Destansı mücadelenin sembolü üç kadın: Sakine, Fidan, Leyla…

10:30

 


Gülşen Koçuk / JINHA


HABER MERKEZİ – Dünya kadın hareketi tarihine adını kazıtan üç Kürt siyasetçi kadın Sakine, Fidan ve Leyla’nın 9 Ocak 2013 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te katledilişinin üzerinden bir yıl geçti. Yılı bu direngen ve mücadeleci kadınların yokluğuyla karşılayan ve katliamın kendilerine dönük olduğunun bilincinde olan Kürt halkı ise bir yıldır katliama karşı duydukları öfkeyle üç Kürt kadın siyasetçi için hala ayakta…


Dünya kadın hareketi tarihine adını kazıtan üç Kürt siyasetçi kadın Sakine, Fidan ve Leyla… PKK’nin kurucu kadrolarından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn), Avrupa Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahî)… Bu ölümsüz üç siyasetçi kadın Avrupa’da hem Kürt kimliği hem de kadın kimliği için yıllarca mücadele verdi. Kürt tarihinin mücadelesiyle her defasında gölgelendirilmeye çalışılan katliam, Kürtleri, 2013 yılına bu kadınlar olmadan girmesine sebep oldu. 9 Ocak 2013 Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda silahlı saldırıya uğrayarak katledildi. Bu siyasetçi Kürt kadınlara dönük gerçekleştirilen katliam için birçok asılsız, dayanaksız yorumlar getirilmiş olsa da, Kürt kadınları ve Kürt halkı, katliamın kendilerine dönük olarak gerçekleştirildiğinin farkında. Fransa’nın başkenti 9 Ocak 2013 Çarşamba günü üç özgür kadın, Sakine, Fidan ve Leyla’nın katledilişine tanıklık ederken, soğukkanlılıkla ve planlı gerçekleştirildiği, ortaya çıkan delillerle de anlaşılan katliamın, asıl failleri ise hala sessizliğini korumakta. Katliama öfke duyan ve kabullenemeyen Kürt kadınları ve halkı ise, üç Kürt kadın siyasetçi için hala ayakta…


Direnişçi bir kadın portresi: Sakine Cansız


Dêrsim’de 1958 yılında doğan Sakine, yaşamı boyunca Kürt, kadın ve Alevi kimliğinin özgürlüğü için mücadele vererek kadın tarihinde birçok ilke imza atar. Ailesinin 8 çocuğundan biri olan Sakine, erken yaşta “devrimci mücadele” ile tanışır. Evlerine yakın olan, bir başka evde yaşayan ve daha sonra yoldaşlık ilişkileri kuracağı kişilerin yaşam tarzlarından etkilenen Sakine, devrimci arayışlarının olduğu bir süreçte “güzel” diye tanımladığı bir tesadüfle PKK saflarına katılır.


Sakine için mücadele, örgütlülük demekti


Sakine, mücadele anlayışını kendisi için örgütlülükle bağdaştırır. Bingöl ve Elazığ’da sürdürdüğü çalışmaların ardından tutuklanan Sakine, 12 Eylül’de Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde diğer arkadaşları gibi direnerek, zulme hiçbir şekilde boyun eğmeden mücadelesine cezaevinde de devam eder. “Özgürlük demek, insan demek” sözleriyle özgürlük anlayışını tanımlayan Sakine, PKK hareketinin insan ve özgürlük anlayışı için şu ifadeleri kullanır: “Bu hareket, insanın özüne hitap etti. Hareket, insanın, insanlığın özüne indi, insanlık hareketi oldu. Bizim bütün tartışmalarımız, ilk eğitimlerimiz, ilk konuşmalarımız böyledir.”


‘İnsanlık tarihi demek, kadın tarihi demektir’


Sakine, kendisinin de kurucuları arasında olduğu PKK hareketinin toplumsallaşma sürecini ve kadının yerini ise şu sözlerle anlatır: “…Sadece ezilen, sömürge halk tanımları kullanılmıyordu. İnsanlık tarihinin yanında Kürtlerin tarihinden söz ediliyordu. İnsanlığın bir parçası olarak Kürtler var ve insanlık aslında son olarak Kürtler şahsında bu kadar düşürüldü, geri bırakıldı, zulme uğradı. Kürt halkı şahsında gerçekleşenler aslında insanlığın da yaşadıklarıydı. Bu iç içelik, bütün tarihi süreçleri ele alma, yeniden değerlendirme, yeni bir tarih anlayışı, hiçbirimizin farkında olmadığı çok yabancılaştığı, uzaklaştığı ama bizim özümüz olan gerçekliği bilimsel olarak ortaya koyduğu için büyük bir ilgi uyandırdı ve o öz aslında kadının da özüdür. İnsanlık tarihinin başlangıcı kadınlar oluyor. Kadının yaratım gücüyle insanlık tarihi oluşuyor. İlk derin mülkleştirme olayı yine kadının mülkleştirilmesi ile başlıyor. Sistem gerçekliği bu şekilde ortaya konulunca, hareket de kadının özünü ortaya çıkarıyor, kadına hitap ediyor. Kürdistan tarihi kadının da tarihidir. Bu açıdan büyük bir ilgi topladı. Arayışı olan kadın, kendisini bu harekette buldu, bu hareketle ilişkilendi. Bir alana girilirken, Önderliğin tarzı, ideolojisi, özellikleri yansıdı. Kişilerin özellikleri, kişilerin topluma getirdiği ölçüler yansımadı.”


