Kulp Davası'nda yakınlar: Faili bellidir, aynı salonda yer alıyoruz

11:44

JINHA

ANKARA - Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde 11 sivilin gözaltında kaybedilmesiyle ilgili emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk'ün yargılandığı dava Ankara Adliyesi'nde görüldü. Mahkemede konuşan kayıp yakını Erhan Avar, Tahir Elçi için, "Yıllardır mücadele ettiği faili meçhullerin kurbanı oldu" dedi. Kayıp yakınları, gözaltında kaybedilmelerle ilgili, "Fail belli, bulunmasına gerek yok. Şu anda katille aynı salonda yer alıyoruz" derken, Mahkeme Heyeti tutuklama talebinin reddine karar vererek, duruşmayı 7 Mart 2016 tarihine erteledi.

8 Ekim-25 Ekim 1993 tarihleri arasında Diyarbakır'ın Kulp ilçesinin Alaca köyü ve Muş'a bağlı Kayalısü köyü civarında General Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Tugayı tarafından yürütülen askeri operasyonlarda gözaltına alınan ve en son helikoptere bindirilirken görülen 11 kişiden bir daha haber alınamadı. 11 Ekim 2013 tarihinde konuyla ilgili düzenlenen iddianamede, Bolu 2. Komando Tugay Komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk'ün "Birden fazla kişiyi aynı sebeple öldürmek, halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik, cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturmak" suçlarından yargılanması talep edildi. Dava, Diyarbakır'dan Ankara'ya taşındı.

Tahir Elçi, davanın Diyarbakır'a taşınmasını talep etmişti

Davanın avukatlarından olan ve kendisi de 'faili meçhul' bir şekilde öldürülen Tahir Elçi, AİHM'in bu davada Türkiye'yi mahkum ettiğini hatırlatarak, keşif yapılabilmesi, görgü tanıklarının bulunup dinlenmesi ve cezasızlığın önüne geçilmesi için davanın tekrar Diyarbakır'a taşınmasını talep etmişti.

'Yıllardır mücadele ettiği faili meçhullerin kurbanı oldu'

Davanın 10. duruşması bugün Ankara Adliyesi 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Öldürülen Hasan Avar'ın oğlu Erhan Avar, duruşmadaki ifadesine davanın avukatları arasında olan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'yi anarak başladı. Erhan Avar, yıllarca faili meçhul cinayetlerin avukatlığını yapan Tahir Elçi için, "Yıllardır mücadele ettiği faili meçhullerin kurbanı oldu" dedi. Erhan, babasını helikopterle götürdüklerini söyleyerek, "Annemle babamı götürdüler, 2 gün toplama alanında kaldılar. Annem geldi, babamı helikopterle başka bir yere götürdüler. Annemde nezarette tutuldu. Fail belli, bulunmasına gerek yok. Şu anda katille aynı salonda yer alıyoruz" diye konuştu.

'Helikopterle götürüldü'

Gözaltında kaybedilerek öldürülen Bahri Şimşek'in abisi Keleş Şimşek ise, "Ceviz toplarken yırtık elbiselerle götürdüler. Mezraaya giderken iki asker çıktı. Beni beklettiler, kardeşimi yonca tarlasında gördüm. 4 gündür ellerinin, kollarının bağlı olduğunu söylediler. Keşke yanından ayrılmasaydım" dedi.

Behçet Tutuş'un oğlu Harun Tutuş da, "Babam öldürüldüğünde ben çocuktum. Gözlerimizin önünde hayvanları katlettiler.10 kardeşiz, 23 yıldır hepimiz bu acıyı yaşıyoruz" diye konuştu.

Mehmet Sah Atala'nın kardeşi, askerin abisi evden aldığını ve helikopterle bir mezraaya götürüldüğünü söyleyerek, "Annem kardeşime birkaç kez erzak taşıdı. Sonra aynı Bolu ekibi evinizi boşaltın yakılacak dedi. Evimizi yaktılar, biz de Diyarbakır il merkezine gittik" dedi.

'Uğruna suç işlediği devlet bile arkasında durmamıştır'

Kayıp yakınlarının ifadelerinin ardından müşteki avukat Hasan Anlar, AİHM'in incelemesiyle elde edilen askeri rapor için, "Senyayla Yaylası PKK'nin eğitim sahası olarak tanımlanan arka bölgenin savunma üssü olduğu belirtilmiş. Bölgedeki halkın yüzde 90'lar PKK yanlısı olduğu, köylülerin PKK'ye yiyecek ve erzak sağladığı belirtilmiş. Asker oradaki köylülere örgüt mensubu gibi davrandı. Yaklaşık 100'e yakın köylüyü topladı. Bunlara eziyet ve işkence edildi" diye konuştu. Hasan Anlar, "AİHM kararında görülüyor ki, uğruna suç işlediği devlet bile Yavuz Erturk'ün arkasında durmamıştır" diye konuştu.

'cinayet anını gösteren film mi izletmemiz gerekir?

Avukat Oya Aydın ise şöyle konuştu: "Sanık o tarihlerde olay yerinde görev yaptığını kabul etmiştir. O dönemde yapılan katliamların devlet politikası olduğu açıkçadır. Bir tecavüz davalarında, bir de faili meçhul cinayetlerinde mağdurlara sanık gibi davranılıyor. Bu davalarda saygın tutum gibi indirimler uygulanıyor ya da tutuklanmıyor. Bütün deliller mahkumiyete elverişlidir. Tutuklama kararı için cinayet anını gösteren film mi izletmemiz gerekir? Bu kadar belge, tanık dosyadayken mağdurların adalet arayışının son bulması ve sanığın tutuklamasını talep ediyoruz.

Operasyonu kabul etti, gözaltını reddetti

Yavuz Ertürk, gözaltı uygulamalarının olmadığını iddia ederek, ifadesinde operasyon emri aldığını söyledi. Yavuz Ertürk, savunmasında, "Alacaköyü bağlı Senyayla denilen bir ormanlık bölgede operasyon emri aldım. Bizim hiç bir suretle gözaltı gibi bir olayımız söz konusu değil. Kesinlikle yakalayıp sorgulama yapmadık. Ben operasyon sürecinde komutan olarak Muş Garnizon Komutanlığı'nda bulundum. Bu operasyonlar dışında Kulp'ta bulunmadım. Beni orada kimse görmemiştir. Sivil halka irtibatım olmamıştır. Orada rütbesiz er kıyafetiyle geziyordum" iddialarında bulundu.

Duruşma, 7 Mart 2016 tarihine ertelendi

Savcı sanık avukatının duruşmalardan vareste tutulma talebini reddetti. Mahkeme Heyeti operasyon kayıtları için Kara Kuvvetleri Komutanlığı Arşiv Bölümü'ne yazı gönderilmesine karar verdi. Ayrıca,dönemin Kulp Jandarma Komutanı olan yüzbaşı Ali Ergürmez ile dönemin Asayiş Komutanı Hasan Kundakçı'nın tanık olarak dinlenmesine karar verildi. Mahkeme heyeti, tutuklama talebini reddetti. Duruşma 7 Mart 2016 tarihine ertelendi.

Duruşmaya, HDP Milletvekilleri Nursel Aydoğan ve Sibel Yiğitalp ile KESK Genel Başkanı Lami Özgen de katıldı.

(he/sy/dk)