Dilek Serin'den Gülnaz Tatu'ya kaybetmenin 'kadın hali'

09:07

Ceren Karlıdağ/JINHA

İSTANBUL - Temel hak ve özgürlüklerin Filistin askılarına asıldığı, cinsel şiddetle şekillendiği, asit kuyularında eritildiği, zırhlı araçların arkasında sürüklendiği Türkiye'de hala gözaltında kaybedilen kadınların akıbeti bilinmiyor. 3 yaşındaki Dilek Serin'den 57 yaşındaki Gülnaz Tatu'ya kaybetmenin kadın halinde de failler belli ama kayıplar bulunmuyor.

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi doğrultusunda kabul edilen 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına alınmasını temin ediyor. Türkiye tarafından 6 Nisan 1949'da onaylanan Beyanname'nin BM Genel Kurulunca kabul edildiği 10 Aralık tarihi, insan hakları bilincinin tüm dünyada yerleşmesi ve gelişmesi açısından Beyanname'nin taşıdığı anlam ve önemin dünya kamuoyunca paylaşılması amacıyla, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor. Türkiye ise imzacısı olduğu Beyanname'nin gereklerini yerine getirmek yerine, her geçen gün hak ihlallerine bir yenisini ekliyor. Yalnızca 5 aylık savaş konsepti sürecinde devlet güçlerinin saldırısı sonucu 33'ü çocuk 58'i kadın olmak üzere 250'yi aşkın sivil hayatını kaybetti. "90'lara geri mi dönüyoruz?" sorularının gölgesinde 90'larda yaşanan hak ihlalleriyle yüzleşmekten kaçınan Türkiye'de, en can yakıcı meselelerden biri de kayıplar.

558 haftadır her cumartesi günü "Yine de barış" diyerek kaybettiklerini arayan anneler Türkiye'de ki 'insan hakları' konusunda zihinlerde bir fikir oluştururken, işkence tezgâhlarından, Filistin askılarına kadar uzanan şiddette, İHD'ye yapılan başvurulara göre gözaltında kaybedilen 19 kadının akıbeti bilinmiyor. Bir yanda 500 haftayı aşkın süredir kayıplarını arayan kadınlar, bir yanda gözaltında kaybedilen kadınlar… "Bu devlet size ne yaptı lan?" sorularının işkence hanelerden taşarak yere yatırılan işçilerin üzerinde şiddete dönüştüğü zamanlarda sorular yanıtsız, failler cezasız kalıyor. Peki 'Kaybedenlerin kaybedeceği gün' gelinceye kadar sorulmaya devam edecek sorular neler?

*1991 yılında Cizre'de gözaltına alınan 18 yıl sonra yol yapım çalışması sırasında kemikleri bulunan Makbule Ökdem'e

*27.07.1992 günü Dersim'de gözaltına alındıktan 8 gün sonra işkenceden tanınmaz haldeki bedeni Elazığ Karşıyaka Kartepe mevkiinde gömülü bulunan Ayten Öztürk'e

*14.8.1992 günü Mardin/Derik'te 2 kişi ile birlikte gözaltına alınan Rıdda Yavuz'a

*24 Aralık 1993 günü Bitlis/Tatvan/ Wanik köyündeki evlerinden kardeşi Ramazan ile birlikte askerler tarafından gözaltına alınan Hamide Şarlı'ya

*24 Eylül 1994 günü Dersim/ Mirik 'te köye yapılan askeri operasyon sonrası kaybolan Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Gülizar Serin ve onun 3 yaşındaki kızı Dilek Serin'e

*05 Ekim 1994 günü İstanbul'da gözaltına alınan Lütfiye Kaçar'a

*24 Ocak 1995 günü Ankara'da gözaltına alınan işkence görmüş bedeni 76 gün sonra Gölbaşında gömülü bulunan Ayşenur Şimşek'e

*1 Mayıs 1995 günü Diyarbakır/Bismil'de gözaltına alınan Hatice Şimşek'e

*28 Kasım 1996 günü Diyarbakır'da eşi Mahmut ile birlikte gözaltına alınan ve 2 yıl sonra kimsesiz olarak defnedildiği Cizre Asri Mezarlığı'ndaki bedenine ulaşılan Fahriye Mordeniz'e

*26 Eylül 1997 günü Kulp-Diyarbakır yolunda otomobilleri durdurularak eşi Orhan ile birlikte beyaz Toros ile kaçırılan Zozan Eren'e

*31.03.1998 günü İzmir/Çeşme/Alaçatı'da 3 arkadaşı ile birlikte gözaltına alınan Neslihan Uslu'ya

*16 Temmuz 1998 gecesi derin devlet yapılanması olan Hizbullah tarafından Mersin'de kaçırılan 21 Ocak 2000 tarihinde Konya Meram'da bir villanın bodrumunda işkence edildikten sonra gömülen bedenine ulaşılan Konca Kuriş'e

*17 Ekim 1994 gunu Muş'un Hasköy ve Bitlis'in Mutki İlçesi arasında bulunan Hasköy'e bağlı Ortaç (Zirkêt) Köyü'ne bir kilometre uzaklıktaki Zirkêt Yaylası'na hayvanlarını otlatmak için giden Gülnaz Tatu (59) ve Kadriye Tatu'ya (57)

*1993 yilinin Eylül ayinda kimligi belirsiz kisiler tarafindan kacirilan Sedika Dal'a

Ne oldu?

(dk/fk)