'Kadın meselesini çözme konusunda yerinden yönetim çok önemli'

16:02

JINHA

İSTANBUL - Kadına yönelik şiddete karşı çalışma yürütülen alanda kadın cinayetlerinin daha az olduğunun altını çizen KADEM başkanı Nebahat, "En ciddi sorunumuz yeterli kurumların olmamasıdır. İnternet sosyal medya yürüyüşler imza kampanyaları şiddet yarayan kadınlara bir yarar sağlamıyor çünkü zaten o kadınlar bu bilgilere ulaşamıyorlar o çaba yetmiyor. Zor olan alanda çalışmaktır kadınla yüz yüze konuşarak yardım ederek çalışmaktır asıl şiddete karşı çalışmak" dedi.

Filmmor'un, İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Sosyal Tesislerinde "Kadın cinayetleri önlenebilir" sloganıyla gerçekleştirdiği 'Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Eylem Konferansı' ikinci gününde devam ediyor. Kadın cinayetlerinin önlenmesinde mücadele deneyim stratejileri başlığı altında yapılan ilk oturumda Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) başkanı Canan Güllü, Hakim Eray Karınca, İzmir Kadın Dayanışma Derneğinden Jülide Aslan Çapar, KADEM başkanı Nebahat Akkoç, Avukat Yasemin Öz konuşmacı olarak yer aldı.

İlk olarak konuşan TKDF başkanı Canan Güllü, Türkiye'de şiddetin bir alt basamağı olarak ensest konusunda çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, "Sağlık bakanlığı Türkiye'nin yüzde 85'i Müslüman ensest olmaz dedi. Ancak Finlandiya ile birlikte bir ensest çalışması yapabildik" dedi. Çalışmaların bir diğer boyutu da yargı iyi hal indirimlerin verilmesi olduğuna vurgu yapan Canan, "Artık hapishanelerin kapısından girer girmez herkes nasıl savunacağını biliyor. Bir davada adamın kravatlı haliyle küçük kızına dudağını çevirerek seni öldürürüm dediğine şahit oldum" şeklinde konuştu. Kadınlar olarak Anayasa da ye alan 62. maddeyi suçlu ilan etiklerini dile getiren Canan, "TCK 62. maddesini adalet bakanlığındaki mağdur hakları komisyonu ile görüştük. Bizler Türkiye'nin sorunlarını aktardığımızda yalan söylüyorsunuz diyen bir başkanla karşılaştık. Tecavüzün olay anındaki saygın duruşunu anlayamıyorum oradaki saygın duruşu veren hukukun nasıl olduğunu anlamak mümkün değil ancak bunu mücadelesini vermeye devam edeceğiz" diye belirtti.

'Hükümet kadın konusunda çalışmak istemiyor'

Özgecan yasası ile indirim maddelerinin kaldırılmasının amaçlandığını dile getiren Canan, "Bizler maddelerin değişmesinden ziyade var olan maddelerin uygulanması sağlanmalıdır. Birçok vicdan yakalayan durumlar var. Hepimizin yakından bildiği nevin olayı vardı. Kendisine tecavüz eden adamı öldürdü ve öldürdüğü bu işlevden bir indirim almadı. Üstüne üstün tecavüzün bebeğini de kucağında taşımak zorunda. Yine öldürmesem öldürülecektim diyen bir çilem var. Hep kadılar mı öldürülecek demişti ve indirim almıştı. Kütahya da Ümmühan'a kendisini yaralayan 3 kurşun yiyerek yaralanan ve hayatta dik duran bir kadına 'hayatım seni seviyorum yakında döneceğim yine mutlu günlerimize döneceğiz' yazılı bir mesaj gönderebiliyor. Oysaki kadınla iletişiminin sağlanmaması gerekiyor. Medyanın bu konuyu gündeme taşınması ve çözüm üreterek gündeme taşıması gerekmektedir. Şiddet konusunda ciddi anlamda birlikte yol almamız gerekiyor çünkü hükümet kadın konusunda çalışmak istemiyor" diye ifade etti.
'Ülkemizdeki şiddet oranı yüzde 90 '

KADEM Başkanı Nebahat Akkoç, göçten kaynaklı yoksulluk çeken eğitimden yararlanamayan insanların kent hizmetlerinin hiçbirinden faydalanamadığına vurgu yaparak, "Trabzon Nevşehir Kırşehir Rize ve Artvin'i de katarak 25 ilde çalışma yaptık 35 bin kadının yüzde 90'ı kadının şiddet yaşadığını düşünüyor. Ülkemizdeki şiddet oranı yüzde 90'dır. Şiddet dünden bu güne bu güne artmadı. Hatta bizim ilk başladığımız sene yüzde 94 çıkıyordu. Fakat Türkiye genelindeki araştırmaları en yüksek yüzde 40 ı görüyor. Demek ki bizim elimizde yüzde 50'lık bir oran var yaşanıyor ama görülmüyor. Dolayısıyla o görülmeyen şiddet içindeki gruptan bir kişi hakkını aramaya başlarsa daha fazlasını görüyor bu da artan kısmıdır. Görünür oldukça kısmi bir artıştan bahsedebiliriz" dedi.

