Muş’un sorunu: Madde bağımlılığı
08:33
Şehriban ASLAN / JINHA
MUŞ – Madde bağımlıları için gönüllü olarak çalışan Psikolog Tuba Gür ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Sabahattin Aksakal, bir yıldır Muş’ta çocukların sorunları ile ilgileniyor. Çocukların ailenin ilgisizliğinden dolayı maddeye sığındığını belirten psikolog Tuba, “Aileler bakabileceği kadar çocuk sahibi olmalı. Yürütülen politikalar, aile kurumunu bir üretim mekanizması haline getirse de, çocukların sadece yeme içmesi değil, onların da birer birey olduğu unutulmamalı. Aileler uyanık ve dikkatli olmalıdır” dedi.
Kötüye kullanılan ve bağımlılık yapan bir çok madde farklı yollarla beyine ulaşarak normal olan hissetme biçimini değiştirerek, normal olan sağlıklı vücut işlevlerini bozar ve olumsuz etkilerler. İnsan beyni bir konuyu düşünmeye başladığında bir seri kimyasal reaksiyon birbiri ardına işlemeye başlar. Karaciğer ve böbrek gibi organların işlevleri kimyasal tepkiler tarafından kontrol edilmektedir. Benzer çalışma biçimi beyin ve santral sinir sisteminin geri kalan kısmında da (omurilik, ellere ve ayaklara giden sinirler) kendini göstermektedir. Bu nedenle duygularımızı değiştirmek için alınan bir maddenin beynimizde süre giden işlevleri etkilemesi beklenilen doğal bir tepkidir. Aynı zamanda bu maddelerin bazı uzun süreli etkileri, şizofreni ve depresyon gibi ruhsal bozukluk biçimlerine de benzemektedir. Her kullanım biçiminde maddeler beyine kan dolaşımı yoluyla ulaşır ve her kullanım biçiminin kendine özgü tehlikeleri vardır. Madde bağımlılığı, Türkiye ve Bölgede varlığını “büyük bir sorun” olarak sürdürmekte. Madde bağımlılığının gün geçtikçe yaygınlaşmasında özellikle ailelerin olumsuz yaklaşımları olduğu, uzmanlar tarafından da dile getirilen bir gerçek. Muş’ta madde bağımlılığı için gönüllü çalışan Psikolog Tuba Gür ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Sabahattin Aksakal, bir yıldır Muş’ta çocukların sorunları ile ilgileniyor.
‘Madde bağımlılığı halk arasında bir sorun olarak görülmüyor’
Muş’ta madde bağımlısı çocuklar için gönüllü çalışan psikolog Tuba Gür, bir yılı aşkın bir süredir 18 yaş altı madde bağımlısı çocuklar ile ilgili çalışmaları olduğunu dile getirdi. Muş’ta madde bağımlılığının yaygınlığının halk arasında fark edilmeyen bir sorun olmakla beraber, hala bir sorun olarak da görülmediğine dikkat çeken Tuba, bu sorunun bir kişi ya da kurumla değil, koordineli şekilde çözülebileceğine işaret etti. “Çocuklarda gözlemlediğimiz kadarıyla duygusal bir paylaşımın olmaması, yalnız olmaları ve içine kapanık olmaları onları maddeye sürüklüyor” diyen Tuba, aile, okul ve sağlık alanının ortak çalışması gerektiğini ifade etti. Tuba, bu kurumların ortaklaşmasının zor olduğunu kaydederken, “Öğretmen ne yapacağını, aile de nereye başvuracağını bilmiyor” dedi.
‘Muş’ta bir kamuoyunun oluşması gerekir’
Tuba, ailelerin, çocuğunun içine kapanık olduğuna ve madde içtiğine asla ihtimal vermediğini, fakat öğrendiğinde ise hemen şiddet uygulayıp, anında başka şehre yolladığını söyledi. Çocukların da problemlerini çözmede, ailedeki veya dışarıdaki stresle baş etme yöntemi olarak hemen maddenin olduğu alana yöneldiğinin altını çizen Tuba, “Aile çözüm olarak çocuğu il dışında bir akrabaya gönderiyor. Fakat bu da çözüm olmuyor. Çocuk dönünce tekrar aynısını yapıyor. Bize başvuran aileler çocuklarına yönelik o kadar çok deneme yanılma yoluna başvurmuşlar. Bu yüzden Muş’ta bir kamuoyunun oluşması, mahallelerde veya başka yerlerde kimsenin buna müsaade etmemesi gerekiyor. Böyle devam ederse çocuklar birbirinden heves edip daha çok madde içiciliğini yaygınlaştırır” ifadelerini kullandı.
