Meral Danış: Paris katliamı siyasi bir katliamdır
08:48
Gülşen Koçuk / JINHA
AMED – Paris’te 9 Ocak 2013 tarihinde katledilen 3 Kürt siyasetçi kadın Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’e ilişkin açılan soruşturmanın detaylarını paylaşan BDP Hukuk İşlerinden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Avukat Meral Danış Beştaş, olaya ilişkin yeterli delil olmasına rağmen dosyanın gizli tutulduğunu ve kendilerine bir tane dahi belge verilmediğini ifade ederek, “Katliam, siyasi bir katliamdır. Türkiye, hem çözüm sürecinin sağlıklı devam etmesi, hem de katillerin ortaya çıkarılması, sıkça tartışılan paralel devlet iddialarının aydınlığa kavuşturulması, kendi vatandaşlarına yaklaşımının ortaya çıkması, netleşmesi açısından sorumludur” dedi.
Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda 9 Ocak 2013 tarihinde 3 Kürt siyasetçi kadının yaşamını yitirmesi ile gerçekleşen Paris Katliamı, Kürt kadınlarının yeni yılı kara bir haber ve yeni bir mücadele gerekçesi ile karşılamasına neden oldu. Kürt kadınları ve Kürt halkı, üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen hala asıl faillerinin yargılanmadığı ve olayın aydınlatılmadığı gerçeği ile karşı karşıya iken, BDP Hukuk İşlerinden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Avukat Meral Danış Beştaş, ailelerin avukatı olarak soruşturma dosyasına ilişkin bilgi verdi. Avukat Meral, bir belirsizlik olmamasına rağmen dosyanın gizli tutulduğuna dikkat çekerek, resmi açıklamalarda bulunamadıklarına ek olarak zanlı Ömer Güney aracılığı ile ulaşılan birçok delil olduğunu kaydetti.
‘Katliam planlı bir şekilde yapıldı’
BDP Eş Başkan Yardımcısı Avukat Meral Danış Beştaş, Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013 günü katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez için sürdürülen hukuk mücadelesini anlattı. Bir yıl önce yaşanan katliamın planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini dile getiren Meral, “Bu olayın arka planında kişisel bir cinayet ya da öldürme fiili olmadığı, bunun arkasında siyasi gerekçeler olduğu, bu planlamanın sadece Ömer Güney gibi katil olarak bir kişinin tutuklanmasıyla olayın aydınlığa kavuşmuş olmayacağını söylüyoruz” dedi. Meral, katledilen kadınların kimliklerine ilişkin “Katledilen kadınlardan bir tanesi PKK’nin kurucularından Sakine Cansız. Bütün Kürtlerin tanıdığı, bildiği, saygı duyduğu, arkasından yürüdüğü bir kadın devrimciden, siyasetçiden söz ediyoruz. Fidan Doğan, Paris’te yaşayan, diplomatik ilişkilerde olan siyasi bir faaliyet yürüten bir kadın. Leyla Şaylemez ise, genç siyasetçi bir kadın” ifadelerine yer verdi.
‘Katliamdan tüm Avrupa sorumludur’
Meral, katliamın işlendiği yerin Fransa olması nedeniyle Fransa’nın sorumluluktan kurtulamayacağını belirtirken, Kürdistan Enformasyon Bürosu’nun merkezi bir yerde, 24 saat mobese kameralar tarafından izlenen, giriş çıkışların sürekli denetlendiği bir diplomasi alanı olduğunun altını çizdi. Olayın Avrupa’da gerçekleşmesi nedeniyle Schengen Anlaşması dahilinde aslında bütün Avrupa’nın katliamdan sorumlu olduğunu ifade eden Meral, özellikle Fransa devleti ve hükümetinin bu olayı açığa çıkarmak için bütün mekanizmalarını işletmesi gerektiğini kaydetti. Zanlı olarak tutuklanan Ömer Güney’in ve katledilen siyasetçi kadınların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu düşünüldüğünde Türkiye’nin de sorumluluğu olduğuna işaret eden Meral, Ömer Güney’e ilişkin ise “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, Almanya’da daha önce yaşayan, yapılan araştırmalarda, ortaya çıkan verilerde milliyetçi olan, üç hilalli yüzük taşıyan, Kürtlerle, Kürt mücadelesiyle hiçbir ilgisi olmayan bir şahıstır” açıklamalarında bulundu. Meral, Türkiye’nin hem çözüm sürecinin sağlıklı devam etmesi, hem de katillerin ortaya çıkarılmasının, sıkça tartışılan paralel devlet iddialarını aydınlığa kavuşturması, kendi vatandaşlarına yaklaşımının ortaya çıkması, netleşmesi açısından Türkiye’nin sorumlu olduğunu söyledi.
Dosya hem Türkiye’de hem Fransa’da gizli
Hem Fransa’da hem de Türkiye’de katliam için açılan dosyanın gizli tutulduğuna değinen Meral Danış, dosyaya ilişkin şu ayrıntılara vurgu yaptı:
“Katledilen kadınların aileleri bize resmi vekaletlerini verdi ve biz Türkiye’de Ankara Başsavcılığı’nda başlatılan soruşturmaya müdahale ettik. Dilekçelerimizi dosyaya sunduk. Görüşmeler de yaptık savcılıkla. Defalarca başvurmamıza rağmen, bize dosyanın gizliliği gerekçe gösterilerek hala tek bir belge verilmiş değil. Ama şunu söyleyebilirim ki, Ömer Güney’in giriş çıkış yaptığı tespit edilmiş. Resmi veri olarak bunu biz de biliyoruz. Siyasi olarak da büyük bir katliam. Bunun açığa çıkartılması için var gücümüzle mücadelemizi yürütüyoruz.”
