Tüm kadınlar Feminist Gece Yürüyüşü için Taksim'e
13:31
JINHA
İSTANBUL – Bu akşam saat 19.30’da İstanbul’da gerçekleşecek olan Feminist Gece Yürüyüşü’ne çağrıda bulunan 25 Kasım Platformu üyesi Hale Çelebi, “'Tün kadınları ‘Eril şiddete karşı direniyoruz ve hayatlarımızı savunuyoruz’ şiarıyla Taksim Tünel'den Galatasaray’a doğru gerçekleşecek olan Feminist Gece Yürüyüşü’ne çağırıyoruz” diye kadınları Taksim’e çağırdı.
Yoğun etkinlik programlarıyla tüm dünyada kadınlar tarafından eril şiddetin protesto edildiği 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün Türkiye’deki büyük yürüyüşü ise bu akşam İstanbul’da gerçekleşecek. Taksim Tünel’den Galatasaray Lisesi’ne doğru saat 19.30’da gerçekleşecek olan Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılım çağrısı yapan 25 Kasım Kadın Platformu üyesi Hale Çelebi, tüm eril düşüncenin taciz, tecavüz ve kıyımlarına karşı örgütlü mücadeleyle direnmek için kadınları alanlara çağırdı.
‘Şiddet kadınları örgütledi’
Kadına yönelik şiddetin, taciz, tecavüz ve katliamların paralelinde kadınlar arasında tepkisel olarak organik bir dayanışma gözlemlediklerini belirten Hale,'' Biz bugünü kadınların edilgenlikten çıkıp hayatlarına etkin bir şekilde sahip çıkmaya başladığı bir dönem olarak görüyoruz'' dedi. Hale, devletin cinayetlerle iç içe olduğunu vurgulayarak, “Devlet eril zihniyetini Silvan'a yaptığı işgalle de çok iyi gösterdi. Duvara yazılan yazılamalarla kadını bir düşman olarak gördüğünü, savaşı bir tecavüz olarak gördüğünü, kadın bedenini bir işgal alanı olarak gördüğünü çok iyi ifşa etmiş oldu. Biz bunu en net şekilde devlet güçlerinin Ekin Wan'ın bedeninin çırılçıplak soyup teşhir etmesinde gözlemleyebiliriz'' söylemlerini kullandı ve şöyle ekledi: “Hem erkeğin hem de devletin kadın katliamlarına baktığımız zaman kadına, kadının ölmüş bedenine dahi yaklaşım tarzları ile birbirleriyle nasıl bir bağ içinde olduğunu anlayabiliriz.”
‘Öz gücümüzden ötesi yok’
Cinayet, şiddet, taciz ve tecavüz olaylarıyla gündemden hiç düşmeyen kadın örgütlülüğü konusunda Hale, kadının örgütlenmesinin çok tartışılan bir konu olduğunu söyledi. Hale, ''Mağdur olan ya da çevresinde olup bitenlerden haberdar olan kendi farkındalığıyla şiddete karşı mücadele etmek isteyen kadınların birbirlerini bulduklarına inanıyorum'' şeklinde konuştu. Bu durumun kadınlar arasında organik bağlar kurduğuna dikkat çeken Hale, Çilem Doğan örneğini vererek, “Omuz omuza mücadele etmiyorken bile Çilem ve Yasemin'in seslerini duyuyoruz ve kendi sesimizi onlara duyurabiliyoruz bu bizim ne kadar bir birimizi gördüğümüzü hissettiğimizi gösteriyoruz'' ifadelerini kullandı. Farklı görüş ve farklı örgütlenmelerin kadınların yaşadıkları bütün sorunlara karşı mücadele ederken bir araya gelmelerine engel teşkil etmediğini belirten Hale, “Biz bu ülkenin ve dünyanın yarısından fazlayız ve bizim kendi öz gücümüzden daha öte bir şey yok. Ve biz bu örgütlülük halimizi yaygınlaştıracağız” şeklinde konuştu.
'Kadınlar öz savunmayla hayatlarına sahip çıkıyor’
Hale son olarak, “Biz öz savunmayı kadınların hayatlarına sahip çıktığı, kendi yaşamlarını savunduğu 'şiddeti def etme' yolu olarak görüyoruz. Bu illa kocasını öldürmesi veya illa kocasından ayrılması anlamına gelmiyor. ''Biz bu yıl 25 Kasım'da eril şiddete karşı direniyoruz ve hayatlarımızı savunuyoruz başlığıyla Taksim Tünel'de Saat 19.30'da buluşuyoruz ve bütün kadınları bizimle beraber yürümeye hayatlarını savunmak için direnmeye çağırıyoruz'' diyerek kadınları alanlara çağırdı.
‘Devlet şiddeti ile erkek şiddetinin üstü örtülmeye çalışılıyor’
EMEP Genel Başkan Yardımcı Şükran Doğan ise bu yılki 25 Kasım’ ı diğer yıllardaki 25 Kasımdan daha farklı ele almak gerektiğine değinerek, bir yandan erkek şiddetinin diğer yandan ise devlet şiddetinin çok yoğun olduğu bir dönemden geçildiğine işaret etti. Devlet şiddetinin ve savaşın sürdüğü bir ortamda erkekler tarafından yapılan kadına yönelik şiddetin üstünün örtüldüğüne ve yeteri kadar gündeme gelmediğine dikkat çeken Şükran, “Mücadele boyutu ile kadının bu yaşananlara daha ileri bir aşamada karşılık vermesinin önünü kapatan bir savaş ortamı sürüyor çünkü savaş şiddeti artırıyor. Bir yanıyla bu savaş ortamı kadına yönelik şiddeti görünmez kılıyor bir yanıyla da ona karşı mücadelenin de üstünü örten bir durum oluşmuş oluyor. Bunun yanı sıra kadına yönelik şiddeti de arttıran dolayısıyla bu şiddeti daha makul gösteren bir zihniyetle de karşı karşıya kalıyoruz. Bunun son örneklerini Silvan da Nusaybin de öldürülen kadınlarda, Varto da gerillanın çıplak bedeninin sergilenmesinde, Silvan‘da kadına yönelik ‘Biz geldik kızlar’ gibi kadını aşağılayan ve kadına her türlü şeyin yapılabileceğini makul gören, gösteren sözlerin duvara yazılması ile görüyoruz.
‘Öldüren de kravatlı yargılayanda…’
Kadına yönelik şiddetin devletten bireye doğru olduğunu söyleyen Şükran, devlet tarafından zaten kadına yönelik şiddeti mübah sayan bir anlayışın olduğunu ifade ederek, Bugünlerde kadına yönelik taciz, tecavüz, öldürme olaylarında ki davalarda zanlıların iyi hal yada tahrik indirimi aldığını çok sık görür olduk. Bunlar zihniyet olarak birbirlerini besleyen durumlar. Düşünün devletin hakimi, yargıcı kravat takıp ceketini ilikleyen birine iyi hal indirimi uyguluyor. Çünkü zihniyet olarak aynılar öldüren de yargılayan da kravatlı” ifadelerini kullandı.
Şükran, son olarak şiddetin giderek artmış olmasına ve özellikle canlı bomba korkusu ile kadınların toplu bir şekilde seslerini çıkartmaktan korkar hale getirilmeye çalışılır olmasına rağmen kadınların özellikle de bu 25 Kasımda devletin örgütlü şiddetine dur diyebilmek için daha örgütlü ve birbirlerini daha fazla kucaklayan bir mücadeleyle alanlarda olmaya çağırdı.
(dek-öç/zd/fk)