'Kadın meselesini çözme konusunda yerinden yönetim çok önemli'

Kadına yönelik şiddete karşı çalışma yürütülen alanda kadın cinayetlerinin daha az olduğunun altını çizen Nebahat, "En ciddi sorunumuz yeterli kurumların olmamasıdır. İnternet sosyal medya yürüyüşler imza kampanyaları şiddet yarayan kadınlara bir yarar sağlamıyor çünkü zaten o kadınlar bu bilgilere ulaşamıyorlar o çaba yetmiyor. Zor olan alanda çalışmaktır kadınla yüz yüze konuşarak yardım ederek çalışmaktır asıl şiddete karşı çalışmak. Bizde emniyet ve jandarma uzlaştırma yapmıyor. Buda biraz olumluyu görmeye teşvik oluyor bunun da faydasını görüyoruz. Haksız tahrik indirimleri söz konusu olduğu zaman değişim son 10 yılda ve çok hızlı oldu. Siyasi iradenin bu zihniyeti değiştirme niyeti yok çünkü geleneksel olanı savunuyor. Bu nedenle hukukçularla yakın çalışmak yönlendirici olmak önemli oluyor. Kadın meselesi çok yerinde tarif edilmesi gereken bir durumdur, yerinden yönetim çok önemli. PKK'nin öz yönetim iradesine benziyor oysa biz bunu yıllardır söylüyoruz" diye belirtti.

'İyi bir yargıdansa iyi bir hukukçu olmalı'

İzmir Kadın Dayanışma Derneğinden Jülide Aslan Çapar, kadının katledildikten sonra raporların oluşturulması ve dava takiplerinin de çok önemli olduğuna dikkat çekerek, "Ancak tokatın cinayetle sonuçlanmaması için çabalıyoruz. Süregelen bir şiddet ortamı var ve şiddet görmüş kadın her türlü durumunu dert edinmek durumundadır. 100 bini geçen illerin belediyelerin sığınma evi açması gerekiyor bundan anayasa olarak yükümlü. İzmir'de de 4 tanesi merkeze bağlı sığınma evi bulunuyor. Ancak 3 milyon nüfuslu bir yere göre çok az" dedi. Jülide İzmir Kadın Dayanışma Derneğinin çalışmalarını aktararak sunumunu bitirdi. Hakim Eray Karınca, TCK' da düzenlenmiş haksız tahrik ve iyi halk indirimlerini kaldırılmasının istendiğine vurgu yaparak, "Bu maddeler ceza kanunlarının genel ilkeleridir. Bunlar somut olaylara göre değiştirilemez, değiştirilirse Evrensel ceza istemi değiştirilmiş olur. O nedenle bu tip durumları üzerinde çalışarak öneride bulunmak gerekiyor bunlar iyi çalışılmadan hükümetin eline verilirse bumerang gibi haktan yararlanması gerekenleri vurabilir" dedi. "İyi hukukçu mu iyi kanun mu derseniz ben iyi hukukçu derim" diyen Eray, yargı alanındaki deneyimlerini örneklerle aktardı.

'Şiddet içerisinden çıkıp barışı kazandırmak için direniyoruz'

Yasemin Öz, konferansın gerçekleştirildiği sırada Diyarbakır Baro Başkanın katledildiği haberini aldıklarını ve bu durumun kendilerini çok fazla üzdüğüne dikkat çekti. Yasemin, şiddetin her gün artarak devam ettiğine dikkat çekerek, "Bu şiddetin içerisinden çıkıp barışı kazandırmak için direniyoruz. Çok acı bir kayıp güpegündüz bir basın açıklamasında Diyarbakır Baro başkanının katledilmesi bir suikast gibi devletin önlem almaması ve belki içinde olması çok acı bir kayıp. Biz her 25 Kasımda kadına yönelik şiddeti tartışıyoruz ama bu şiddet sadece kadına yönelik olmuyor şiddet yöntem olarak çok benimsenen ifade biçimi" şeklinde ifade etti. Şiddete maruz kalan kadınların yüzde 97 oranında olduğunu dile getiren Yasemin, "Şiddet artmadı sadece şimdi daha görünür. Yaptığımız eylemlerle görünür olmamız kadınların birliğine yardımcı oluyor" dedi. Doğrudan şiddet gören kadınlara dayanışma hizmeti veren örgütlerin devlet kurumlarının yapamadığı şeyi çok az sayıda insanla yapmaya çalıştığına dikkat çeken Yasemin, "Bu nedenle kadın örgütlerinin çalışan sayısının ve niteliğinin artması gerekiyor" dedi.

'Kadını şiddetten uzaklaştıran mekanizmaların değişmesi gerekiyor'

Feminist avukatların davalarının gelişim sürecini değiştirdiğini ifade eden Yasemin, "Biz feminist kadınlar olarak yetişemeyebiliyoruz. Bunun için devletin de kaynak hazırlaması gerekiyor. Mor çatı İstanbul'daki bütün kadınlara yetişebilecekmiş gibi davranmak sorunu yeteri derecede çözmeyecektir diye düşünüyorum. Davaları haksız tahrik indirimleri üzerinden konuşuyoruz ama bir de kadınları şiddetten uzak tutabildiğimiz alanlar var. Kadın dayanışma vakfı üzerinden biliyorum bir kadının sığınağa yerleşmesi ile olay orada bitmiyor 6 aylık bir süre sonra sığınaktan çıkmak zorundalar. Babaları bulamasın diye tekrar tekrar çok fazla sıkıntı yaşıyoruz kadını erkek şiddetinden korumak için şahsen eşlik etmek zorunda kalıyoruz. Bir kadının ömür boyu o şiddetten kurtulabilmesi için ne kadar fazla mekanizmaya başvurması gerektiğini bildiğim için bu mekanizmaların bir an evvel değişmesi gerektiğini düşünüyorum" diye kaydetti.

(sg-ödk/dk)