'Uçak düşürülmesi ile Türkiye politikası tamamen iflas etti'

12:23

JINHA

HABER MERKEZİ - Türkiye'nin Rusya uçağını düşürmesini değerlendiren TEV-DEM Koordinasyonu'ndan Hanife Hüseyin, "Uçak düşürülmesi ise Türkiye politikası tamamen iflas etti" dedi.

Rus uçağının Türkiye tarafından düşürülmesinin yaratacağı sonuçlar tartışılırken, TEV-DEM Koordinasyonu'ndan Hanife Hüseyin, Türkiye'nin Suriye'de izlediği politikanın bu gelişmeyle de tamamen iflas etmiş olduğunu söyledi. Şu an Suriye sahasında 3. Dünya savaşı yaşandığını belirten Hanife, bu durumun da Suriye politikaları üzerinde etkisi olacağını vurguladı. Türkiye'nin baştan beri politikalarını çetelerden yana belirleyerek radikal 'İslamcı' guruplarına destek olduğunu, dini maske olarak kullanan bir hükümet tarafından yönetildiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'nin karakterlerinin de tamamen selefiliğe dayandığını dile getirdi. Hanife, ideolojik yönleriyle Tayyip Erdoğan ve AKP'nin DAİŞ ve El Nusra çetelerine yakın zihniyet yapısında olduğunu, çeteler eli ile vekalet savaşı yürüttüğünü ifade etti.

'Türkiye Suriye ve Rojava'da işgalci durumdadır'

Türkiye'nin Suriye'de hakimiyetini geliştirme, Kürt statüsünün oluşmasını önlemeyi amaçladığını, İncirlik anlaşması ile uluslararası koalisyon güçlerinin Türkiye'ye tavizler verdiğini ve Türkiye'yi koalisyon çizgisine çekmek istediklerini ifade eden Hanife Hüseyin, "Rusya'nın Suriye sahasına dahil olması bir yönü ile koalisyon güçlerinin planlarını daraltıyor. NATO desteği ile Türkiye kullanılmaya çalışılıyor. Rusya Suriye'ye girmesinden sonra Türk devletinin DAIŞ çetelerine verdiği desteğe göz yummak istediler. Özellikle Halep cephesinde EL Nusra eli ile Rusya'ya karşı savaş başlatıp planlarını boşa çıkarmaya çalıştılar. Bunun tek başına yetmediği ve Türkiye NATO'nun şımarık çocuğu gibi Crablus-Ezaz hattında rol sahibi olmak isteği ortaya çıktı.

Rus uçağını düşürülmesi ile birlikte Türk devleti Suriye içine direkt müdahale etmek istiyor. Rus uçağı sınırı geçti, geçmedi bana göre bu teknik bir sorundur. Uzmanlar bunu netleştirebilir. Esasta Türk devletinin yaklaşımı Suriye ve Rojava'da işgalci bir durumdadır. Türk devleti çeteler ile elde edemediği durumu fili bir duruma çevirerek Suriye içinde Crablus-Ezaz hattında yer işgal etmeye çalışıyor. Türk devleti daha öncede Sultan Murat adı ile örgütlediği çeteleri Ezaz hattı üzerinden bölgeye yerleştirdi. Türk devletinin bu planlarına göz yuman koalisyon güçleri ile Türk devleti arasında gizli bir anlaşmanın imzalanmış olduğunu kanıtlıyor" dedi.

'Türkiye politikalarından vazgeçmiş değil'

Anlaşmaya göre Crablus bölgesinin Türkiye'nin hava hattı olarak gösterildiğini de vurgulayan Hanife, şunları vurguladı: "Bu esaslar üzerinden Türk devleti NATO'dan aldığı destek ile yaptığı her şeyi kendisine mübah olarak görüyor. Türk devletinin esas amacı ise Rojava Kantonları asasını kapanmak istiyor. Müdahalelerini bu esaslar üzerinden yürütüyor. Şimdi tüm Rojava sınırları boyunca Türk devletinin bir hareketliliği söz konusudur.

