Mücadeleci bir iş kadını profili: Filiz Bedirhanoğlu

09:29

 


Derya Ceylan/JINHA


AMED –   Erkek egemen zihniyetin yoğun olarak hakim olduğu iş yaşamında ‘şiddet mağduru’ figürü olmaktan çıkarak, yaşamın her alanında başarılarıyla kendilerinden söz ettiren başarılı kadınlardan biri olan Diyarbakırlı İş Kadını Filiz Bedirhanoğlu, öğrencilik günlerini, cezaevi anılarını, yaşanan akıl almaz işkenceleri ve iş yaşamındaki başarılarını anlattı. 


Dünya’da iş ve sosyal yaşamda erkek egemenliğinin yoğun olarak hakim olmasına rağmen son yıllardaki toplumsal değişimlerle kendini dönüştüren kadınlar “Şiddet mağduru” figürü olmaktan çıkarak, yaşamın her alanında başarılarıyla kendilerinden söz ettiriyor. İş yaşamında büyük başarılara imza atan kadınlardan biri ise Diyarbakırlı İş Kadını Filiz Bedirhanoğlu...  Sahip olduğu otel, medikal, ecza deposu ve eczanelerde bin işçi çalıştıran Filiz, kadınların iş ortamında "bende varım" demesi için çalışanların çoğunun kadın olmasına özen gösteriyor. Diyarbakır’da 23 yıldır serbest eczacılık yapan, medikal ve ecza depoculuğu alanında çalışan iki çocuk annesi Filiz, Diyarbakır Eczacılar Odası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Diyarbakır Şubesi İl Kadın Girişimciler Kurulu Başkanlığı, sivil toplum örgütleri ve meslek odalarında yer alarak başarılı çalışmalara imza atıyor. Filiz, öğrencilik yıllarından, cezaevi dönemini ve 1970’li yıllardan bu yana büyük bir mücadele vererek, başarılı bir iş kadını olduğu noktaya geldiği emek dolu yıllarını JINHA'ya anlattı.


'Cinsiyetçi bir ailede büyümedim'


Kadınların eğitim alması gerektiği düşüncesine sahip bir ailede büyüyen Filiz, kendisiyle beraber beş kız kardeşinin olduğunu ve bunun çok önemli bir ayrıntı olduğuna dikkat çekerek, "Bölgede erkek çocuğun öneminin çok fazla olduğu bir ortamda kendi ailem içerisinde bunu hissetmedim. Ailemde soyun devamı gerekiyor gibi davranışlarla hiç karşılaşmadım ve ailem okumam için elinden geleni yaptı. Şu an diğer kız kardeşlerimle beraber birer eczacı olarak iş ortamında çalışıyoruz" dedi. “Ben aslında eczacı olmak istemiyordum” diyen Filiz, “Babam eczacıydı, iki ablamda eczacılık fakültesinde okuyorlardı. Ailemin beni yönlendirmesi sonucu eczacı oldum” dedi.


‘İşkencenin yoğun yaşandığı yıllarda tutuklandım’


Filiz, 1978 yılında Ankara Gazi Üniversitesi’nde Eczacılık bölümünü okuduğu sıralarda öğrencilerin siyasi hayata katılımı nedeniyle çok yoğun bir dönem yaşadığını dile getirerek, "Üniversitede üçüncü sınıftayken devrimci yol davasından Mamak Cezaevi’nde iki buçuk yıl yattım. Ailem benim cezaevinde olduğumu herkesten saklıyordu. 'Ayıp bir şey, kardeşimiz cezaevine girmiş, biz bunu insanlara nasıl izah ederiz?' diyorlardı, ama hiçbir şey gizli kalmıyor. Cezaevinde olduğumu herkes öğrendi. Zaten ben düşüncemi savunduğumdan dolayı cezaevine girdim ve bunu gizlemenin de bir gereği yoktu. O dönemlerde neredeyse herkes tutuklanıyor ve işkenceye maruz kalıyordu. Ben de tutuklandığımda beni cezaevine çevrilmiş eski bir Anadolu Lisesi’ne götürdüler. Çünkü dönemin cezaevleri yoğun tutuklamalardan dolayı tıka basa doluydu. Bu yüzden devlet eski okulları cezaevine çeviriyordu. Her gün otobüslerle yeni tutuklular cezaevine getiriliyordu" diye konuştu.


