'Özyönetim irademizdir sahipleneceğiz'
15:47
JINHA
AMED - Diyarbakırlı kadınlar 25 Kasım Kadın Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında KJA öncülüğünde Sur'a yürüdü. HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, "Devlet öz yönetimi krimalize ediyor oysaki öz yönetim halkın özgürlüğü demektir. Öz yönetim bizim irademizdir ve başta kadınlar olarak öz yönetimi sahipleneceğiz. Herkes şunu iyi bilsin ki barışı bu ülkeye, bu topraklara biz kadınlar getireceğiz" dedi.
Kongreya Jinên Azad'ın (KJA) çocukları katledilen annelerle bir araya gelme etkinliğinin ardından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü nedeniyle yürüyüş düzenledi. Kadınların ıslık ve alkışlar ile Sümerpark Ortak Yaşam Alanı'ndan başlatmış olduğu yürüyüşte "Kadına yönelik şiddet ideolojiktir öz savunma haktır" ve üzerinde Mirabel kardeşlerin, son dönemde yaşamını yitirmiş tüm çocukların ve Paris'te katledilen 3 siyasetçi kadın Sakine Cansız, Fidan Doğan ile Leyla Saylemez'in olduğu pankartlar taşındı. Yürüyüş boyunca sık sık, "Kadın, yaşam, özgürlük", "Erkek vuruyor devlet koruyor", "Biji berxwedana YPJ ê", "Biji berxwedana Şengal ê" ve "Kadına kalkan eller kırılsın" sloganları atıldı. Dicle Fırat Kültür Sanat Merkezi önünde sonlanan yürüyüşün ardından Nusaybin'de yaşamını yitiren kadınların şahsında tüm yaşamını yitiren kadınlar için saygı duruşu yapıldı.
Saygı duruşunun ardından basın metnini okuyan Kardelen Kadın Danışmanlık Merkezi Psikologu Ruken Taşdemir, "25 Kasım insanlık tarihinde kadına yönelik alçakça, vahşice bir şiddetin yıldönümü, bir insanlık ayıbıdır. Bu tarih aynı zamanda savaşa, sömürüye, yoksulluğa karşı bir başkaldırının öyküsüdür" dedi.
'Nice Özgecanlar eril zihniyet tarafından katledildiler'
Ruken, kadına yönelik şiddeti en sistematik şekilde uygulayanlar başında devletlerin geldiğini söyleyerek, "Dolayısıyla kadına yönelik şiddet, nereden gelirse gelsin temelinde ataerkil zihniyetin ürünü olduğu açık ve nettir. Mirabel kardeşleri katledenlerle Paris'te üç kadın arkadaşımızı (Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in) katledenler arasında bir fark yoktur çünkü temel şiarımızda yer aldığı gibi kadına yönelik şiddet ideolojiktir ve öz savunma haktır. Türkiye'de sistematik olarak nice Özgecanlar eril zihniyet tarafından şiddete maruz kalarak katledildiler. Kürdistan'da ise feodal zihniyetin yanında devlettin kolluk kuvvetleri tarafından demokratik inşa sürecinde direnen başta kadınlar olmak üzere yaşlı-çocuk demeden onlarca kadın katledildi" diye belirtti.
'Barbar yapıya insanlık tanıklık ediyor'
Ekin Wan şahsında tüm kadınlara yönelik yeni bir şiddet konseptinin devreye sokulduğunu belirten Ruken, "Nusaybin'de 44 yaşında hamile beş çocuk annesi Selamet Yeşilmen'i, Cizre'de dört çocuk annesi Maşallah Edin'i (40), Cemile Çağırga (10) ve Yedi çocuk annesi Meryem Süne'yi katledenler devletin güvenlik güçleridir. Aynı güçler yıllardır sürdürdükleri Ortadoğu politikasını böl-parçala- yönet pratiğini bugün birleşerek uygulamaya koymuşlardır. Bunun en vahşi bir biçimde uygulamasını ise İŞİD ve benzeri örgütleri kurdurup sahneye sürmüşlerdir. Şengal'de bu zihniyet; Ezidi Kürt kadınlarına dönük vahşice katliamlar yaptı, taciz, tecavüz ve köle pazarlarında satarak, barbarlığı tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. Böylesine vahşi böylesine barbar bir yapıya insanlık Ortaçağ'da tanık oluyor" ifadelerine yer verdi.
'Şiddetin temelinde devletçi zihniyet vardır'
Köle pazarlarının kurulmasının, kadının cariye olarak satılmasının ve en son Şengal'de kadın toplu mezarlarının bulunmasının karşısında devletlerin sustuğunu ifade eden Ruken, "Kadına dönük uygulanan bu vahşet bir insanlık suçudur. Yaratılan bu korku karşısında Rojava'da, Kobanê'de, Silvan'da, Nusaybin'de, Gever'de, Cizir'de ve Sur'da kadınların direnişi insanlığın yeni umudu oluyor" diye konuştu.
Ruken, tüm toplumun hak ve özgürlüklerinin ve özelde kadınların hak ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Tüm kadınların kendi öz gücünü, kendi öz bilincini ve kendi öz savunmasını açığa çıkarmanın vakti olduğunu tekrar ediyoruz ve en radikal bir biçimde kadın mücadelesini yükseltemeye ve öz savunmasını güçlendirmeye çağırıyoruz. Bu şiarla kadına yönelik şiddet ideolojiktir, öz savunma haktır" ifadesinde bulundu.
'Özyönetim kadınların iradesidir'
Ruken'in ardından konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, "Kadın bedeninde yapılan işkencelerin devlet ideolojisi olduğunu çok iyi biliyoruz. Kadınlara dönük gerçekleşen tüm katliamlar devlet tarafından yapılıyor. Buna karşın biz de kadınlar için kendi kendini yönetme, yerinde yönetim diyoruz. Kadın savaşa karşıdır, kadın yaşamdır. Ulus devlet bize savaşı dayatıyor biz bu savaşa karşı direneceğiz ve öz yönetimi sahipleneceğiz. Devlet öz yönetimi krimanilize ediyor ama oysaki öz yönetim halkın özgürlüğü demektir. Öz yönetim bizim irademizdir ve başta kadınlar olarak öz yönetimi sahipleneceğiz. Herkes şunu iyi bilsin ki barışı bu ülkeye, bu topraklara biz kadınlar getireceğiz. Bunu katledilen devrimciler için, Özgecan için, katledilen kadınlar için, çocuklar için getireceğiz" dedi.
(bc-şa/gc)