‘Gençlere ulaştığımız zaman dışarıya çok kapalı oluyorlar’
Madde bağımlılarının, kendilerine yardımcı olabilecek tek kişinin madde kullanan arkadaşları olduğu şeklinde düşündüklerine dikkat çeken Tuba, kişi istemediği zaman tedaviyi reddettiğini, bu nedenle de gönüllülüğün esas olduğunu belirtti. Madde bağımlılarına güvenli bir yaklaşımda bulunulması gerektiğini dile getiren Tuba şöyle devam etti:
“Çok zor vakalarla karşılaştık. Her birinde dört yıllık, beş yıllık öyküler vardı. Ailede de maddenin kullanıldığı ortaya çıkıyordu. Ailede şiddet, boşanma öyküleri, güvenli bir bağın ve ortamın olmaması, madde bağımlılığı için ortam hazırlıyor. Çocukların konuşup, sorunlarını anlatacağı bir ortam yok. Aileler bakabileceği derecede çocuk sahibi olmalı. Maalesef yürütülen bu politikalar aile kurumunu bir üretim mekanizması haline getirse de önemli olan çocukların sadece yeme içmesi değil, onların da birer birey olduğu unutulmamalı. Aileler uyanık ve dikkatli olmalılar. Bu sorunun çözüm bulması için ancak kurumlar arası koordineli bir çalışmanın olması gerekir. Sorun konuşuldukça çözülebilir. Sorunların üstü kapatılmamalı.”
‘Muş küçük bir yer olmasından dolayı bu sorun gizleniyor’
Sosyal Hizmetler Uzmanı olan ve bir yıldır Muş’ta madde bağımlılığı üzerine çalışmalar yürüten Sabahattin Aksakal ise, Muş’un küçük bir yer olmasından dolayı madde bağımlılığı gibi birçok sorunun gizlendiğini dile getirdi. Muş’ta çocukların aktif olarak katılacağı ya da gideceği bir sosyal aktivitenin de olmayışına dikkat çeken Sabahattin, özellikle kış aylarında çocukların sokaklarda kendilerine “mekan” yaptıklarını söyledi. Muş’ta maddenin en yoğun tüketilen yerlerinin tandırlık, harabe denilen yerler olduğunu söyledi. Çocukların birkaç gün eve gitmediği halde ailelerin yine de merak etmediğini kaydeden Sabahattin, “Muş’ta bir farkındalık oluşması için farklı projelerin yürütülmesi gerekiyor. Muş’ta çocukların madde bağımlısı olup olmadığını anlamak için bir klinik bile yok. Bu nedenle aileler çocuklarını Diyarbakır’a, Elazığ’a, Bakırköy’e götürmek zorunda kalıyor. Çocuk da ‘Elazığ, Bakırköy kötü yerlerdir’ deyip tedaviyi reddediyor. Elazığ’da ruh sağlığı ve madde içicisi olanlar, bir arada tutuluyor. Böyle olunca da çocuklar bir adım geri atıyor ve maddeye daha çok sarılıyor” açıklamalarında bulundu.
‘Çözüm için küçük projeler işe yaramıyor’
Muş’ta Kale, Kültür, Yeşilce, Muratpaşa ve Dere mahallelerinde izleme ve danışma merkezlerinin olması gerektiğine işaret ederken çözüm için küçük projelerin işe yaramadığına vurgu yaptı. “Maddenin nereden temin edildiği bilinmesine rağmen hiçbir müdahalede bulunulmuyor” diyen Sabahattin, “Muş’ta 12 -13 yaşındaki bir çocuk birçok yerden uçucu madde satın alabiliyor. Yetkililerin çok acil bir şekilde müdahale etmesi gerekiyor” sözleriyle önlemler alınmasının aciliyetinin altını çizdi. Sabahattin, kendisine gelen vakalardan ikisini şöyle anlattı:
“Bana gelen vakada çocuk bağımlıydı fakat tedaviyi kabul etti. Tüm tedavilerine düzgün gelip gidiyordu ve tedavisinde büyük bir aşama kat etti. Derken, ailede boşanma olayı yaşandı. Çocuk tedaviyi yavaş yavaş aksatıp gelmemeye başladı ve kendisini tamamıyla soyutladı tedaviden.
Başka bir vakada ise aile çocukları için bize başvurdu. Çocuğa nasıl başladığını sordum. Çocuk, yedi yaşında sigaraya, dokuz yaşında ise maddeye başladığını söyledi. Merak edip nereden ve nasıl bulduğunu sorduğumda ise, ‘Mahalledeki gençlere madde alıp götürüyordum, öyle olunca bende merak edip içtim. Öylece başlamış oldum’ dedi. Okulu neden bıraktığını sorunca da okulda sigara içtiğini ve öğretmeninin ona şiddet uyguladığını, bu nedenle okuldan tamamıyla soğuduğunu belirtti. Aileyle sık sık görüştüm. Çocuğu evden alıp, eve bırakıyordum. Babayla da konuşup zaman geçirdim ve babanın hal ve hareketlerinden anladım ki, baba da maddeye yabancı değil. Baba da madde içiyor. Çocukların içtiği alana yöneldiğimde ise bana, ‘Bizim arkadaşımız iyidir. Onu bırak babasını iyileştir’ dediler. Burada ailenin rolü çok önemli. Çocuklarına sahip çıkıp, onlara yaklaşımda bulunmasını bilmeliler.”
‘Kötü çocuk yoktur, tüm çocuklar masumdur’
“Kötü çocuk yoktur. Kötü aile vardır. Tüm çocuklar masumdur” diyen Sabahattin, ailenin madde bağımlılığı karşısında bilinçli olması ve çocuğa yaklaşırken şiddete başvurmaması gerektiğini dile getirdi. Sabahattin, madde bağımlılığının ancak eğitim ile çözülebileceğine işaret etti.
(şa/gk)

