'Düzensiz göç politikaları tüm dünyada ırkçılığa sebep oldu'
09:02
JINHA
İSTANBUL - Birleşmiş Milletlere göre Suriye'de ki iç savaş son yirmi yıldır tanık olunan en kötü mülteci krizine yol açarken, uzun yıllar göçmenlerle ilgili çalışma yürüyen Tülin Uygur ise düzensiz göç politikaları yüzünden ırkçığın tüm dünyada artış gösterdiğini belirtti.
ILO'ya ( Uluslararası Çalışma Örgütü) göre 2013 yılında dünyada kendi ülkesi dışında yaşayan göçmenlerin sayısı 231 milyonken, göçmenler geldikleri ülkelerde en çok dışlanma ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyorlar. Dünyada göç etmek zorunda kalan sığınmacıların yüzde yetmişini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. İsveç'in Rinkeby Belde Belediyesi'ne bağlı Rinkeby Sosyal Hizmetler Kurumu'nda suça meyilli geçler ve ailelerini kapsayan çalışmalar ve kadın sorunlarına yoğunlaşarak çalışmalarını sürdüren Tülin Uygur, kontrolsüz ve entegre amacı gütmeyen göç politikaları yüzünden dünyanın her yerinde ırkçılığın artış gösterdiğini söyledi.
Göçmenlerin en temel sorununun entegre olamama durumu olduğunu söyleyen Tülin, özellikle daha önce köylerinden, şehirlerinden hiç çıkmamış olan kadınların çoğunun geldikleri ülkeye entegre olma noktasında büyük sıkıntılar yaşadıklarını ifade etti. Kadınların yaşadığı problemlerin çıkış noktalarının ise farklılıklar gösterdiğini söyleyen Tülin, "Ama hemen hepsinde sistemin getirdiği güven duymama duygusu mevcut. Bu nedenle en önemli çalışmam bilgilendirme çalışmalarıydı. Kadınları koruyan kanunlar, yaptırımlar, hakları noktasında kadınlarla çalışmalar yaptım. Özellikle bu kadınların ruh sağlığı açısından önemli bir çalışmaydı. Bir diğeri ise sağlık problemleri. Doktorlar, ebeler, hemşireler yardımı ile sağlık sorunlarını çözme noktasında farklı sorunlara yardımcı olmaya çalıştık" dedi.
'Seçim yapılsa ırkçı parti kazanacak gibi'
Suriye'de yaşanan iç savaşın ardından dünya krizi haline gelen göç ve mültecilik noktasında ise insanların göçmenleri tanımak istemediğini söyleyen Tülin "İsveç gibi sosyal refah ülkesinde bile son dönemde bir çözülme yaşanıyor. Kontrolsüz ve entegre olmayı hedeflemeyen göç politikaları çok ciddi sonuçlar doğurdu. İsveç'te yüzde yirmi oranında ki ırkçılık şuanda seçim yapılsa kazanacakmış gibi yansıtılmakta" diye belirtti.
'Irkçılar tarafından yakılan kamplar var'
Tülin, Türkiye'de de kamplarda kalmak istemeyen sığınmacıların şehirlere dağıldığını söyleyerek, "Ama bu insanları şehirlerde kucaklayacak, çocuklarına okul verecek bir yapı yok. BM Yasaları'na göre o çocukların okula gitmesi, sığınmacıların sağlık hizmetlerinin karşılanması lazım. Ama bunlar yapılamıyor. Bunlar esas olarak hem onları hem de toplumu vuruyor. Herkesin dilin 'Suriyeli mülteciler' söylemi var. Bu insanlara yapılması gerek yardımların ise hiç biri yapılmıyor ya da yetersiz kalıyor. İsveç'te sıradan insanlar yardım etmeye çalışırken toplumun tamamı bunu kaldırmıyor. Irkçılar tarafından yakılan kamplar var. Türkiye gibi bir yerde ise benzer durumların yaşanmaması beklenemez. Hatay'da iki Suriyeli çocuğun dövülerek öldürülmesinin ardından tüm Hatay'ın ayaklanması gerekiyordu. Çünkü artış gösteren ırkçılık yeni savaşları, çatışmaları, düşmanlıkları beraberinde getirebilir" dedi.
Sorunun çözümünde ortaklaşa çalışma gerekiyor
Bütün dünyada artan bir ırkçılığın baş gösterdiğini söyleyen Tülin, "Ben STK'ların hükümetlerle bir arada çalışması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü imkânlar çok daha fazla. Bir iki aileye destek olmak, yardım etmekle bu sorunu yalnızca sivil örgütlenmeler çözemez. Ortaklaşa yürütülecek bir çalışma gerekiyor. Bunun yanı sıra biz bu insanlarla uzun yıllar beraber yaşayacağız. Bunun düşünülerek " diye kaydetti.
(ck-sg/zd/dk)

