Tahir Elçi'nin katledilmesi sonrası konferans iptal edildi
12:33
JINHA
AMED - Kadınların şiddete karşı buluştuğu 'Kadına yönelik şiddeti birlikte durduracağız' konferansı Sur'da gerçekleşen saldırıda Tahir Elçi'nin katledilmesi sonucu iptal edildi. Diyarbakır Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesi'ne giden kadınlar, burada basın açıklaması yapacak.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikalar Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Kadına Yönelik Şiddeti Birlikte Durduracağız' konferansı ilk oturumunda 'Kadına karşı yapılandırılmış şiddet' konusu tartışıldı. Oturumun moderatörlüğünü BİKG üyesi Prof. Dr. Nükhet Sirman, yaparken KJA aktivisti Pınar Işık ve ABD Evanston Üniversitesi'nden Nisa Göksel sonumlar yaptı.
Nükhet Sirman, 7 Haziran'dan bu yana muazzam bir şiddet dönemi yaşandığını, 1 Kasım'dan sonra da devam ettiğini belirterek, bu durumun tüm hak ve hürriyetlerin askıya alındığı, yasaların geçerli olmadığını, hukukun işlemediği bir dönem olduğunu dile getirdi. Türkiye'de daha önce de 12 Eylül, 12 Mart, 27 Mayısların yaşandığını hatırlatan Nükhet, sınır tanımayan bir 'erkeklik' yaşandığını belirtti. Erkeğin iktidarın maşası haline geldini, iktidarın işini yaptığını belirten Nükhet, evde de erkeğin güç uygulayan, devletin aygıtı olan bir konumda olduğunu söyledi.
'Kadına yönelik şiddet bir savaş halidir'
Pınar Işık da 'Kadına yönelik şiddetin tarihsel sürecini' anlattı. Kadına yönelik şiddet olgusunu kadın kırımı olarak tanımlamak gerektiğini, politik sistemde eril zihniyetin kadına karşı savaş hali olarak da tanımlamak gerektiğini belirten Pınar, sosyal, siyasal olarak kadını dışlamak, öldürmek, işkence etmek gibi eril şiddetin kapsamının bir savaş hali olduğunu vurguladı. Günlük ve anlık üretilen aynı zamanda tarihsel bağları da olan bir durum olduğunu vurgulayan Pınar, kadına yönelik şiddetin ideolojik, politik, organizeli bir sistemin ürettiği bir şiddet olduğunu vurguladı.
'Şiddetin kaynağı devletli, sınıflı toplum'
Şiddetin eril zihniyetin sonucu olduğunu, kadınların ataerkil sistemde nesneleştirilmesi ve yok sayılmasının erkek egemen sistemin devamını sağladığını vurgulayan Pınar, insan toplumsallaşırken organizeli bir şiddetten bahsedilemeyeceğini, kadına yönelik şiddetin tarihsel kaynağının sınıflı devletli uygarlığın çıkışına bağlamak gerektiğini vurguladı. Devletli uygarlık ile eril egemenliğinin birbirini beslediğini belirten Pınar, ilk sınıflaşmanın erkeğin kadın üzerinde kurduğu egemenlik olarak görmek gerektiğini belirterek, "Devletli uygarlık eril kaynaklıdır. İktidar ve eril egemenliğini gerçeği erkeklerin kadına karşı egemen olması kaynağında yatar. Ezen ezilen çelişkisinde de temel kaynağı erkeklerin kadın üzerindeki egemen olma isteğidir" dedi.
'Kutsanan aile şiddeti meşrulaştırıyor'
Devletin çıkışının erkeğin kadın üzerindeki baskısı ve hükmetmesiyle oluştuğunu belirten Pınar,Hamurabi yasalarından örnekler verdi. Ailenin tüm sınıflı toplumlarda politik, ideolojik bir bağı olmayan özel bir alan olarak ele alındığını, ailenin kutsandığını ifade eden Pınar, bu kutsama halinin devlet ve din kutsamasıyla ilişkisi olduğunu vurguladı. Devlet, aile ve din olgusunun kadına yönelik şiddetin meşrulaştırılaması ve üretilmesinde payı olan yapısal kurumlar olduğunu dile getiren Pınar, ailenin kadını koruyan değil, her türlü şiddetin uygulandığı ve kutsal bir yermiş gibi gösterildiğini vurguladı. Evliliklerin de sınıflı ve devletli uygarlıkla geliştiğini ifade eden Pınar, erkeğe her türlü hakkın verildiği kuralları ve anlayışları anlattı.
