'Halkların bir arada yaşabilecekleri yeni bir sisteme ihtiyaç var'
09:04
JINHA
İSTANBUL - Özyönetim ilanlarıyla birlikte Kürtlere yönelik saldırıları değerlendiren Düşünce Topluluğu'ndan Tatyos Bebek, "Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini devlet önermişti. O zaman kimse bir şey dememişti şimdi HDP söylediği için bir vaveyla kopartıldı. Türkiye sistemi artık kaldırılamaz durumda" diyerek, halkların bir arada yaşama iradesini gösterecekleri yeni bir sisteme ihtiyaç olduğunu söyledi.
Osmanlı Devleti'nin son yılları ile sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve sonraki aşaması aynı zamanda 'Türk' olmayan halkların katliam tarihidir. Kuruluş öncesi katliama uğrayan Ermenilerin yaşadıkları bu coğrafyadan sürülmeleri ile kısmen son bulurken, Kürtlerin yaşadığı katliam ise aralıksız devam etmiştir. Ermenilere ve Kürtlere yaşatılanları ve Kürtlerin yıllardır sürdürdükleri mücadelenin en kararlı talebi olan yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin adı olan 'özyönetim' talebini Düşünce Topluluğu'ndan Tatyos Bebek ile konuştuk.
'Devlet kendinden olmayanı ötekileştirdi'
Ermenilerin Türkiye'de yaklaşık 3 bin yıla yakın bir zamandır yaşadığını belirten Tatyos, "Fakat bakıldığında sanki Ermeniler bu toprakların asıl sahipleri değilmiş gibi algılanıyor. Özellikle son 150 yıldır Türkiye'de uygulanan politikalarla Ermeniler ötekileştirildi. Ermeniler ötekileşen bir halk ve toplum haline getirildi. 1900'lü yıllarda yaşanılan şeyler zaten tarihteki yerini aldı. Sadece Ermenilerin ötekileştirilmesi söz konusu değil, Türkiye'de özellikle İttihat ve Terakki zihniyetinde son yüz yıldır devlet geleneğine göre Ermeniler, Kürtler, Aleviler hatta dindarlar, solcular hep bunlar ötekileştirilmiş kimlikler oldu" dedi.
'Türkiye'de sistem halkları bütünleştirmekten uzak'
Türkiye'de şimdiye kadar uygulanan sistemin, halkları bütünleştirmekten uzak olduğunu dile getiren Tatyos, Türkiye'nin demografik yapısına en uygun yönetim şeklinin daha demokratik, daha insan odaklı, daha özgürlükçü ve eşitlikçi bir yönetim şekline bağlı olarak daha devletçil değil daha insancıl bir anayasanın oluşturulmasının elzem olduğunu vurguladı. Tatyos, "Eğer Türkiye'de demografik yapıya, zenginliğe uygun bir yönetim şekli benimsenmiş olsaydı şu anda Türkiye'de Kürt sorunu diye bir şey olmazdı. Halkları yok sayarak, ötekileştirerek, yaşanabilecek şeyler ancak kaos ortamlarına ve ayaklanmalara sebep olur" ifadelerinde bulundu.
'Türkiye'de yönetim sistemi artık kaldırılamaz durumda'
Bundan yüzyıl önce Ermenilere yönelik uygulananların Kürtlere de neredeyse her dönem uygulandığını ve bu uygulamanın devam ettiğini kaydeden Tatyos, "Kürt illerindeki durum şu an ortada" şeklinde ifade ederek, bu yaşanan olayların Türkiye yönetim sisteminin artık kaldırılamaz olduğunu ve Türkiye yapısına uymadığının örneği olduğunu vurguladı. Tatyos, "Bu aslında insan olarak bizim hak ettiğimiz şeyler değil. Bunu söylerken elleri, ayakları bağlı, panzerin peşinden sürüklenen Hacı Birlik geliyor benim gözlerimin önüne. Orada o gencin cansız bedeni aracın arkasından sürüklenirken hakarete, küfürlere maruz kalıyor, işkence ediliyor ve bu bir güç gösterisi gibi videoya çekilip servis ediliyor. Bu mantık barışın filizleneceği bir ortamın mantığı değil" şeklinde konuştu.
'Özyönetimler Türkiye gündemi için yeni bir söylem değil'
Kürt illerinde estirilen devlet eksenli yıkım ve yok ediş uygulamalarına karşı halkın özyönetim ilanlarının yerel yönetimleri güçlendirmek anlamına geldiğini dile getiren Tatyos sözlerine şöyle devam etti: "Özyönetimler Türkiye gündemi için yeni bir söylem değil. Özyönetim yanılmıyorsam 1987 yılında Türkiye'de hazırlanan Avrupa Birliği'nin önerdiği, uygulanmak istenen bir sistemdi. Öz yönetim ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi arasında çok büyük farklar yok. Fakat Türkiye'deki insanların genetik kodlarındaki korkular özyönetimi bir toprak kaybedişi olarak algıladı. Özyönetim söylemini ilk defa HDP söylemiyor ancak dile getirenin HDP olmasından kaynaklı halklara yanlış lanse ettiriliyor. HDP'nin seçmene ulaşılması engellendiği için HDP demokratik özyönetim sistemini halka iyi anlatamadı, anlatmasına izin verilmedi. Oysa yerel yönetimlerin güçlendirilmesi birebir demokratik hakların ve hukukun geliştirilmesi ile ilgili bir şey. Bir bakıma yerellerde insanların kendilerini yönetecekleri kişileri kendilerinin seçmesi. Bu yerel yönetimlerin güçlendirilmesini devlet önermişti. O zaman kimse bir şey dememişti şimdi HDP söylediği için bir vaveyla kopartıldı."
'Türkiye'nin en büyük sorunu demokratikleşme sorunu'
Türkiye'nin kaotik bir ortam yaşadığını sözlerine ekleyen Tatyos, bu durumun sona ermesi için biraraya gelinip konuşulması gerektiğini ifade etti. Türkiye'de en büyük sorunun Kürt sorunu ve buna bağlı olarak demokratikleşme sorunu olduğunu belirten Tatyos, "Bunlar birbirine bağlı sorunlar, yumurta tavuk hikayesi... Eğer Kürt sorunu çözülürse ben birçok şeyin çözüme kavuşacağına inanıyorum. Türkiye potansiyeli bol olan bir ülke ve biz bunun altından kalkabiliriz. Halkların bir arada yaşama iradesini gösterecekleri yeni bir sisteme ihtiyaç var" diyerek konuşmasını noktaladı.
(öç/mg)

