Paris'te ‘Kadın Kırımı ile Mücadele’ konulu konferans düzenlendi

16:53

 


JINHA


PARİS -  Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi anısına ‘Kadın Kırımı ile Mücadele” konulu konferans düzenlendi. Fransız senatör Eliane Assasi’nin ev sahipliğinde düzenlenen konferansın ilk oturumunda kadın kırımı, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez cinayetlerinde gelinen son durum, Rojava’da kadın kırımı, kadına yönelik şiddete karşı hukuki mücadele başlıkları tartışıldı.


Fransız senatosunda, 9 Ocak 2013 günü Paris’te katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez anısına “Kadın kırımı ile mücadele etmek için kadın cinayetlerine karşı harekete geçelim” konulu konferans düzenlendi. Konferansa Paris’te katledilen Sakine Cansız’ın kardeşleri Metin Cansız ve Feride Cansız, Fidan Doğan’ın annesi Fatma Doğan ve babası Hasan Doğan ile Leyla Şaylemez’in kızkardeşi Yasemin Şaylemez yerini alırken, çok sayıda Fransız ve Kürt kadın kurum temsilcisi katıldı. Fransız senatör Eliane Assasi’nin ev sahipliğinde düzenlenen konferansın ilk oturumunda kadın kırımı, Sakine, Fidan ve Leyla cinayetlerinde gelinen son durum, Rojava’da kadın kırımı, kadına yönelik şiddete karşı hukuki mücadele başlıkları ele alındı.


‘Katliam kadın kırımının bir parçasıdır’


Oturumun moderatörlüğünü yapan Soad Babbaissa, Paris’te katledilen 3 Kürt kadın devrimciyi anarak, “Tanıdığımız insanlar için böylesi bir toplantı organize etmek her zaman zordur” dedi. Daha sonra sözü merkezi İsviçre’de bulunan Kürt Kadın Hareketi Uluslararası Temsilciliği’nden Gönül Kaya alarak, “Bugün 7 Ocak 2014. İki gün sonra 9 Ocak 2013’te Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda vahşice katledilen 3 Kürt kadın yoldaşımız, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in yaşamını yitirişlerinin birinci yıldönümünü hep birlikte karşılayacağız. Bu üç yoldaşımız düşünceleri, bilinçleriyle dünya kadınlarının öncüleri oldu” diye konuştu. Paris’te sadece 3 kadın devrimcinin değil, binlerce yıldır şiddete sömürgeciliğe direnen kadın kültürünün katledildiğini dile getiren Gönül, “Bu katliam beş bin yıllık erkek egemenlikli sistemin yani kadın kırımının bir parçasıdır” sözlerine yer verdi.


‘Kadın kırımı insanlık suçu kapsamına alınsın’


Kadın kırımının diğer soykırım örnekleri gibi insanlık suçu kapsamına alınmasını isteyen Gönül, “İnsan toplum, doğa dengesinin ve kutsallığının esas alındığı, eşit doğal topluma karşı savaşın ilk hedefi her zaman kadın olmuştur. Ekonomik krizler zenginleri daha da zenginleştirirken, yoksullaştırma politikaları başta kadınları hedefliyor. Kadın kırımı sadece fiziki olarak değil, ekonomik, sosyal olarak da sürmektedir. Kadın kırımı da soykırım gibi benzer nitelikte suçlar kapsamında ele alınmalıdır. Kürdistan’da Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in temsil ettiği kurumlaşma, kadın kırımı karşısındaki en sağlam güvence olmaktadır” ifadelerini kullandı.


Sylvie Jan: Bu cinayetler, barış sürecini provoke etmek içindi


Oturumda Fransa'daki siyasi cinayetler ile 9 Ocak'taki katliam karşısında halk hareketleri ve siyasilerin tepkisinin ne olduğuna ilişkin konu, Fransa-Kürdistan Dayanışma Derneği Başkanı Sylvie Jan tarafından ele alındı. Sylvie Jan Paris katliamının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen gerçeğin açığa çıkmadığını ifade ederek, “Aileler, Kürt halkı ve Fransa’daki Kürtler için gerçeğe ihtiyacımız var. Bu 3 kadın, mücadelesi ile tanınan kadınlardır. Cinayet dosyasında gizlilik olmasına rağmen, gelişmelerin yaşandığını biliyoruz. Bu bir yıl çok acı geçti. Sakine’yi öldürmek, sembolik olarak Öcalan’ın kadın yoldaşını öldürmektir. Rojbin, çok zeki bir militandı. Tanınan bir diplomattı, herkes ile konuşmayı biliyordu, bütün kapıları da çalıyordu. Herkesi etkilemeyi de biliyordu. Fransız kamuoyuna ulaşmak için Kürt toplumunun her kesimine ulaşması gerektiğini biliyordu. Leyla devrimci gençliği temsil ediyordu. Savaşlarda gençler her zaman hedeftir. Bu cinayetler, barış sürecini provoke etmek içindi. Avrupa’daki Kürt direnişini istikrarsızlaştırmayı mı hedefliyorlardı? Bu da bir hedef olabilir” şeklinde konuştu.


