Ankara katliamından sonra yaşanan hukuki süreç tartışıldı
17:04
JINHA
ANKARA - 10 Ekim Dayanışma Platformu tarafından Ankara katliamından sonra başlayan hukuki sürece ilişkin panel düzenlendi. Özgürlükçü Hukukçular Derneği'nden Avukat Serbay Köklü, saldırıların devletle ilişkilenmeden mümkün olamayacağını belirterek, belgelerin daha net ortaya çıktığını, Antep ve Adıyaman'da devlet ve MİT içinde çok açık örgütlü ilişkilerin mevcut olduğunu söyledi. Savcılıkla sürekli temas halinde olduğunu ifade eden Serbay, "Suriye içinde eğitim alıyorlar. Lojistik destek de var. Bu örgütlerin Türk devleti içindeki uzantılarını açığa çıkartmak istiyoruz" dedi.
10 Ekim Dayanışma Platformu, Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde Ankara katliamından sonra yaşanan hukuki süreçle ilgili panel düzenledi. Panele Özgürlükçü Hukukçular Derneği'nden Avukat Serbay Köklü, Hukuk Dayanışması'ndan Doğan Erkan ve Mehmet Onur Yılmaz katıldı.
Panelde ilk konuşmayı yapan Av. Serbay Köklü, hukuk sürecinde tüm kurumlarla beraber hareket ettiklerini belirtti. Hukuki süreci 2 prensibe göre şekillendirdiklerini söyleyen Serbay katliamdan sonra hiçbir avukatın müvekkillerle ekonomik pazarlık içine girmeyeceğini ve ekonomik beklentisinin olmayacağını ifade etti. 'Terör Mağdurları Yasası'nı aktaran Hukukçular Dayanışması'ndan Doğan Erkan ise bu katliamların engellenmemesinin devletin bir kusuru olduğunu ifade ederek 9 Aralık tarihine kadar katliam mağdurlarının maddi tazminat hakkı için valiliklere başvurması gerektiğini ifade etti.
'Ankara katliamı ile ilgili bir yıl içinde davaları açmamız gerekiyor'
Serbay, "Şehitlerimizin anısına Barış Vakfı, Barış Enstitüsü'nü açmaya karar verdik. Ankara katliamı tesadüfi gerçekleşmiş bir olay değil. Bir katliamdı. Klasik bir hukuk süreci değil, hak neyse devletten alınacak ve hesap sorulacaktı. Devletin ihmalkarlığını öne çıkararak bir dava süreci ortaklaştırdık. Bir yıl içerisinde bu davaları açmamız gerekiyor. Ama vekaletlere ulaşamadık. 300'e yakın vekalet var, 250'si ilkesel pozisyonda çalışacak. Ceza davası boyutu var" dedi.
IŞİD, Suruç ve Ankara Katliamını üstlenmedi
"Bir hafızayla tarihsel süreci ele alıyoruz" diyen Serbay, Ankara katliamı öncesinde Mersin, Adana'da HDP binalarına bombalı saldırı yapıldığını devamında ise Diyarbakır mitingine bombalı saldırı düzenlendiğini belirtti. Suruç'da ve en son 10 Ekim'de Ankara'da bombalı eylem gerçekleştirildiğine dikkat çeken Serbay, "Bu eylem aynı ekip tarafından gerçekleştirildi IŞİD bu eylemi üstlenmiş değil. Paris ve Lübnan katliamın üstlendi ama bahsettiğimiz beş eylemi üstlenmedi" diye vurguladı.
'Bu saldırılar devletle ilişkilenmeden yapılamaz'
Bu saldırıların devletle ilişkilenmeden mümkün olamayacağına vurgu yapan Serbay, belgelerin daha net ortaya çıktığını, Antep ve Adıyaman'da devlet ve MİT içinde çok açık örgütlü ilişkilerin mevcut olduğunu söyledi. Savcılıkla sürekli temas halinde olduğunu ifade eden Serbay, "Suriye içinde eğitim alıyorlar. Lojistik destek de var. Bu örgütlerin Türk devleti içindeki uzantılarını açığa çıkartmak istiyoruz. Bunu iddianamede de görmek istiyoruz. Ankara katliamındaki ikinci fail ortada yok. Bu işin faillerinin açığa çıkarılması baskı mekanizmasıyla, hızlı şekilde ortaya çıkmasında önemli olacak. 90'lı yıllardaki konjonktür bu katliamların açığa çıkmasına izin vermiyordu. Artık uluslararası konjonktür bu tür eylemlerin kapalı kalmasına izin vermiyor. Faillerden hesap sorulacağı bir dönemdeyiz" dedi.
Katliamda yaralananlara valiliğin maaş bağlama zorunluluğu var
Hukukçu Dayanışması'ndan Doğan Erkan, "Mağdurların tazminat hakkı bakımından iki süreç işler. Birincisi idari yargı usulü manevi tazminat başvuruları ikincisi ise '5233 sayılı Terör mağdurları' yasasınca maddi zararlar için doğrudan Ankara Valiliği'ne ya da ikamet ettiği valiliğe yapılacak başvurular. Terör mağduru yasasından faydalanmak için devletin kusurunu ispat etmeye gerek yok. Yasa AİHM kararları doğrultusunda bu çerçevede 2004'de Reyhanlı katliamıyla bazı değişiklikler geçirdi. Devletin kusurlu sorumluluğu var mı yok mu tartışmaksızın bu yasa eksik bir yasa. Katliam mağdurlarının sadece maddi zararlarını karşılıyor. Olayda failler biliniyor ve engellenmiyor. Patlamanın hemen ardından polis müdahalesinden kaynaklı ilk yardım müdahalesi engellenmesinden hayatını kaybedenler oldu. Ambulansların geç geldi. İnsanlar kan kaybından öldü. Mağdurların tazmin hakkı, manevi tazminat başvuruları 'Terör Mağdurları Yasası'yla maddi tazminat başvuruları en geç 9 Aralık'a kadar maaş bağlanması için valiliğe başvurması gerekiyor. 10 Ekim mağdurları iş gücü kaybı veya patlamada yaralanan, yakınını kaybeden ve destekten yoksun kalan yurttaşlara valiliğin maaş bağlama zorunluluğu var. 2 aylık yasal süre 5 gün içinde dolacak. Bu yurttaşlar 5 gün içinde 10 ekim dayanışmasına başvurup dilekçeleri alabilirler" dedi.
'Devlet halka karşı suç işlemiştir'
Mehmet Onur Yılmaz da canlı bomba olarak IŞID'e katılan kişilerin ailelerin emniyete yaptıkları başvuruları seyahat özgürlüğü olarak değerlendiren bir emniyet sistemi olduğunu vurgularken, faillerin patlamadan 3 gün önce rahatlıkla keşif yaptığını, her iki olayda da hiçbir arama olmadığı, olaylardan sonra da gazlı saldırıların olduğunu söyledi. Onur, "Bu kasıt ve ihmalin sorumlusu zafiyet yok diyen bakanlardır. 400 vekil alınsaydı olmazdı diyen cumhurbaşkanı halka karşı suç işlemiştir" diye konuştu.
(de-he/gc)