Kadın kırımının en şiddetli ve sistemli uygulamanın Avrupa'da Ortaçağ dönemlerinde yapıldığını belirten Pınar, bunun 'cadı avlarıyla' yapıldığını dile getirdi. Bilim, felsefeyle ilgilenen kadınlara yönelik bir savaş halinden bahseden Pınar, "Cadılık soruşturması yapılan bunun sorgulaması sırasında işkenece maruz kalan ve doğrudan katledilen kadınlardan bahsediyoruz. Erkek egemenliğinin kendisi tarihsiel olarak, sınıflı devletli uygarlığın gelişim aşamasından itibaren ortaya çıktı her dönemde değişti, derinleşti, değişmeyen tek şey kadına yönelik şiddetin sistemli ve organizeli olmasıdır. Devlet, din ve aile olgusu şiddeti meşrulaştıran yapısal olgulardır. Kapitalist modernite de ataerkil tarihin birikimini taşıyor" dedi.
Pınar son olarak kadının tarihin ve toplumun mağduru değil öznesi olduğunu belirterek, "Örgütlenenek ve öz savunmamızı yaparak, şiddeti durdurabiliriz" dedi.
'Modern devlet ataerkil sistemin devamı'
Evanston Üniversitesi Sosyoloji bölümünden Nisa Göksel, 'Cinsiyete dayalı ayrımcılık ve kadına yönelik şiddet' sunumu yaptı. Modern devletin kurulumunun toplumsal sözleşme olarak açıklanabileceğini, burada ezen ve ezilenler arasındaki bir sözleşmeden bahsedilebileceğini belirtti. Bu sözleşmeyle devletin topluma eşitlik ve özgürlük verdiği varsayıldığının ancak modern devletin ataerkil sistemin devamını olşturduğnu söyledi. Nisa, modern devletin oğullara, kocalara yeni iktidar araçlarını da açtığnı, ailenin erkeğin iktidarını güvenceye alan en önemli araçlardan olduğunu dile getirdi.
'Söylemler şiddeti meşrulaştırıyor'
"Kocandır döver de sever de", "Karı-koca arasına girilmez" sözleriyle de şiddetin meşrulaştırıldığına ve sorgulanamaz hale getirildiğine dikkat çeken Nisa, "AKP'nin cinsiyetçi söylemleri erkek şiddetine örnek oluşturur. Erdoğan 'kadın ve erkek eşit konuma getiremezsiniz fıtrata terstir' demişti. Benzer şekilde TBMM'de MHP milletvekili 'Biz Amerika'yı yeniden keşfetmiyoruz, şiddet sebepleri belli' demişti. Sare Davutolu 'Kadına şiddet büyütülüyor' demişti. Bu söylemler kadına yönelik şiddeti görünmez kılmakla kalmaz, şiddeti kadının değişmez kaderi haline getirir" dedi.
'Öz savunma haktır'
İnsanların öz savunma hakkının toplumsal sözleşmede yer aldığını, politik ve hukuki bir hak olduğunu belirten Pınar, "Öldürme eylemini aşan bir öz savunma vardır. Burada öz savunma politik etik bir eylemdir. Kadınların maruz kaldığı her türlü şiddete karşı bir müdahaledir. Nevin Yıldırım ve Çilem Doğan toplum içinde 'canavar' olarak görürler. Onların 'namus' gerekçesiyle şiddet uygulayan erkekleri öldürmeleri mahkemelerde gerekçe olarak görülmez. Kadınlar burada hayatlarına sahip çıkarlar, ataerkil kurguyu da ters yüz ederler, bu yüzden kadınların savunması meşru savunma olarak değil cinayet olarak kabul edilir" dedi.
Tahir Elçi'nin katledilmesi nedeniyle konferans iptal edildi
Konferans, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin Sur'da yaptığı açıklama sonrası katledilmesi nedeniyle iptal edildi. Diyarbakır Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesi'ne giden kadınlar, burada basın açıklamasında bulunacak.
(ekip/mg)
