Nusaybin'de hendeklerin arkasında inşa edilen bir yaşam var
09:05
Zehra Doğan/JINHA
MÊRDİN - Halk direnişinin sürdüğü Nusaybin'de hendek ve barikatların ardından yeni yaşam modeli inşa ediliyor. Direnişin öncüsü kadınlar, "Biz anadilde eğitim, kendi topraklarımızı ve insani haklarımızı istiyoruz. Peki Erdoğan ne istiyor? Saray istedi, işte saray. Gidip saraydaki koltuğunda otursun, bizden uzak dursun. Yasağın ardından evine dönen halk evinde değerli eşyalarını ve paralarını bulamadı. Bu timlerin arasında IŞİD var. Halkın malları gasp ediliyor. Şunu bilsin ki biz asla bu tanklarla yerimizden çıkmayız" diyor.
Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Fırat, Abdulkadirpaşa, Yenişehir ve Dicle mahallerine dair 29 Kasım günü ilan edilen sokağa çıkma yasağı, 5 gün boyunca yapılan yoğun saldırılarının ardından dün sona erdi. Yasak boyunca mahalleleri tarayan özel harekat timlerinin saldırılarına rağmen halk direnişi elden bırakmadı. Yasağın kalktığı, ablukanın sürdüğü Nusaybin'de mahallelerde halk toplantıları devam ediyor. Fırat Mahallesi'nde kazılan hendeklerle başlayan yeni yaşamın perdelerini okuyucularımız için araladık. Parke taşlarıyla örülen her barikatın ardından bizleri zafer işaretleriyle onlarca çocuk karşılıyor, her çocuğun avucunda aylardır icat ettikleri yeni oyunlarının parçası boş kovanları görmek mümkün. 12 yaşındaki bir koçer çocuğu al yanaklı Welat, "Bakın bizi bu mermilerle vuruyorlar" diyor.
'Tank ve tüfekle demokrasi olmaz'
Kümelenmiş çocuk oyunlarının arasından mahalle sakinleriyle görüşüyoruz. 50 yaşlarındaki Latifa Ağırman, sokağa çıkma yasaklarının halkın pisikolojisini bozmak adına ilan edildiğini belirtere, her an yeni bir yasağın ilan edilebileceğini söylüyor. Tüm olanlardan Tayip Erdoğan'ın sorumlu olduğunu söyleyen Latifa,"Bu dünyada insanlık kalmamış, sarayın sahibi başımıza iş açıyor. Davutoğlu Avrupa toplantısında dünyaya 'ülkemizde demokrasi var' diyor. Tank ve tüfekle demokrasi olmaz. Okullarda ders yok, dükkanların kepenklerini açtırmıyorlar, camiler taranıyor. Erdoğan aklını kaçırmış, Putin'le dalaşıyor, dış ülkelere meydan okuyor, bu toprakların gerçek sahiplerinin hakkını gasp ediyor. Biz ondan korkmuyoruz, kendi evimizden çıkmayacağız, topraklarımıza konan bu baskıcı güçler. Biz anadilde eğitim, kendi topraklarımızı ve insani haklarımızı istiyoruz. Peki Erdoğan ne istiyor? Saray istedi, işte saray. Gidip saraydaki koltuğunda otursun, bizden uzak dursun. Yasağın ardından evine dönen halk evinde değerli eşyalarını ve paralarını bulamadı. Bu timlerin arasında IŞİD var. Halkın malları gasp ediliyor. Şunu bilsin ki biz asla bu tanklarla yerimizden çıkmayız" diyor.
'Asıl sorun halkın taleplerini dinlemeyen zihniyette'
Sokakların arasında yeni bir kadın grubuyla bir araya geliyoruz. Kapılarında yaptıkları demli kaçak çaylarını yudumlayan kadınlarla sohbetimiz başlıyor. Bir bardak çay ikaram eden Nure Taklak adlı 55 yaşlarındaki anne, son 7 aydır toplam 119 gündür ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında tüm annelerin sürdürdüğü direniş deneyimine sahip. Saldırıların arttığı gecelerde evinde hazır bulundurduğu matarasına vurarak ses çıkarma elemi yapan Nure, "Benim de tek silahım, artık yaşamıma dahil olan mataram. 'Orada halk yok' diyorlar. Bu çocuklar,bizler halk değil miyiz? Sorun burada halkın olup olmaması değil, asıl sorun halkın taleplerini dinlemeyen bu saldırgan zihniyette" vurgusunu yapıyor. Nure'nin konuşmaları alkış ve sloganlarıyla kesen çocuklar dakikalarca, "Bıjî berxwedana Nısêbînê" sloganını yükseltiyor.
'Okullarda ders yok'
Fırat mahallesinde okullarda ders zili ise hiç çalmazken, bir şekilde tüm savaş koşullarının farkında olan çocuklar ise artık ders yapmak istemiyor. 9 yaşındaki Berfin, "Bu yıl hiç okula gitmedim, artık dersler başlasa da gitmem, zaten herkesin gerisinde kaldık" diyor. Hendeklerin hemen ardında asılan kurşun delikli brandaları aralamaya devam ediyoruz. Her bırandanın ardından bizleri coşkulu bir halk grubu karşılıyor. Hendeklerin kazıldığı günden bu yana bu sokaklarda motosiklet ve bisikletler tek ulaşım aracı haline gelmiş durumda. Hayvanlardan bazıları ise kadınların el arabalarıyla karşıdan karşıya geçiriliyor. Sokaklarda eksilmeyen kadın toplantıları ise devam ediyor.
'Saldırılara karşı öz yönetimler yayılıyor'
Barış Annesi Perihan Altuğ, saldırıların başladığı günden bu yana mahalleden ayrılmayarak kadın toplantılarının yürütücüsü olma görevini üstlenmiş. "Bu özel harekat timleri ve askerler Erdoğan'ın sarayı için canından oluyor" diyen Perihan, saldırıların hiçbir şekilde faydasının olmadığının altını çizerek, son Derik örneğinde olduğu gibi öz yönetimlerin giderek yayıldığını söylüyor. Perihan, özellikle Kürt korucu ve AKP'li milletvekillerine seslenerek, "Sürüden ayrılan koyunu kurt kapar. Aklınızı başınıza alın, bir gün sıra size de gelir. Henüz sizleri affedebileceğimiz bir fırsat varken, bu savaşın aleti olmayın. Yıllar sonra, herşey bittikten sonra asla affetmeyiz. Sizi halk yargılar" ifadelerinde bulunuyor. Perihan, son olarak masa başında oturarak yalan haber yazan yandaş medyaya seslenerek, "O elleriniz kırılaydı da bunca iftiraları atmasaydınız. Kürt halkına duyulan nefret sizlere bunu yaptırıyor. Ben sizi affetmeyeceğim, tarih de affetmeyecek" diye tepkisini dile getiriyor.
(fk)

