Sebahat Tubcel: Sokağa çıkma yasağı ile Tahir Elçi suikastı karartılmak isteniyor
15:45
JINHA
İSTANBUL - HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel, "Devlet 1990'larda olduğu gibi yine hakikati ensesinden vurdu" diyerek, Tahir Elçi'nin katledilmesini kınarken, ardından ilan edilen sokağa çıkma yasağının ise katliamı aydınlatmak değil, tam aksine yarım kalan katliam planının tamamlamak amaçlı olduğunun vurgusunu yaptı.
Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin Diyarbakır Sur'da polisler tarafından katledilmesine bir tepkide Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü tarafından yapılan açıklama ile kınandı. Cezayir Restorant'ta yapılan açıklamada ilk olarak konuşan Ertuğrul Kürkçü, "Suikastın el birliğiyle hazırlandığını düşündürüyoruz. Tahir Elçi'yi vuran kurşunlar, Selahattin Demirtaş'a ulaşamayan kurşunlardır. Bugün Türkiye'de muhalefetin dili sözü olan herkesin tehdit altıda olduğunu görüyoruz. Cumhurbaşkanına sizin hedefe koyduğunuz insan kurşuna diziliyor. Yarın Diyarbakır'da Tahir Elçi'nin cenazesi kaldırılacak. Eş sözcümüz ile birlikte Diyarbakır'da olacağız. Diyarbakır halkımın bu katliamdan duyduğu acıyı ifade etmesinin önüne geçmek için herhangi bir adım atılmayacağını düşünmek isteriz. Eğer böyle olursa acının üzerine bir yeni acı eklenmiş olur. Sakın ola ki halkın acısıyla oynamaya çalışmayınız" dedi. Ertuğrul, konuşmasında, "Tahir Elçi sonsuzluğa kadar kalbimizdedir. Kendisini bekleyen mermilere doğru hakkı ve hakkaniyeti savunarak yürüyen bir insanın önünde düşman dahi eğilecektir. Biz de onun gibi boyun eğmeden mücadelemize devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
'Adalet olsaydı Tahir Elçi aramızda olacaktı'
Ardından konuşan HDP Eş Sözcüsü Tuncel de, bu katliamın sadece Tahir Elçi'ye yönelik olmadığını, tüm Kürdistan halkına, insan hakları savunucularına, barışı savunanlara yönelik gerçekleştiğini söyledi. Sebahat, "90'larda hakikati öldürdüler, o dönemlerde de önce hakikati öldürdüler. Şu an da aynı, hakikat ensesinden vuruldu. Aslında hakikat çok uzun süredir öldü, bunu bu gün bir kez daha gördük. Tıpkı 1990'larda olduğu gibi devlet yurttaşına karşı suç işledi. Musa Çitil Derik katliamları nedeniyle AİHM'de ceza almış birisiyken terfi etti, o günden bugüne bölgede yaşananları bundan bağımsız düşünmemek gerek. Devlet şunu dedi; Kürt halkına karşı işlenen bütün suçların arkasındayız. Türkiyede halikate ve adalet konusunda bir gelişme olsaydı, bugün Tahir Elçi aramızda olacaktı" diye konuştu.
'Tahir Elçi ölümüyle barışın ne kadar önemli olduğu gösterdi'
HDK olarak tüm olanların hesabının verilmesi için mücadele etmeye devam edeceklerinin altını çizen Sebahat, "Biz öyle bir gelenekten geliyoruz ki devlet politikasına karşı halkların özgürlüğünü savunuyoruz. Bu politikalar karşısında direnmeye hesap sormaya devam edeceğiz. Bu katliamın hesabı verilmezse başka katliamların önü açılacaktı. Türkiye'de geçmişle yüzleşme yaşanmadığı için bütün bunlar tekrar tekrar yaşanıyor. Tahir Elçi devlete ve AKP hükümetine seslenmişti, bir an önce çatışmalar son bulsun barış olsun demişti. Bunun ne kadar önemli olduğunu bugün ölümüyle bize gösterdi" diye konuştu.
'Devlet Kürtlere bizim gibi düşüneceksin diyor'
Sebahat konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir tv programında PKK'nin terör örgütü olmadığını söylemesiyle siyaseten linç edildi Tahir Elçi. Aslında bu cezalandırma önceden devletin kurumlarıyla yapılmaya çalışılmıştı. Bugün de yargısız infaz ettiler. Devlet bir kez daha diyor ki bizim gibi düşüneceksin, yaşayacaksın diyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Devletin toplum birey üzerinde bu kadar baskı kurmasını kabul etmiyoruz. İnkar, imha ve asimilasyon politikası bugüne kadar başarılı olmadı, başarılı olmayacağı da ortada.
'AKP gerçekleri açığa çıkarmalı'
Tahir Elçi'ye yapılan suikast hepimize gerçekleştirilen suikasttır. Son sözü belki vasiyet olarak barış, bir arada yaşamanın hep birlikte mücadelesini vereceğiz. AKP hükümetini bu olayı gizlemeye değil, gerçeklik neyse aydınlatmaya davet ediyoruz. Çatışmanın savaşın kazananı yoktur, barış herkese kazandırır. Şu ana kadar yapılan açıklamalar aydınlatıcı değil, muallâklaştırıcı açıklamalardır. Surda yasağa çıkma yasağı durumun aydınlanmasından ziyade, halktan gerçeği saklamak doğru değildir, devlet tarafından gizlenenler sonradan hakikati gösteriyor. Bu katliam devletin, Sur'da yarım bırakılmış ne kadar işleri varsa onların da yapacakları olarak da görebiliriz. Sokağa çıkma yasağının cinayeti aydınlatmak amaçlı olmadığının kanaatindeyim."
(sy-zd/fk)
