İşkence tezgâhlarında ah bile demeyen devrimci kadın: Sakine Cansız
09:36
Mizgin Tabu- Sarya Gözüoğlu / JINHA
AMED – Yaşamı boyunca dik duruşuyla mücadele anlayışının sembol kadınlarından olan Sakine, direnişin cezaevinde de sürdürülebileceğini dönemin işkenceci Esad Oktay’ın yüzüne tükürerek direniş geleneğini başlatarak öncü bir misyon üstlendi. Kadınların direnişçi yapısının işkence tezgahlarında dahi yenik düşmeyeceğini her gün götürüldüğü işkence hücrelerinden döndükten sonra yüzündeki gülümseyişle, ‘Bir gün bunun hesabını verecekler’ diyerek tüm kadınlara umut olduğunu söyleyen BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Sakine’yle beraber cezaevinde aynı koğuşta kaldığı direniş dolu yılları anlatarak Paris’te katliamının tesadüf olmadığını söyledi. Gültan, “Paris katliamı 3 siyasetçi kadın şahsında, özgürlük iddiası olan tüm Kürtlere yöneliktir” dedi.
Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda 9 Ocak 2013 tarihinde 3 Kürt siyasetçi kadının yaşamını yitirmesi ile gerçekleşen Paris Katliamı, Kürt kadınlarının yeni yılı kara bir haber ve yeni bir mücadele gerekçesi ile karşılamasına neden oldu. Kürt kadınları ve Kürt halkı, üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen hala asıl failler yargılanmazken Katliamın Kürt halkına yönelik mesaj içerilikli olduğunu söyleyen BDP Eş Genel Başkanı ve DBB Eş Başkan Adayı Gültan Kışanak, 70’li yılların baskı ve işkence dolu dönemlerinde Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde Sakine’yle geçirdiği direniş dolu iki yılı ve Sakine’nin cezaevi döneminde Esat Oktay gibi işkenceci adam dahi boyun eğmeden “Sen benim kim olduğumu biliyor musun. Ben işkence tezgahlarında dahi ah bile etmeyen bir devrimciyim. Benim görevim senin gibilere boyun eğmemek” diyerek Esat’ın yüzüne tükürdüğü yılları JINHA’ya anlattı.
‘Sakine’nin sert duruşuna dayanamayan Esat Oktay onu hücreye gönderdi’
Sakine’nin Kürt kadınları tarafından öncü bir kimliğe sahip olduğunu söyleyen Gültan, Sakine’nin mücadeleci kimliğinin yanı sıra işkencelere karşı direnişçi bir yapıya sahip olduğundan yetmişli yılların işkence ve baskıcı dönemlerinde Diyarbakır E Tipi Cezaevi döneminde tutsak kadınlara örnek olduğunun altını çizdi. Diyarbakır Cezaevi’nde Sakine ile beraber 2 yıl aynı koğuşta kaldığını söyleyen Gültan o yıllara dönerek Sakine ile olan anılarını şöyle anlattı: “Sakine Cansız Diyarbakır Cezaevi’ne getirilmeden önce askeri cezaevi olan Elazığ ve Malatya’da tutuklu kaldı. Bir gece ansızın bağırış sesleri durduk. Sabaha kadar cezaevinde işkence sesleri duyuldu. Sabah olunca PKK’li arkadaşların Diyarbakır’a getirildiğini öğrendik. Bir gün sonra Sakine tarihe işkenceleriyle adını yazdıran dönemin cezaevi müdürü Esat Oktay İle karşılaştı. Fakat Sakine, gördüğü ağır işkencelere rağmen sert bir duruş sergiledi. Sırf bu nedenden dolayı Esat, Sakine’yi tek hücreye gönderdi ve Sakine bir hafta 10 gün boyunca hücrede kaldı. Hücreden çıktıktan sonra Sakine’nin tüm vücudu morluklar içerisindeydi. Fakat morali çok yüksekti ve gülerek bize ‘Bunun hesabını elbet bir gün verecekler’ dedi.”
‘Ben işkence tezgahlarında ah etmemiş bir devrimciyim’
Esat Oktay’ın Sakine’nin direnişçi yapısına karşı sert tavır aldığını ve onu hedef aldığını söyleyen Gültan, Sakine ve Esat arasında geçen bir olayı şöyle anlattı: “Bir gün Esat, sert bir şekilde Sakine’ye yönelerek, ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben buranın komutanıyım. Herkes bana itaat edecek. Benim her sözüm bir itaattir’ dedi Sakine de ona aynı şekilde sert bir cevap vererek, ‘Asıl sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben işkence tezgahlarında ah bile etmemiş bir devrimciyim. Benim görevim ise senin gibilere boyun eğmemektir’ diyerek Esat’ın yüzüne tükürdü.”
