Zelal Ekdi: Savaşın yarattığı psikolojiyi dayanışma ile aşabiliriz
09:03
Zeynep Akın/JINHA
ÊLIH - Kürdistan'daki savaş ortamının kadınlar başta olmak üzere insanlarda yarattığı psikolojik sorunlara dikkat çeken SELİS Kadın Danışmanlık Merkezi psikologu Zelal Ekdi, böylesi günlerde dayanışma merkezlerinin önemine işaret ederek, dayanışma ruhunun insan psikolojisi üzerinde inanılmaz bir güç olduğunu söyledi.
Kürdistan'da var olan psikolojik sorunların ve hastalıklarının çoğunun savaşa bağlı olarak ortaya çıktığını söyleyen SELİS Kadın Danışmanlık Merkezi psikologu Zelal Ekdi, savaşın vermiş olduğu bu belirtilerin kuşaktan kuşağa kendini devam ettirip kalıtsal olarak anne ve babadan çocuğa hastalık olarak geçtiğini belirtti. Savaş ortamındaki şiddetin kadını daha çok etkilediğini ifade eden Zelal, "Bu durumda yapılacak şey kadının yaşam alanlarının genişlemesi ve kadının sesinin, kadın renginin sokaklarda, caddelerde her yerde fazlalaşması gerekiyor" dedi.
'Duvar yazılamaları ile kadınlar üzerinde korku yaratılmaya çalışılıyor'
Kadına yönelik şiddetin psikolojik, fiziksel, cinsel, ekonomik diye farklı boyutlarda kendini gösterdiğini söyleyen Zelal, kadına yönelik şiddetin hem devletin en küçük sistemi olan aile içerisinde hem de devletin sosyal ve toplumsal alanda yaşadığını dile getirdi. Silvan'da özel harekat timleri tarafından duvarlara yazılan 'kızlar geldik' şeklindeki yazılamalara dikkat çeken Zelal, "Bu yazılamalar ile kadınlar üzerinde bir korku ve sindirme politikası yaratılmaya çalışılıyor" diye kaydetti. Kadının her türlü şiddetle karşı karşıya olduğunu söyleyen Zelal, toplumda tabu haline getirilen 'namus' kavramını kullanan devletin bunu kadınlara karşı kullanmaya başladığını sözlerine ekledi.
'Gözaltılarda hem fiziksel hem de psikolojik şiddet yaşanıyor'
Gözaltında yaşanan fiziksel ve psikolojik şiddet hakkında konuşan Zelal sözlerine şöyle devam etti: "Öncesinde yaşanan gözaltılarda fiziksel şiddet durumu söz konusu iken bir anda durum psikolojik şiddet durumuna kadar geldi. İnsanlarda korku oluşturmaya çalışıyorlar. Fiziksel, cinsel, ekonomik şiddete maruz kalan kadınlar ile yapılan görüşmeler sonucunda kadınlar güçlendirildi, travmayı atlatmaları için destek verildi. Tabi bunun aşılması çok kolay değildir, yarası derindir. Şiddet ne kadar kabul edildiyse ne kadar sindirildiyse kırmakta o kadar zordur. Kişinin yaşadığı şiddetle yüzleşmesi, kabul etmesi de zorlaşır. Çünkü içselleştirdiği kadar direnç gösterir."
'Kadınlar her alanda güçlenerek dik durmalı'
İnsanların savaş ortamında en temel ihtiyacının ve en büyük korkusunun güvenlik ihtiyacı olduğunu ardından da fizyolojik ve sosyal ihtiyacın geldiğini belirten Zelal, "Kürdistan'da yaşayan kadınların sosyal alana dahil olma gibi bir durum söz konusu olamıyor. Çünkü güvenlik, fizyolojik sorunu var, her an her yerden bir şiddet durumu söz konusu olabilir. Kadınlar olarak bu durumda yapılandırılmış şiddetin karşısında durmak gerekiyor. Kadınlar kültür sanat gibi yaşamın her alanında güçlendirilmeli, yaşama dahil edilmeli. Bu yol izlenilirse kadınlar gücünün farkına varacak ve dik durarak mücadeleye devam edecek" şeklinde konuştu.
