'Nusaybin'de korku imparatorluğu yıllar önce yerle bir edildi'
09:28
Zehra Doğan-Şehriban Aslan /JINHA
MÊRDİN - Sokağa çıkma yasağının 5'inci gününe girdiği Nusaybin'de halk "Nusaybin'de korku imparatorluğu yıllar önce yerle bir edildi" sözleriyle saldırılara cevaben topraklarını terk etmeyeceklerini söylüyor. "Bu kadim toprakların sahibi bu halk" diyen Nusaybinli kadınlar, "Onurlu bir yaşam için, komünal bir yaşam örmek gerek" diyor.
6 ayda 17 ilçede toplam 118 gün süren sokağa çıkma yasağının ilan edildiği Kürdistan'ın en önemli kentlerinden biri olan Mardin'in Nusaybin ilçesinde yine ilan edilen yasak 5'inci gününe girerken, Abdulkadirpaşa, Dicle, Fırat ve Yenişehir mahallelerinde saldırılar devam ediyor. 1990'larda adını tarihe "Nısêbina Rengin" direnişiyle kazıyan Nusaybin'e adım atar atmaz, direniş tarihinden bu yana eksik olmayan göze çarpan tankların gölgesinde ayakta durmayı kendine huy edinmiş halkın her köşe başında belirli gruplar halinde söylediği türkülerle karşılaşıyoruz. İlçeye her gireni, "heval" diye bağrına basan bu direngen halkın öncüsü kadınlara mikrofonumuzu uzattık.
Tankların gölgesinde bir yaşam
Meyaser Akgül, yaklaşık 60 yaşlarında ulusal kıyafetli bu direngen kadının yasakla beraber tekrar başlayan mücadele görevi ise hendeklerin ardından yeni bir boyut alan yaşamını kendine göre şekillendirmekle beraber, saldırı altındaki çocuklarını korumak olmuş. Evinin büyük bir kısmının saldırılarda tahrip edildiğini söyleyen Meyaser'in en önemli sözü ise "Nusaybin direniyor diye yazın" oluyor. Meyaser, "Korkmuş olsak zaten yıllar önce korkardık. Bu vahşetin karşısında direnmeyi de biliriz, gerekirse onurlu bir yaşam için de ölmeyi de. Bir yürüyüş yapmamıza dahi engel oluyorlar. Her köşe başlarında o bilindik, 1990'ların faili meçhullerin, bilinen meçhul aktörleri duruyor. Öyle bir hal aldık ki, tankları artık kanıksadık. Korku imparatorluğunun yıllar önce yerle bir edildiği bu kentte, tankların tesiri sadece sokak başlarında duran bir nesne olmaktan öteye gitmez. Onurlu bir yaşamın pahalıya patladığını halk olarak çok iyi biliyoruz. Bizim üstümüze hükümetin çetelerinin gönderilmesine gerek yok. Saldırıları en ağır boyutuyla yaşayan bir halk olarak direnişe devam edeceğiz" sözleriyle konuşmasını alkışlar eşliğinde sonlandırıyor.
'Duymadınız mı devrim oluyor'
Her sokak başında bulunan yanmış tekerlek izlerinin üzerinde boş kovanlarla yeni oyunlar yaratan çocuklara mikrofonu uzatıyoruz. Etrafımıza üşüşen arkadaşlarının omuzlarına kollarını atarak, kocaman dünyasından asla yanıt alamayacağımız basit sorularımızı gülerek cevaplayan Ramazan, "neler oluyor burda" sorumuzu ise, "Neler mi oluyor, duymadınız mı devrim oluyor" cevabı, ardından gelecek olan sorularımıza da tek seferde cevap oluyor.
'Öz yönetim zaten yıllar önce vardı'
Genç kadınlarla konuşuyoruz öz yönetim ilanlarını. "Biz zaten yıllardır bu şekilde yaşıyorduk, şimdi niye saldırıyorlar anlamadım" diyen Nujin Turan, halk olarak toplumsal değerleriyle zaten bir şekilde öz yönetim modellerini yaşattıklarını söyledi. Nujin, "Evet hayatımıza tank ve tüfeklerin yoğun saldırıları girmiş oldu ama bizim de buna karşı vereceğimiz teneke sesleri, sloganlar ve zılgıtlarımız var" diyor. Nujin'le sohbetimiz, TOMA'lardan sıkılan yoğun gaz bombalı saldırılarıyla kesiliyor.
'Onurlu bir yaşam örmek gerek'
Saldırıların giderek yoğunlaşmasıyla ara sokaklarda kapı önlerinde tencere tavalara vurarak direnişe geçen kadınların zılgıt sesleri tüm kötü sesleri bastırmaya yetiyor. Okulda derslerin işlenmediği, 4 mahallede kepenklerin açılmadığı, mahallelerde saldırı politikalarının her boyutuna karşı, halk yeni çok boyutlu yaşam modellerini inşa etmeye devam ediyor. Son kalan ekmekleri dahi paylaşmayı kendilerine ilke edindiklerini söyleyen Gülcan Acar ise "Önemli olan halkın onurlu yaşamı. Bunun için de her boyutuyla yaşamı örmek gerek" diye konuştu.
(gc)