‘Fransa insan hakları politikasını gözden geçirmelidir’


Fransa’daki siyasi cinayetlerin her zaman “kapanmamış dosyalar” olarak kaldığına dikkat çeken Sylvie Jan, Nelson Mandela’nın mücadele arkadaşı Güney Afrikalı Dulcide Semptember cinayetini örnek gösterdi. Sylvie Jan, Fansa’ya “demokrasi, insani değerler, kendi ülke topraklarında insan haklarını garanti altına alması için bu cinayetin faillerini açığa çıkarmalıdır” çağrısında da bulunarak,“Fransız hükümetinden Türkiye ile 2011’de yaptığı güvenlik anlaşmasını yeniden gözden geçirmesini istiyoruz. Fransa Kürtlere yönelik baskı politikasına bir son vermeli ve Fransa’daki Kürt kurumlarının güvenliğini sağlamalıdır. Ayrıca insan hakları politikalarını gözden geçirmelidir. Bence Rojbin de aynısını isterdi. Biz Fransız güçlerin bu cinayetlerde hiçbir şekilde rol oynamadığını umut ediyoruz. Fransız yetkililer bu konuda açıklama yapılmalıdır. Türkiye’nin hangi derecede cinayetlere dahil olduğu netleşmelidir. Fransa, topraklarında siyasi cinayetleri hiçbir şekilde kabul etmemeli” diye kaydetti.


Virginie Dussen: Fransa’da siyasi cinayetler işlenir ama çözülmez


Hukukçu Virginie Dussen de yaptığı konuşmada dünyada kadına yönelik şiddetin geldiği aşamayla ilgili sunum yaptı. Kürt özgürlük mücadelesini örnek gösteren Virginie, Paris’te katledilen Sakine Cansız’ın PKK’nin kuruluşundan itibaren bu mücadelenin çok çeşitli sahalarında yer aldığını hatırlattı. Virginie Fransa’da işlenen siyasi cinayetlere atıfta bulunarak, “Dulcide September, Faslılar, Basklılar, Filistinliler, Iraklılar, Tamiller öldürüldü. Üç Kürt kadın devrimci katledildi. 9 Ocak 2013’te Paris’in en işlek caddelerinden birinde bu cinayet yaşandı. Fransa’nın şu anda şöyle bir namı var: Siyasi cinayetler işlenir, ama çözülmez. Artık Fransa’nın bu cinayetleri çözerek, namını değiştirmesi gerekiyor” sözlerine yer verdi. Katledilen 3 Kürt kadın devrimcinin mücadele yaşamını özetleyen Virginie, katliamın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la görüşmelerin başladığı Ocak ayında gerçekleştiğini belirterek, cinayetin işlenme biçimine de dikkat çekti.


Rodi Melek: Rojava’da halk devrimle yönetimini oluşturdu


PYD Kadın Komisyonu Temsilcisi Rodi Melek ise, Rojava devrimi ve kadın mücadelesi konusunda katılımcıları bilgilendirdi. “Suriye’deki halk hareketi en başta barışçıl talepler taşıyordu. Bu talebi taşıyan insanların temel istemi diğer Arap ülkelerinde yaşandığı gibi kendi devrimlerini yaşamaktı. Buna karşılık rejimin cevabı ise kanlı ve korkunç oldu. Ancak daha sonra devrimi kendi çıkarlarına göre çıkmak isteyen uluslararası güçlerin denetimine geçti. İran, Türkiye, Suudi Arabistan’dan ABD, Fransa Rusya’ya kadar birçok gücün yer alması ile Suriye bir savaşa sürüklendi. Rojava’da ise halk devrimle yönetimini oluşturdu. Rojava devriminden bu yana kadınların durumu daha da iyileşti. Yeni yönetimle kadınlara tam bir eşitlik garanti etmek istediler” dedi.


Konuşmaların ardından konferans Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in ailelerinin de katılımıyla sinevizyon gösterimi yapıldı. Konferans kadın kırımına karşı mücadele yöntemleri, kadın kırımına karşı Fransız örgütlerin mücadelesi, 21 yüzyılda recm gerçekliği, kadın kırımının insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesi konuları tartışılacak.


Kaynak: ANF


(mg)