'LGBTİ'li olmak, 10 kat daha fazla hak ihaleline uğramak demek'

19:14

JINHA

İSTANBUL - "Göçmen LGBTİ'lerin Haklara Erişimi" konulu panelde konuşan mülteci LGBTİ'ler savaş nedeniyle göç eden mültecilerden 10 kat daha fazla hak ihlaline maruz kaldıklarını söyledi. Suriyeli LGBTİ'li Nader Türkmani, kimliğini hiçbir şekilde açıklayamadığını söyleyerek, "Kendi ülkemde aldığım eğitimin dahi bir karşılığı yok. Hem ucuz iş gücü olarak çalışıyorum hem de defalarca tacize uğruyorum" diye yaşadıklarını anlattı.

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPOD) tarafından Beyoğlu Cezayir Toplantı Salonu'nda "Göçmen LGBTİ'lerin Haklara Erişimi" konulu panel düzenledi. Moderatörlüğünü Ezgi Şeref'in yaptığı Panelde İstanbul Barosu'ndan Yasemin Öztürkcan, Sığınmacılar ve Göçmenler Dayanışma Derneği'nden (SGDD) Özge Güdül, İnsan Kaynaklarını Geliştirme Vakfı'ından (İKGV) Cenk Soyer, Lambdaistanbul'dan Özlem Çolak, Mısırlı LGBTİ'li Suma ve Suriyeli LGBTİ'li Nader Türkmani konuşmacı olarak katıldı.

'Ne de olsa ibnesin(!)'
Panelde ilk olarak konuşan Suriyeli LGBTİ'li Nader Türkmani, "Burada göçmen olarak bulunmaktan ziyade turist olarak olmayı tercih ederdim" diyerek göçmen bir LGBTİ'li biri olarak kimliğini hiç bir zaman rahat bir şekilde açıklayamadığını söyledi. Türkiye'de ilan ve broşür dağıtma gibi süreklilik arz etmeyen işlerde çalıştığını söyleyen Nader," 800 lira gibi cüzü bir ücret alıyorum. Bizler eğitimli aydın insanlarız, bize verilen ücret konusunda itirazda bulunduğum zaman 'Ne de olsa ibnesin' şeklinde bir karşılık alıyorum" şeklinde toplumun bakış açısını aktardı. Türkiye' de polisin tavrının aşağılayıcı ve güven duygusunu vermekten uzak olduğunu belirten Nader, iş yerlerinde, gündelik yaşamlarında toplum tarafından ötekileştirildiklerini ve sağlık, sosyal ve hukuksal haklardan LGBTİ'lerin hiç bir şekilde faydalanamadıklarını söyledi. Aynı zamanda bu sebeplerden ötürü Türkiye'de yaşamak istemediğini söyleyen Nader, Türkiye'deki LGBTİ'lerin kendi aralarında örgütlenmiş olup mülteci LGBTİ'lerin sorunlarıyla yakından ilgilenmesinden çok memnun olduklarını ama bunun yeterli olmadığını dile getirdi.

'İki yıl yaşayabilecek miyim?'

Mısırlı LGBTİ'li Suma ise ülkesinde gördüğü işkencelerden bahsederek işkencelerin vücudunda yaratmış olduğu tahribatları anlattı. Suma, LGBTİ'li arkadaşının ülkesinde polisin şiddet kullanmasından ötürü öldüğünü vurgulayarak Türkiye'ye göç etmesinin sebebinin ülkesinde can güvenliğinin olmamasından dolayı olduğunu ifade etti. Türkiye'de de ülkesindeki gibi LGBTİ'lilere karşı büyük bir fobinin olduğunu ifade eden Suma, barınacak yer bulma konusunda hayli sıkıntılar yaşadığı belirterek, "Kalacak yer bulsak dahi komşu baskısı, psikolojik şiddet ile karşı karşı kalıyoruz" dedi ve sordu: "Çalışamıyorum, barınma sorunlarım var ben nasıl yaşayabileceğim?" Yaşadıkları taciz ve şiddet olaylarında hiç bir şekilde polisin yardımcı olmadığını aktaran Suma, polis tarafından yurtdışı edilme tehditleriyle karşılaştıklarını söyledi. Suma, "LGBTİ'li olmak bulaşıcı ölümcül bir hastalık değildir. İnsanlara bunu anlatmak gerekiyor. Biz farklı cinsel kimliklerimizle varız, yaşıyoruz" diyerek Devlet kadın sığınma evleri açabiliyorken bizler için neden böyle yaşam yerleri oluşturmuyor" dedi. " Birinin kendisine çalışması için kimliğini saklamasını söylediğini ileterek, "Ben kimliğimi saklayabilseydim ülkemden ayrılmazdım" dedi. BM ile mülteci sıfatını almak için iletişime geçtiğini ve 2 yıl formalite işlerinin gerçekleşmesi için beklemesi gerektiğini söyleyerek, "Ben iki yıl yaşayabilecek miyim? " diye sordu.

