Cumartesi Annelerinin karanfilleri Tahir Elçi için
14:18
JINHA
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri eylem esnasında ölüm haberini aldıkları Tahir Elçi için kırmızı karanfillerini yere bırakarak suikastı protesto etti ve "Tahir, yıllarca bizimle beraber kayıplarımızı aradı, O insanlar ölmesin diye sokaklardaydı” dedi.
Cumartesi Anneler, gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini öğrenmek ve faillerin yargılanmasını için başlattıkları adalet arayışlarının 557’incı haftasında, her hafta olduğu gibi yine Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. “Failler belli kayıplar nerede” pankartının açıldığı 557’inci haftada kayıp yakınları Nihat Aydoğan dosyasındaki cezasızlığı güncel tutmak için buluştu.
‘Kendi acımız unuttuk’
Eylemde ilk olarak konuşan Nihat Aydoğan’ın eşi Halime Aydoğan, son zamanlarda yaşanan katliamlar yüzünden kendi acılarını unuttuklarını ifade ederek, “Bu devlet, Recep Tayip Erdoğan bizden ne istiyor. Amacı tek başına iktidar olmaktı, iktidarı da aldı ama yine de katliamlara devam ediyor. Eskiden gizlice katlediyorlardı insanları şimdi ise herkesin gözü önünde öldürüyorlar. Artık yeter, bu acılar, katliamlar son bulsun. Barış içinde, insan gibi yaşamak çok mu zor” dedi. Ardından söz alan Nihat Aydoğan’ın kızı Necbir Aydoğan ise kayıplar bulunana ve yaşanan katliamlar son bulana kadar adalet için alanlarda olmaya devam edeceklerini söyledi.
‘Çocukları önünde darp edildi’
Kayıp yakınları adına bu hafta ki buluşmada basın açıklamasını yapan Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, “Biz biliyoruz ki suç işleyen devlet görevlileri cezadan muaf tutulduğu rejimlerde insan haklarından, hukukun üstünlüğünden, adaletten, toplumsal barıştan söz edemeyiz” diyerek, 557. Haftada 32 yaşındayken kaybettirilen ve 21 yıldır devletin etkin soruşturma yükümlülüğünü yerine getiremediği Nihat Aydoğan dosyasındaki cezasızlığı güncel tutmak için buluştuklarını söyledi. Maside sözlerine şöyle devam etti: “ Midyat’ın Doğançay (Mizizağ) köyünde korucu olmak istemeyen köylülere yoğun baskı vardı .Köylüler dövülüyor, tehdit ediliyordu.Nihat Aydoğan’ın oğlu Fevzi’nin bu baskı ortamında dağa gitmesi babası üzerinde ki baskıyı daha da arttırdı. Nihat Aydoğan’ın evi sık sık basılıyordu. 30 Kasım 1994 sabahı saat 05.00 sularında Nihat Doğan’ın evi yine çok sayıda özel tim tarafından basıldı. Evde eşinin, çocuklarının göz önünde şiddetli bir biçimde darp edildi. On beş gün işkencede kaldı” diye konuştu.
‘Biz onu bıraktık dağa gitmiştir’
Maside, daha sonra kendini Nihat Aydoğan diye tanıtan birinin,’ Beni serbest bırakdılar eve geleceğim’ demesinden sonra Nihat’ın eve gelmemesi üzerine eşi Halime’nin Midyat Jandarma Karakolu’na gittiğini aktardı. Maside, “Karakoldakilerin Halime’ye ‘Biz onu bıraktık, dağa gitmiştir, onu orada ara’ dediklerini söyledi. Nihat Aydoğan’dan bir daha haber alınamadı.21 yıldır Nihat Aydoğ’ın akıbeti gizlendi. Yıllardır bu meydanlarda açıklıyoruz. Nihat Aydoğan’ın kaybettirilmesinde, Başbakan Tansu Çiller, Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Korucular ve o dönem hükümette görev alan diğer isimlerdir” şeklinde konuştu.
Eylemin devam ettiği esnada Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü haberi geldi. Haberi protesto eden kayıp yakınları meydanda bulunan polislere dönerek “Katiller” diye tepki gösterdikten sonra ellerinde bulunan kırmızı karanfilleri Tahir Elçi için yere açtıkları pankarta bıraktılar. Kayıp yakınlarından Hanım Tosun söz alarak, Tahir Elçi’nin yıllardır kayıp yakınları için mücadele ettiğini söyleyerek, “Tahir yıllarca bizimle beraber kayıplarımızı aradı. Bir basın açıklamasından daha doğal ne olabilir. Buradan bu ülkeyi yönetenleri lanetliyorum. Şu an bir gazeteci beni aradı ve elimde bulunan çiçeği Tahir Elçi için yere bırakmamı söyledi. Tahir Elçi inanlar ölmesin diye sokaktaydı” dedi.
(ml/zd/fk)

