Nusaybinliler inatla 'direniş' diyor

11:01

JINHA

MÊRDÎN - İlan edilen 5'inci sokağa çıkma yasağıyla birlikte 4 yurttaşın yaşamını yitirdiği Nusaybin'de halk inatla, "direniş" diyor. Dükkanların tahrip edildiği, hayvanların telef edildiği, yurttaşların katledildiği ilçede, halk tüm saldırılara rağmen rutin yaşamını sürdürüyor.

Mardin'in Nusaybin ilçesinde sık sık ilan edilen 5'inci sokağa çıkma yasağıyla birlikte önceki günden bu yana 4 yurttaş yaşamını yitirirken, 6 yurttaş ise yaralandı. Dicle, Fırat, Abdulkadirpaşa ve Yenişehir mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilse de ilçe genelinde bir abluka hakim. Tüm saldırılara rağmen sokakları terk etmeyen halk ise kapı önlerinde gerçekleştirdikleri oturma eylemi ve sloganlarla ablukayı protesto ediyor.

Görme engelli Emine Tan halkın arasında direnişte

Fırat Mahallesi'nde oturan 70 yaşındaki görme engelli Emine Tan, sabahın erken saatlerinde evinden çıktığı an, mahallesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı yüzünden evine dönemediğini söylüyor. 3 oğlunun mahallede olduğunu söyleyen Emine, "Çıktığım gibi yasak ilan edildi. Görme engelliyim, kurşunların nereden geldiğini bilemediğim için ben de halkın yardımıyla DBP ilçe binasına geldim. Parti şimdilik bana bir ev ayarladı, bana halk sahip çıktı. Ben önemli değilim yeter ki bu halka bir şey olmasın, ben halkın arasında direnişteyim" diye kaydetti.

'Topraklarımı terk edersem bu halkın yüzüne yarın nasıl bakarım?'

50 yaşındaki Latife Bağda ise Nusaybin'de sistemli bir şekilde ilan edilen sokağa çıkma yasağını artık halkın kanıksadığını ifade etti. İşlettiği marketin kurşunların hedef olduğunu söyleyen Latife, "Bizim mahallede yasak yok ama abluka devam ediyor. Marketim kurşunların hedefi oldu, camlar kırıldı, şans eseri hayattayım. Özel harekat konvoyu geçtiğinde kepenklerimi kapatıyorum, gittiklerinde ise tekrar açıyorum. Günde 10 defa böyle yapıyorum, artık hayatımın bir parçası haline geldi. Yasağın olmadığı mahallelerde de gerçekleşen saldırıların tek amacı halkı eve tıkamak. Elektrik ve su kesintisi var. Tüm yaşamsal ihtiyaçlar kısıtlanarak göçertme politikası yürütülüyor. Ben şahsen canımı da veririm ama topraklarımı terk etmem. Nusaybin'de göç olmadı çünkü Nusaybinliler göç etmekle de bu işin bitmeyeceğini çok iyi biliyor. Bu gün göç edersem, yarın bu halkın yüzüne nasıl bakarım? Topraklarımı asla terk etmem, bu böyle bilinsin" dedi.


'Bin tavuğum telef oldu'

Tavuk dükkanı işleten Şemsa Bağvur ise ilk yasaktan bu yana bin tavuğunun telef olduğunu söyledi. Tavuk kümeslerini yemlemeye gittiğinde sık sık hedef olduğunu ifade eden Şemsa, dükkanının açık olduğunu gören polisler tarafından dükkanın içine sık sık gaz bombası atıldığını söyledi. Şemsa, "Biz halk olarak yasakları tanımıyoruz, tanımadığımızı sadece yürüyüşlerle değil, yaşamı devam ettirerek de göstermek istiyoruz. Baskılara rağmen dükkanlarımızı açmak istiyoruz ama buna engel oluyorlar. Dükkanlarımızı açarken sokağa bekçi koyuyoruz, geldikleri gibi kepenklerimizi indiriyoruz. Tek amaçları halkı mağdur etmek. Kesilmiş tavuklar dolapta bozuldu, dolaptakiler ise kümeste telef oldu. Bizim hayvanlarımızdan dahi nefret ediyorlar" diye konuştu.

(zd/gc)