Devrimin 5. yılına giriyoruz, halen Türk devleti düşmanca politikalarından vazgeçmiş değildir. Dikenli teller ve duvarlar örüyor. Rast gele sınırlarda insanları katlediyor, işkence ediyor, YPG mevzilerine ağır silahlarla saldırılar düzenliyor. İki gün öncede aldığımız bilgiye göre Serêkanîye ve Endiver arasında duvar örmek istiyorlar. Bu yaklaşım tamamen Rojava içine karışmak ve işgalci bir durumdur. Tüm bu durumlar Suriye üzerinde hegomonik güçler arasındaki çatışmanın daha fazla uzayacağını da gösteriyor.

'Tarif edilen yerlerde Türkmenler yaşamıyor'

Türk devletinin tarif ettiği yerlerde sadece Türkmenler yaşamıyor. Elbette Türkmenlerinde Suriye toprakları üzerinde demokratik ve özgür yaşam hakları vardır. Grê Spi'de oluşturulan demokratik özerklik yönetimi içinde Türkmenlerin özgür yaşamaları buna en iyi örnektir. Yine Demokratik Suriye Güçleri içerisinde Türkmenler yerini alıyor. Türk devletinin yaklaştığı gibi etnik milliyetçi yaklaşımlarla Suriye sorunları çözülemez. Sorunları daha da derinleştirir."

'Türkmenler üzerinden etnik milliyetçilik oluşturulmak isteniyor'

Türkiye'nin Türkmenlik üzerinden etnik milliyetçilik siyasetini yürütmek istediğini, bu yaklaşımın Suriye'de sorunları daha da derinleştirerek sertleşmesine neden olacağını ifade eden Hanife, "Ezaz hattında Türkmenler kendi kimlikleri ile özgür yaşayabilirler" dedi. Türkmenlerin de demokratik özerk yönetim sistemi içinde yaşayabileceklerini ifade eden Hanife, şöyle devam etti: "Cizirê Kantonu'nda halkların ortak değerlerini temsil eden demokratik özerk yönetim içinde Türkmenlerin de yaşayabileceği bir sistem sorunlara çözüm olabilir. Girê Spî de demokratik özerk yönetim içinde tüm halkaların yaşaya bileceği kanıtlandı. Suriye halkları kendi yaşam kararlarını alabilirler. Ama Türk devletinin Suriye içine müdahale hakkı yoktur.

'Türkiye El Nusra ve DAİŞ'i destekliyor'

Çete ve teröre karşı uluslararası bir müdahale gereklidir. Türk devleti Rusya'yı Esat'ı korumakla itham ediyor. Ancak Türk devletinin El Nusra ve DAİŞ çetelerini desteklediğini herkes biliyor. Tüm sınırlarını çetelere açarak, tırlarla silah taşıdılar. Rojava savaşlarında kendi gözlerimiz ile gördük, Türk devleti çetelere açık yardım ettiğini gördük. Türk devleti bu denli pervasızca Suriye içine müdahale etmesi sorunları ağırlaştırdığı gibi Türk devletinin de önümüzdeki süreçteki politikalarının da iflas edeceği anlamına gelecektir.

Türk devleti zaten demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir sisteme dayanmıyor. Türk devletinin bu tekçi sitemine karşı 38 yıldır Kuzey Kürdistan halkı mücadele ediyor ve şimdi kendi kendini yönetmek için her alanda ayaktadır. Tekçi bir zihniyete dayanan gerici bir sistem olan Türk devleti kendi içinde halkların demokratik, özgürlükçü taleplerine cevap verip sorunları çözmekten uzak iken başka bir devlete müdahale edemez. İç sorunlarını çözemeyen tekçi geri Türk devleti iktidar paylaşımını esas alıyor. Dolayısıyla Suriye ve başka yerlerdeki özgürlük ve demokrasi sorunlarını asla çözemez. Uluslararası hegemonik güçlerin bölge üzerinde hesapları vardır. Türk devleti de bu ortamda rol almak ve pay kapma peşindedir."

(gc/fk)