Kadın gazeteciler: Baskı, tehdit ve tutuklama ile gerçekler gizlenemez

10:07

Handan Tufan / JINHA

İZMİR - Değişen gündem karşısında Türkiye'deki medya organlarının yaptığı haberleri, görmezden geldikleri başlıkları değerlendiren kadın gazeteciler, "Baskı, şiddet ve tutuklamalar ile gerçekler gizlenmek istenmiştir. Baskılar, tehditler ve tutuklamalar ile gerçekler gizlenemez" dedi.

Türkiye medyasının gündem algısını kadın gazeteciler değerlendirdi. Birgün Gazetesi muhabiri Gülsen Candemir, AKP iktidarı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ile yıllardır istediği gibi haberler yapmayan medyayı çeşitli yöntemler ile tamamen kendi sözcüleri haline getirdiğini ifade ederek, "Kendince dize getiremediği, düne kadar ortak işler yaptığı cemaat medyasını ise, ticari faaliyetler adı altında kayyum atama yöntemi ile istediği gibi yayın yapan basın kuruluşları listesine ekledi. Recep Tayyip Erdoğan iktidarı, ele geçiremediği, para cezaları ve tehditler ile sindiremediği, halkın haber alma hakkını öncelikli tutarak hiç bir gerçeği gizlemeyen, adeta Recep Tayyip Erdoğan'ın planlarını bozan basını da hapisler ile sindirmeye hızla devam ediyor" dedi.

'Gerçeği yazmaktan hiç bir zaman vazgeçmeyecekler'

İktidarın Suriye'deki oyununu yaptıkları haber ile ortaya çıkaran Can Dündar ve Erdem Gül cezaevine atarak susturmaya çalıştığına dikkat çeken Gülsen, "Halk için yayıncılık yapan kuruluşlara da bu çerçevede gözdağı verilmek isteniyor. Ancak iktidarın bilmediği bir şey var ki, bağımsız haber yapan ve sadece okuyucularına hesap vermeyi ilke edinen gazeteler, gazeteciler, gerçeği yazmaktan hiç bir zaman vazgeçmeyecekler. Hiç bir baskı ve yıldırma çalışması, özgür basının halkına doğru haber vermekten alıkoyamayacak" diyerek, kendi gazetesinde çalışan dahil olmak üzere, bir çok muhabire yaptıkları haberler nedeni ile davaların açıldığını hatırlattı.

'Tahir Elçi'nin bıraktığı yolda barışı yazmaya devam edecektir'

Sadece bağımsız gazetecilere değil, bu topraklarda tüm kadim halklar için barışı, adaleti, huzuru isteyen ve bunun için ömrünü harcayan, bedelini en son canı ile ödeyen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin katledilmesini de bu baskı politikasından ayrı tutulamayacağını anlatan Gülsen, "Devlet düne kadar olduğu gibi bugün de kendisinin planlarına engel olanları bir bir ortadan kaldırıyor. Susturamadığını öldürüyor. Ancak unuttukları bir şey var ki, dün Seyif Rıza'yı, Musa Anter'i, Deniz Gezmiş'i, Mahir Çayan'ı, Hrant Dink'i ve daha sayamayacağımız pek çok ilerici aydın ve önderi katleden iktidarlar ve onların liderleri tarihin çöplüğünde 'Katliamcı' olarak anılıyor. Katlettikleri ise, her gün her dakika ve dünyanın her köşesindeki devrimciler tarafından gururla anılarak geleceğe taşınıyor. Bu topraklar Tayyip Erdoğan'ın da gidişini elbette görecektir. Onu öfke ile anan milyonlar, son demokrasi ve barış elçisi Tahir Elçi'yi ise sevgi ve özlemle anacaktır. Haber kaynağımız, davalarda bize yol gösterici olan, barışa olan özlemimizde bizimle yan yana mücadele eden Tahir Elçi'yi saygı ve özlemle anıyorum. Usta gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül, bizim mücadelemizle ceza evinden çıkacak ve Tahir Elçi'nin bıraktığı yolda barışı yazmaya devam edecektir."

'Gerçekler gizlenemez'

Sendika.org muhabiri Pelin Ogus da, "Haziran seçimleriyle derinleşen siyasi krizini engellemeye çalışan, kasım seçimleriyle yeniden tek başına iktidar olan ancak iktidarının ilk haftasında bile katliamlar, suikastlar, savaş suçları ve yolsuzluklarla dolu bir sicile sahip iktidarın gerçeğin açığa çıkmasına tahammülsüzlüğüne şaşırmamak lazım" diye belirtti. Böyle bir dönemde gerçeğin peşindeki gazetecilerin hedef gösterilmiş olduğuna ve iktidarın en büyük düşmanı haline getirildiğine dikkat çeken Pelin, "Baskı, şiddet ve tutuklamalar ile gerçekler gizlenmek istenmiştir. Baskılar, tehditler ve tutuklamalar ile gerçekler gizlenemez. Ana akım medya üzerindeki süregelen baskı ve savaş sürecinin tırmandığı 25 Temmuz'dan bu yana Kürt medyası ve sosyalist medya üzerindeki baskı, şiddet ve sansüre rağmen gösterilen direnç gazetecilerin teslim alınamayacağını göstermiştir" dedi.

Tüm bu süreç içerisinde medyayı baskı altına almaya çalışan, sansür ve şiddetle susturmaya, gerçekleri gizlemeye çalışan iktidarın kendi medyasını yaratma çabasını da gördüklerine ilave eden Pelin, "Daha sonra kendisinin de böyle bir açıklama yapmadığını belirten Türkan Elçi'nin 'Katil PKK' diye bağırdı haberleriyle cinayeti gizleme çabaları da bu baskının, sansürün ve şiddetin bir örneğidir. Biz Sendika.org olarak baskı, şiddet, sansür ve saldırı altındaki özgür basının bütün özneleriyle birlikte ortak bir mücadele yürüttüğümüzün bilinciyle faşizmin saldırısı karşısında, geri adım atmayacak, faşizme karşı mücadelenin gereğini yapacağız" diye konuştu.

(fk)