‘Ömer Güney’in Kürtlerle hiçbir ilişkisi yok’
Katliamın yaşandığı tarihten beri Fransa’da soruşturmanın sürdüğünü dile getiren Avukat Meral Danış Beştaş, Fransa’da sürdürülen soruşturmayı dosyayla ilgilenen 4 avukat aracılığıyla takip ettiklerini dile getirdi. Bir süre önce Fransa’da yaptığı görüşmelerin ardından bilinen birçok bilginin netliğe kavuştuğunu kaydeden Meral, bu bilgilerden birisinin de Ömer Güney’in Kürt hareketi ile Kürt siyaseti ile hiçbir ilişkisi olmadığı konusu olduğuna dikkat çekti. Meral, Ömer Güney’in, Kürt derneğine Kürtlerle, kadınlarla ilişkiye girmesinin sebebinin tümüyle bu katliamı gerçekleştirmek ve o bilgileri “Eğer bağlı olduğu kişi ya da kurum varsa kurumlara” aktarmak amacıyla gittiği yönünde net bir kanaat ortaya çıktığının altını çizdi.
‘Bir kişinin ceza alıp kurtulabileceği sıradan bir olay değil’
“Kriminal raporlar, parmak izleri, olay yeri tutanağı, telefon kayıtları, Ömer Güney’e ait 5 tane Fransa ve Türkiye hattı olması gibi birçok delil var” diyen Meral şu ifadelerde bulundu:
“Ömer Güney, 8 Ocak’ta gece yarısı saat 04.30 civarlarında derneğe gidip, bütün telefon numaralarını, isimlerin fotoğrafını çekip bir yerlere göndermiş ve Ömer Güney, baştan itibaren bu katliamı reddetti, ifadeleri bu yönde. Bu son olayda o fotoğrafları çektiği ispat edilince kendisi bunu kabul etmiş. Fotoğrafları çektiğini fakat bunu bir yerlere göndererek ajanlık faaliyetinde olmadığını, Kürt hareketi içinde ismini hatırlamadığı, bilmediği birine verdiğini ifade etmiş. Dosya gizli olduğu için elimizdeki bilgileri kamuoyuyla paylaşamıyoruz. Çünkü amacımız, sadece Ömer Güney’in değil, bütün faillerin arkasındaki gücün ortaya çıkarılması. Bu, bir kişinin ceza alıp kurtulabileceği sıradan bir cinayet vakası değil.”
‘Paris katliamı siyasi bir katliamdır’
Olayın hemen ardından AKP Hükümeti Sözcüsü Hüseyin Çelik’in “Bu bir iç olaydır, örgütün iç çekişmesidir” gibi açıklamalar yaptığını da hatırlatan Meral, bu söylemin Fransa’da ve Türkiye’deki dosyada bir karşılığı olmadığını belirtti. Yine Ömer Güney’in Almanya ve Hollanda’da da soruşturmasının devam ettiğini söyleyen Meral, katliama ilişkin tüm veriler birleştirildiğinde katliamın uluslararası, organizeli gerçekleştirilmiş olduğunun açığa çıktığına vurgu yaptı. “Bu, siyasi bir katliamdır” diyen Meral, “Kürt devrimci kadınların” başka hiçbir şekilde bu katliama maruz kalamayacaklarını dile getirdi. Meral, “Sorumlular, devlet sırrı, gizlilik, paralel devlet, gibi durumlarla bu olayın sadece failleri olabilirler. Fail olmak istemiyorsa Türkiye ve Fransa, bunun peşine düşüp failleri ortaya çıkarmalı” şeklinde konuştu. Türkiye’de katliam dosyası için herhangi bir müdahillik çağrısı yapmadıklarını dile getiren Meral, henüz soruşturma aşamasında olan dosyayı 3 avukat olarak takip ettiklerini belirtirken, dosyanın gizlilik hali devam ettiği için henüz çağrı ya da girişimlerde bulunmadıklarını kaydetti.
‘Avrupa’nın suskunluğu kabul edilemez’
Katliam aydınlatılana kadar olayın peşini bırakmayacaklarını vurgulayan Meral, “Ömer Güney dışında fail, sanık, zanlı yok ortada ve devletlerin hükümetlerin hele ki Avrupa’nın suskunluğu kabul edilebilir boyutlarda değil” dedi. Fransa’nın dışında da Avrupa Birliği üye ülkeleri, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosunun katliam konusunda bir tutum alması gerektiğinin altını çizen Meral, “Bu sadece yargının çözebileceği bir iş değil. Çünkü bu siyasi bir mesele, siyasi bir katliamdır. Siyasi katliamlarda, katliam ortaklarının açığa çıkması için siyasi irade ve tutum şarttır. Herhangi basit bir fiilden söz etmiyoruz” açıklamalarında bulundu. Meral, “Türkiye de Fransa da, diğer Avrupa ülkeleri de bu işin faili olmak istemiyorlarsa insandan, yaşamdan eşitlik ve özgürlükten yana ve kadınların siyaset yapma hakkı mücadelelerine saygı açısından olayı aydınlatmalı” dedi.
(gk/mg)