‘Onu her gördüğümde yeniden, yeniden yaşadım’
Sakine’nin tavizsiz bir şekilde işkencelere karşı tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu ve hatta yaşamı boyunca hiçbir zaman yanlışın karşısında boyun eğmeden aman bile etmediğini dile getiren Gültan, “Sakine’nin en temel özelliği direniştir. Sakine ile iki yıl birlikte kaldık. Daha sonra ce4zaevinden çıkınca görüşmeye devam ettik. 1991 yılında ben Yeni İLKE Gazetesi’nde çalışırken ve Avrupa’ya çıkarken ara ara görüşmeye devam ettik. Onu her gördüğümde aynı sevecen ve candan kişiliğiyle karşılaşıyordum. Onu her gördüğümde yeniden yeniden yaşadım” ifadelerinde bulundu.
‘Kürt halkının özgürlük iddiasına Paris katliamıyla saldırıldı’
Katliamla beraber Kürtlerin özgürlük iddiasına yönelik darbe vurulmaya çalışıldığını dile getiren Gültan, “Çünkü Sakine PKK’nin kuruluş kongresine katılan bir şahsiyettir. Sakine PKK geleneğinin tüm aşamalarında kadın bilinciyle var olan biriydi. Bu nedenle Sakinelerin şahsında gerçekleşen bu katliamla beraber, Kürt halkının tüm önemli değerlerine saldırı gerçekleştirilerek Kürtlerin özgürlük iddiasına yönelik darbe vurulmaya çalışıldı” dedi. Gültan, “Kürt kadınlarının özgürlük adına direngen şahsiyetlerine ve mücadelelerine saldırı gerçekleştirilerek katliamla beraber mücadeleyi kırmayı hedeflediler” diyen Gültan, “Sakinelerin katledilişinin dönemi ile PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu çözüm süreci bir birine denk dönemdeydi. Katliamla beraber çözüm süreci gölgelenmek istendi. Bu katliam bir bakımdan Abdullah Öcalan’a yönelik suikast girişimiydi. “Bu katliam, toplamda tüm bu değerleri kadın özgürlük mücadelesi konusunda güçlü perspektifleri olan çözüm konusunda güçlü bir iradeye sahip hem de Kürt halkının özgürlük iddiasını temsil eden Abdullah Öcalan’I temsil ediyordu” diyerek Kürt halkının değerlerinin Paris cinayetiyle beraber darbelenmek istendiğine vurgu yaptı.
‘Katliamla beraber yaratmak istenilen kaybı Kürt halkı önledi’
Başta PKK lideri Abdullah Öcalan olmak üzere özgürlük hareketi ve Kürt halkının Paris katliamıyla beraber yaratılmak istenen tahribatı önleme gücünü gösterdiğine dikkat çeken Gültan, “Sakine Leyla ve Fidan’ın boşalan yeri asla doldurulamayacak. Bu büyük bir acı. Bu kaybı Kürt halkı değerlerine sahip çıkarak ve daha fazla güçlenerek azaltmaya çalışacak. Şu anda da olduğu gibi Kürt halkı acısını kalbine gömerek daha fazla katliamların gerçekleşmememsi için mücadelesine daha sıkı bir şekilde sarılıyor” şeklinde konuştu.
‘9 Ocak, Sakine şahsında tüm mücadeleci kadınların günü’
Sakine’nin Kürt kadınlarının yanı sıra enternasyonal mücadeleci yapısından dolayı dünya kadınları açısından örnek teşkil ettiğinin altını çizen Gültan, “Onun mücadelesini sınırları yoktu. O tüm dünya kadınları için güçlü bir devrimci arkadaştı. Bu nedenle katledilişi tüm dünya kadınları tarafından güçlü tepkilere neden oldu. Bu nedenle geçtiğimiz yaz mevsiminde Amed’te gerçekleşen Ortadoğu Kadın Konferansı’nda dünya kadın hareketinin bir Kürt kadın devrimcisi şahsında 9 Ocak Siyasi Cinayetlere Karşı Ortak Eylemlilik Günü olarak belirlendi.Onun katledilişinin günü olan 9 Ocak tarihi tüm mücadeleci kadınların katledilişine karşı mücadele günü olarak belirlendi. Bu gün biz Kürt kadınları açısından önemli bir durum” dedi. Gültan son olarak Kürt kadınlarının Sakine’nin direniş geleneğiyle büyüyen kadın mücadelesine sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak, “Sakine’nin cezaevinde dahi devam ettiği mücadelesinden ve Kürt tarihinde kadınlar adına ilklere imza attığı için bize örnek olduğu için ona çok şey borçluyuz” diyerek sözlerine son verdi.
(mt-sg/zd)