‘Mamak’ta akıl almaz işkencelere tabi tutulduk’


Bir süre eski Anadolu Lisesi’nde tutulduktan sonra Ankara Mamak Cezaevi'ne götürüldüğünü  belirten Filiz, Mamak'ta kaldığı süre içerisinde akıl almaz işkencelere tabi tutulduğunu ifade etti.  "Mamak'ta, sayım bile işkenceydi" sözleriyle konuşmasını sürdüren Filiz, "O dönemlerde çok fazla işkencelere maruz kaldık. Her gece askerler köpeklerle beraber koridorları geziyor ve coplarla kapılara vuruyordu. Her saniye İstiklal Marşı eşliğinde tabutluğa indiriliyorduk. Tabutluk denilen bu işkence hanede saatlerce işkence görüyorduk" diye kaydetti. Mamak'la Diyarbakır cezaevlerinin birbirinden farksız olduğunu ifade eden Filiz, politik tutsaklara kantine çıkma yasağının yanı sıra 24 saat eğitime tabi tutulduklarına dikkat çekti. Kadınların baskılara boyun eğmediğini ve bunun için sürekli cezaevi yönetimine karşı mücadele içerisinde olduklarını söyleyen Filiz, "Sürekli işkenceden geçiyorduk. Döşek ve yastıklar parçalanmış bir şekildeydi. Havalandırma,  sigara içme ve görüşler sık sık yasaklanıyordu. Kış geceleri soğukta dışarıda saatlerce bekletiliyorduk. Fakat biz her şeye rağmen direnmeye devam ettik" sözlerine yer verdi.  


‘Politik tutsak olmama rağmen beni çete koğuşuna attılar'


 Filiz, Mamak Cezaevi’nde Devrimci Yol davasından iki buçuk yıl yattıktan sonra 1983 yılının Mart ayında cezaevinden çıktığını ve ailesinin baskısıyla tekrar üniversite eğitimini tamamlayıp Diyarbakır’da eczacılık yapmaya başladığını söyledi. Diyarbakır’da eczacılık yaptığı ilk dönemlerde ‘PKK’ye yardım ve yataklık’ yaptığı iddiasıyla gözaltına alındığını ve Diyarbakır Saraykapı Cezaevi'nde 6 ay tutuklu kaldığını belirten Filiz, "Politik tutsak olmama rağmen beni adli mahkumların olduğu çete koğuşunda tuttular" sözlerini ifade etti.


‘Kimsenin girmeye cesaret edemediği ihaleyi kazandım’


Cezaevinden çıktıktan sonra eczacı olan babasının 1986 yılında vefat etmesiyle boş kalan eczaneyi devralıp çalışmaya başladığını belirten Filiz, 1990 yılında Şah İsmail Bedirhanoğlu ile evlendiğini dile getirdi. Eşi ile beraber eczane açtıklarını kaydeden Filiz, “Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin karşısında bulunan iki işyeri için çok fazla para isteniyordu. Kimse bu ihaleye girmeye cesaret edemiyordu.  Eşimle beraber ihaleye girdik.  İhaleyi almak için çok emek verdim,  düğünde takılan altınları satıp ihaleyi aldık.  Girelim diye düşündük, ama çok fazla bir sermayemiz yoktu. Herkes bize ‘çılgın’ diyordu. ‘Bunlar başaramaz’ diyordu. Ama biz dostlarımızın desteğiyle eczaneyi almayı başardık" şeklinde konuştu.


 ‘Kadınların siyasetteki başarısı iş yaşamına da yansımalı’


Toplumun algısının kadına yakıştırılan iş rollerinin olduğunu belirten Filiz, öğretmenlik gibi eczacılığında kadına yakıştırılan bir meslek olduğuna işaret ederek, "Benim dönemimde de eczacıların çoğu kadındı. Ben de ailesi tarafından eczacılığa zorlanan kadınlardan biriydim. Fakat şu an bu algı bir nebze olsun değişti" ifadesini kaydetti. Bölgede kadınların siyasete katılımının fazla olduğunu söyleyen Filiz, “Kadın hareketinin yoğun mücadelesi sonucu kadınlar artık kendilerini siyasi alanda daha iyi ifade edebiliyor. En fazla kadın belediye başkanı bizim bölgemizde, bizim coğrafyamızdadır” dedi. Filiz, kadınların siyasette ve alanlarda ön planda olduklarını ifade ederek, aynı başarının çalışma yaşamına da yansıması gerektiğinin altını çizdi.


 ‘Kadınlar kendilerine biçilen rollere göre çalışmamalı’


Bölgede kadın girişimciliğinin son zamanlarda gündeme geldiğini ifade eden Filiz, kadınların çalışma hayatına atılmak istediklerini, fakat bunun için gerekli eğitim ve finanstan yoksun bırakıldıklarını belirtti. Kadınlara biçilmiş bir rol olduğunu hatırlatan Filiz, kadınların bu rolü yırtıp dışarı çıkınca türlü zorluklarla karşılaştığını dile getirdi. Filiz, girişimci olan kadınların da kendilerine biçilen rollere ilişkin lokanta, tuhafiye, kreş ve güzellik merkezi gibi işlerde çalıştıklarını söyledi. İş hayatında malın üretimi, tasarımı, maliyeti ve muhasebesi ve malın satılacağı yerin çok önemli olduğunu söyleyen Filiz, kadınların bu konuda destek almadıkları için ürettiği malı pazarlamada sıkıntı çektiğine işaret etti. “İş yaşamında daha az deneyimi olan ve sermayesi yetersiz olan kadınlar bir danışmanlık desteği almalı” diye konuşmasına devam eden Filiz, çözüm önerisi olarak ortak üretim atölyelerinin yapılabileceğini önerdi.