'Türkiye'de yaşam şartları zor LGBTİ'li isen daha da zor'

Özge Avrasya Stratejik Araştırma Merkezi çalışmalarından söz eden Özge Güdül ise sığınma başvurusunda kayıt işlemlerinin nasıl gerçekleştiğini anlatarak psikolojik destek de sağladıklarını kaydetti. Sağlığa erişimin güç olduğunu söyleyen Özge, dil ve tercüman yetersizliği için çevirmen desteğinde bulunduklarını iletti. Amaçlarının mülteci ve sığınmacı kişilerin cinsel kimlikleri gözetilmeksizin sorunlarıyla ilgilenme, onlara hayatı kolaylaştırma ve onları hakları konusunda bilgilendirme olduğunu söyleyen Özge Türkiye'de yaşam standartları zaten zor eğer LGBTİ'li isen daha zor. Kurumlar olarak elimizden geleni yapmak için çalışsak da devletin bu konuya dair bir politikası olmamasından kaynaklı sıkıntılar yaşadıkları söyledi.

'Toplumsal nefret ötekileştiriyor'

Özlem " Türkiye'de sığınmacılar zaten çok kısıtlı haklara sahipken göçmen LGBTİ'li olmak çok daha zor" diyerek Türkiye'de LGBTİ'lerin özellikle sağlık sorunlarında ciddi problemler yaşadığını belirterek LGBTİ'lerin en çok evden atılma olayı ile karşılaştıklarını, dil bilememelerinden kaynaklı yaşadıkları sıkıntıları aktardı. Özlem, "LGBTİ'li olunca sanki tüm insanlık dışı davranışları hakediyormuşsun gibi toplumun genel bir yargısı var. Bir yandan hukuksal, sosyal, siyasal haklar için mücadele ederken diğer yandan LGBTİ'lilere insanlık dışı uygulamaları hak ediş olarak reva gören toplumsal nefret değil sadece toplumsal yaşam açısından, gündelik yaşam konusunda da hayatı çok yozlaştırıcı bir etken" dedi.

'Mağduriyeti en çok LGBTİ'ler yaşıyor'

İnsan Kaynaklarını Geliştirme Vakfı'ından (İKGV) Cenk Soyer de vakıf olarak ilgilendikleri göçmen sorunları hakkında bilgiler vererek en temel sorunların, barınma, konaklama, işsizlik, çocuk işçiliği, sağlık sorunları ve toplumsal nefret söylemleri olduğunu söyledi. Dil konusunda tercümanlık hizmetlerinden bahseden Cenk psikososyal ve yasal destek, savunuculuk, toplum merkezi etkinlikleri şeklinde mültecilere dair çalışmalarının olduğunu nakletti. Bu çalışmaları yaparken desteğe en çok ihtiyacı olanlar göçmenliğin tüm sorunlarını katmerli yaşayan LGBTİ'lerin olduğunu belirterek LGBTİ'lerin sorunlarına öncelik tanıdıklarını söyledi.

'Hukuksal terimlerde "misafir" diye bir kavram yok'

İstanbul Barosu'ndan Yasemen Öztürkcan ise Türkiye'de LGBTİ'lere yönelik hukuksal alanda herhangi ciddi bir düzenlemenin olmadığını, insan hakları konusunda temel hak ve özgürlüklerin çok kısıtlayıcı hükümlerle sınırlandırılmasından kaynaklı kişi hak ve hürriyetleri kapsamında geniş ve detaylı düzenlemelerin gerekli olduğunu vurgulayarak, LGBTİ'lere yönelik de çeşitli hak ve hürriyetlerin yasallaşarak ve uygulamaya konulduğunu söyledi. LGBTİ'li bireylerin haklarını bilmesi ve kullanmasının önünün açılması gerektiğini vurgulayan Yasemen, Türkiye kanunlarında mülteci kavramının olmamasından kaynaklı sorunlar yaşandığın, göçmenlerin misafir değil mülteci olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.


(dek-öç/zd)