'En çok vakanın, olayın ve problemin yaşandığı süreci yaşıyoruz'
Cizre'de, Silvan'da, Nusaybin'de halka yönelik devlet saldırılarına işaret eden Zelal, bu savaş sendromuyla beraber ortaya çıkacak çok daha farklı tepkilerin de olacağını kaydetti. Bu tepkilerin sadece kadınlarda değil aynı şekilde çocuklarda, erkeklerde geçerli olduğunu ifade etti. Ama erkeğin dilediği şekilde öfke kontrolünü sağlamadan hareket edebildiğini ancak aynı durumun kadınlar için geçerli olmadığına dikkat çekerek, "Kadın ya konuşarak kendini savunacaktır ya da yaşamış olduğu şiddeti görmezden gelip içine hapsolarak depresyon yaşayacak ya intihar girişiminde bulunacak, travma sonrası stres bozukluğuyla beraber gelen piskoz belirtileri gösterecek buna benzer şeylere tanık olacağız. Savaş ortamından sonra 'kadınlar niye intihar etti' diye sorular oluşacak. Savaş dönemindeyiz en çok vakanın geldiği, en çok olayın ve problemin yaşandığı süreci yaşıyoruz" diye belirtti.
'Kadının rengi yaşamın her alanında artmalı'
Savaştan dolayı meydana gelen moralsizliğin, üzüntünün ve stresin aile içerisinde de şiddete ve huzursuzluğa yol açtığını dile getiren Zelal, "Savaşın aile içerisinde bireyler içerisinde ne kadar gerginleştirdiğini, insanların artık tahammül sınırını aştığını, öfke patlamalarına, motivasyon bozukluğuna ve yaşamış olduğu travmadan dolayı kendini ifade edememe problemini görebiliyoruz. Bu sadece etrafımızda ve çevremizde değil kendimizde de görebiliyoruz. Her an her yerde bomba patlayacak, çatışma çıkacak, insanlar öldürülecek diye bir psikoloji içerisinde. Durum böyle olunca savaş ortamındaki şiddetin kadın üzerinde etkisinin daha büyük olduğunu görebiliyoruz. Bu durumda yapılacak şey kadının yaşam alanlarının genişlemesi ve kadının sesinin, kadın renginin sokaklarda, caddelerde her yerde fazlalaşması gerekiyor" diyerek şiddete karşı kadının sesinin yükseltmesi gerektiğini söyledi.
'Kadının zaferi insanlığın kurtuluşu olacak'
Tüm bunların yanında Cizre gibi savaş politikalarının olduğu yerlerde kadınların büyük bir dayanışma içerisinde olduğunun altını çizen Zelal son olarak şunları belirtti: "Cizre, Silvan, Nusaybin gibi saldırıların yoğun yaşandığı yerlerde kadının direndiğini, kadının dayanıştığını ve dayanışarak da birbirlerine güç verdiğini gördük. Kadın örgütlülüğünün ve kadının savaşa karşı vermiş olduğu mücadelesinin sonucunda almış olduğu zafer kadın için inanılmaz bir güçtür. Savaşa karşı durabildiğini ve bir şeyler yapabildiğini kendisi de görüyor. Savaş ortamında bile karşılaşmış olduğu zorluklar karşısında mücadele etmesini, çanak-çömlekle bile bir şekilde sivil itaatsizlik eyleminin yapılması da bir güç, bir örgütlülük, bir ses getirmesi insanları inanılmaz bir güç veriyor. Bu tür dayanışma ruhu insan psikolojisi için inanılmaz bir güçtür. Yaşadığı şiddeti atlatacağına, vermiş olduğu mücadelenin haklı bir mücadele olduğunu biliyor. Alacağı zaferle de sadece kadının özgürlüğü değil, insanlığın kurtuluşu için bir mücadele verdiğini biliyor."
(mg)