'Birçok kadın kayıt dışı çalışıyor'


Kadın istihdamına yönelik bölgede birçok kadının kayıt dışı çalıştığına değinen Filiz, bu kadınların daha çok tekstil atölyelerinde çalıştığını ve gündelikçi, bakıcı ya da tezgâhtar olarak çalıştıklarının altını çizdi. “Buradaki bütün kadın inisiyatifleri, yerel yönetimler, iş kadını dernekleri, kamu finans kuruluşları ve ortak bir platform oluşturup bir kadın merkezinde toplanabiliriz” diye konuşan Filiz, Bağlar Belediyesi’nin kadınlara yönelik yaptığı çalışmaları örnek göstererek, belediyeye bağlı kurumlarda bulunan kadınların iş kadınları ile çok fazla ortaklaştırılamadığını söyledi. “Biz kadınlar bir araya gelip hem ekonomik, hem toplumsal açıdan güçlendirici projeler üzerinde çalışmamız gerekiyor” diye konuşan Filiz, böylesi projelerin hayata geçmesi gerektiğinin altını çizerek, jiyan Semt Pazarı'nda çalışan kadınların çok güzel çanta üretimi yaptığını ve 'bu çantalara bir tasarım verilebilinir mi?' konusunda katkıda bulunmak istediğini kaydetti. 


'Her yapıdan kadınla bir arada olacağız'


“Biz kendi markalarımızı yaratmalıyız. Toplumsal süreci inşa edip kentsel ekonomimizi kendimiz yapmalıyız” diye konuşmasını sürdüren Filiz, yerel marka yaratılması gerektiğini vurguladı. Bölgede tüm kadınların beraber örgütlü bir şekilde hareket etmeleri gerektiğini vurgulayan Filiz, “İki defa iş kadınları ile bir buluşma yapıldı ve çok hoş oldu. Belki süreç içerisinde gelişen olaylardan ötürü bir araya gelinemedi, en azından herkes birbiriyle tanıştı. Bu tür buluşmaların fazlalaştırılarak, devam ettirilmesi gerekiyor. Bu coğrafyada yaşayan iş kadınları olarak her yapıdan kadınla bir arada olmalıyız” diye kaydetti.


‘Kalkınmaya dönük eğitimler verilmeli’


Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası seçimi sürecinde başarılı birçok kadınla tanıştığını söyleyen Filiz, bunun gelişmesinin gerekli olduğunu savundu. Sivil toplum örgütlerinde çeşitli kursların verildiğini, ama bölgenin kalkınma hedeflerine yönelik bir eğitim verilmediğine işaret eden Filiz “İşçi alırken yeniden eğitime tabi tutacaksınız, bu size hem maliyet, hem de zaman kaybına yol açar. Böylece verilen eğitimlerde boşa gitmiş olur” şeklinde değerlendirdi. Öncelikle bölgenin kalkınma hedeflerine uygun eğitimler verilmesinin ihtiyaçları giderebileceğini belirten Filiz “Eğitimler ayarlanır, stajlar orada yapılır. O eğitimleri gören kadınlara ve gençlere eğitimlerini bitirdikten sonra yerleşebilecekleri yerler bulunur” dedi. Bölgeye yönelik meslek okullarının bile açılabileceğini söyleyen Filiz, güç birliği yapılması gerektiğini vurguladı.


‘Sınır kapıları açılmalı, mayınlı araziler temizlenmeli’


Mermer, tekstil, gıda ve tarımın bölgede çok önemli kaynaklar olduğunu ifade eden Filiz, “Tarıma elverişli topraklarımız Türkiye ortalamasının çok üstünde, ama sınır kapılarının açılması lazım. Mayınlı arazilerin temizlenmesi ve sulama kanallarının açılması gerekiyor” diye konuşmasını sürdürdü. “Somut adımlar atarak bir yerden başlayacaksınız” diyen Filiz, bir şeyler yapabilecek insanların bir araya gelip bunu düzeltmeleri gerektiğine işaret ederek, “Belki eksik ama iyi niyetle ve inançla mutlaka bunların düzeleceğine inanıyorum ” sözleriyle konuşmasını tamamladı.


(dc/zd/mg)