‘Bulunduğu her yerde kadınları örgütler’


PKK ile tanıştığı andan itibaren ailesiyle başlayarak toplumsal kavgayı sürdüren Sakine, inandığı ve bildiklerini büyük bir inatla savunarak, inandığı doğruların kavgasını verir ve bunları yaşamsallaştırmak için kendi topraklarından uzakta İzmir’de, ucuz iş gücü olarak insan emeğinin sömürüldüğü meşrubat fabrikalarında, konfeksiyon atölyelerinde çalışır. Sakine’nin, amacı bu fabrikalarda çalışan kadın işçileri eğitmek, bilinçlendirmek, örgütlemektir ve çalıştığı yerlerde yaşamdaki duruşu, disiplini ve bilinciyle kısa sürede birçok genç kadını örgütler, bilinçlendirir, en azından bu kadınların ilgilerini siyasallaştırır ve arayışlarını güçlendirir. Sakine adeta iğneyle kuyu kazarcasına inandığı değerleri yaygınlaştırmaya, toplumsallaştırmaya çalışır.


PKK’nin çıkış dönemlerinde kadınların sayısı erkeklerin sayısına göre az olsa da sürdürülen mücadeleye aktif olarak katılım sağlayan Sakine, öncü kadın misyonuyla hem işkence karşısında hem de verdiği mücadeledeki direngenliğinden dolayı tüm kadınlara örnek olur. Kadın mücadelesi anlayışıyla dillere destan olan Sakine, 1980’lerde merkez üyeliği ve kurucu üyelikten yargılanırken burada da bir ilke imza atarak tarihte ilk siyasi savunma yapan Kürt kadın olarak adını yazdırır.  Destansı direniş anlayışıyla birçok kadın, çocuklara isim olan  Sakine son olarak Paris’te sürdürdüğü çalışmalar sırasında Fidan ve Leyla’yla beraber Enformasyon Bürosu'nda katledilir…


Fidan Doğan kimdir?


Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) üyesi ve Paris Temsilcisi Fidan Doğan da diplomasi alanında önemli çalışmalara imza atan Fidan ise, 17 Ocak 1982 yılında Maraş’ın Elbistan ilçesinde doğar. Fransa’da ailesiyle birlikte yaşayan Fidan, Strasburg’da lise eğitimini tamamlar. Yurtsever olan ailesi nedeniyle Kürt Ulusal Mücadelesi ile çocuk yaşlarda tanıştıktan sonra Fidan, gençlik, kadın ve diplomasi alanında aktif olarak demokrasi mücadelesi verir. Avrupa’da Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) içinde de aktif görevler alır. Diplomatik alanda ve kadın hareketi içinde de çalışmalarını sürdüren Fidan, 9 Ocak 2013 tarihinde hunharca katledilir…


Genç kadın ruhunun sonsuzlaştığı Leyla Şaylemez…


Paris’te katledilen bir diğer mücadeleci kadın Leyla Şaylemez ise, 1 Ocak 1989 tarihinde Mersin’de dünyaya geldi. Ailesi, aslen Amed’in Lice ilçesindendir. Mersin’e göç eden aile, 16 yıldır siyasi nedenlerle Almanya’da bulunuyordu. Aile, Almanya’ya geldiklerinde Leyla henüz 10 yaşındaydı. Leyla, okul hayatına burada devam ettirir ve onuncu sınıfa kadar okur. Daha sonra kültürel faaliyetlere ilgi duyar, Kürt kültür çalışmalarına aktif olarak katılır. Kürt Kültür Derneği’nde folklor çalışmalarında yer alır. Folklor ekibinde yer alan Leyla, birçok defa kültür ve moral programlarında sahne alır.


Uzun süre sürdürdüğü kültür alanındaki çalışmaları ve Kürt kültürü alanındaki gelişimi ardından 2010 yılında PKK’ye katıldı. İki yıllık bir sürecin ardından geçirmiş olduğu bir rahatsızlıktan dolayı tekrar Avrupa’ya gelmek durumunda kalan Leyla Şaylemez, genç yaşına rağmen aralıksız olarak demokrasi mücadelesini sürdürür. Avrupa Kürt Gençlik Hareketi çalışmalarında yer alan Leyla da diğer iki kürt siyasetçi kadın arkadaşıyla beraber Paris’te katledilir…


(gk/zd)