdür

12:50

JINHA

AMED - KJA'lı kadınlar 25 Kasım'da, katledilen çocukların anneleriyle 'Nekuje' sloganı altında bir araya geldi. KJA Eş Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata, erkek şiddetine karşı kadınların mücadelesinin açık olacağını belirterek, "Dünyanın hiçbir coğrafyasında zulmedenler ayakta kalamamıştır. Diktatörlüğün en alası yaşanıyorsa bu coğrafyada bizler tabi ki direnenler olacağız. Örgütlülüğümüz özgürlüğümüzdur" dedi.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü etkinlikleri kapsamında Kongreya Jinen Azad (KJA), devlet tarafından katledilen çocukların anneleri ile birlikte 'Nekujin' başlıklı basın toplantısı gerçekleştirdi. Sümerpark Resepsiyon salonunda gerçekleştirilen basın toplantısına katledilen çocukların annelerinin yanı sıra KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata, HDP Diyarbakır milletvekilleri Feleknas Uca ve Sibel Yiğitalp, HDP İl Eşbaşkanı Gülşen Özer, DBP İl Eşbaşkanı Hafize İpek, sivil toplum kuruluşu ve kadın kurumları temsilcileri katıldı. Cizre'de dün ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle toplantıya Cizre ve Şırnak'ta katledilen çocukların aileleri katılamadı.

'Mücadelemiz açık olacaktır'

Saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını yapan KJA Eş Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata, kadınların şiddete ve katliamlara karşı mücadele içinde olacaklarını belirterek, "Bizler bu toplantıyı gerçekleştirirken bir çocuk daha katledildi. Çocuklar statüsüz olduğu için ilk olarak çocuklar katledildi. Kadınlara çocukları üzerinden işkence yapıldı. AKP döneminde kadınlar üzerinden yürüttüğü savaş tesadüf değildir ve bu bir stratejidir. KJA olarak kadın mücadelesinin geldiği nokta nedeniyle üzerimizde yürütülen savaşı kabul etmiyoruz. Son 6 ayda katledilen çocuk ve kadınları unutturmak için hazırladık. Özyönetimlerimizi ilan etmedikçe katliamlar üzerimizde devam edecektir. Kürdistan ve Ortadoğu'da kadın mücadelesi doruğa çıktığında ilk katledilenler kadınlar olacaktır. Ekin Wan'ın bedeni üzerinden hayata geçirilen katliama karşı kadın mücadelemiz açık olacaktır" dedi.

'Eşbaşkanlarımızın yokluğunu hissediyoruz'

Şiddetin er türlüsüne karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Ayla, "Bir daha çocuklar katledilmesin diye bir araya geldik. 25 Kasım'ı bu katliamlara dur diyerek karşılıyoruz. 25 Kasım bir mücadele ve dayanışma günüdür. Bir var olma mücadelesi verdik. Mirabel kardeşlerin yaşadığı bu coğrafya da yaşama mücadelesi verdik. Kadının evde, sokakta, işte maruz kaldığı şiddeti kırmak için alanlarda olduğunu biliyor ve onlardan güç alıyoruz. Yıllardır bu ülkenin en büyük gerçeği politik kadınlar ve 'terörist' ilan edilen çocuklar oldu. Özyönetim alanlarında halkımızla birlikte merkezi yönetimi yerel yönetimlere zorlayan belediye başkanlarımızın yokluğunu hissediyoruz" diye belirtti.

'DAİŞ Ankara'nın utancıdır'

Sadece bu hafta içerisinde Nusaybin'de Selamet Yeşilmen'in devlet şiddetine maruz kaldığını aynı şekilde Samsun'da iş yerinde doktor Aynur Dağdemir'in erkek şiddetine maruz kalarak katledildiğini söyleyen Ayla, "İstanbul'da kadın öğrenciler tacizi görünür kılmak isterken şiddete maruz kaldılar. Bunu görünür kılmak sadece ve sadece örgütlü olmakla mümkündür. Kadınların kazanımları erkek zihniyetin hedefi haline gelmiştir ve buna kadınlar itiraz etmiştir. Kadının itirazı erkek egemen zihniyetini sarsmıştır. Bugün biliyoruz ki dünyanın tüm alanlarında savunma adı altında saldırılar gerçekleştiriliyor. Biliyoruz ki bugün dünyanın gündeminde dün düşürülen Rusya uçağı bulunuyor ve kadınlara bu nokta da sessiz kalmaları söyleniyor. Şengal'de yola düşen Türkmen, Şii, Ezidi kadınlar barbar DAİŞ'in tecavüzüne maruz kaldılar. Bu utanç Ankara'da toplanan egemenlerin utancıdır" şeklinde konuştu.

'Eşit ve özgür toplum istenmediği için taleplerimiz kriminalize ediliyor'

"Mirabel kardeşlerin yaşadığı acıyı yaşayan kadınlar olarak her gün 25 Kasım dedik" diyen Ayla, bugün bir arada olan kadınların yıllardır devletin şiddetine maruz kaldığının altını çizdi. Ayla, "Kadınlar her hak aradıklarında karşılarına hukuksuzluk engeli konuldu. Bir indirim modeli geliştirildi. Devletin ürettiği indirim çeşitlerinin hiçbiri şiddetin gerekçesi olamaz. Koruma altındaki kadınlara bizler ulaşamazken katilleri ulaşıyor. Devletin ön gördüğü cezasızlık mükafatı sayesinde katiller kadınlara ulaşıyor. Bugün ortaya konulan gerekçeler özgün ve özerk olarak elde ettikleri kazanımların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Örgütlü olmasaydık kazanımlarımızı parlamentoya yansıtamazdık.
Devlet özyönetimleri terörize ederek coğrafyamızı kan gölüne çevirdi. 2002 yılında AKP'nin seçildiği yıllara baktığımızda başbakanın ifade ettiği 'İstanbul'a gidiş geliş vize ile olabilir' söylemlerinin en ağır halini görüyoruz. Eşit ve özgür bir toplum istenmediği için taleplerimiz kriminalize edilerek bugün yaşanan şiddet ortamı yaşanıyor" diye konuştu.

'Örgütlülüğümüz özgürlüğümüzdür diyoruz'

Ayla, "Hazırladığımız sinevizyonu izlerken bugünü yaşamak istemedik. Ömürleri kısaydı ancak ağır bir ömür yaşadı bu çocuklar. Çocuklarımızı katledenler bir başsağlığı bile dilemediler. Bu ağır yükü ancak paylaşarak hafifletebiliriz. Annelerimizin duruşu bize cesaret vermektedir. Çünkü onlar bir ölüm daha yaşanmasın diye bir araya geldiler. Dünyanın hiçbir coğrafyasında zulmedenler ayakta kalamamıştır. Diktatörlüğün en alası yaşanıyorsa bu coğrafya da bizler tabi ki direnenler olacağız. Örgütlülüğümüz özgürlüğümüzdür diyoruz."

(be-bc/gc)