'Devlet dersinde' öldürülen çocuklara 'çatışmada öldü' süsü veriliyor
09:09
Duygu Erol/JINHA
ANKARA- Bugün İnsan Hakları Günü, ancak devletin güvenlik güçlerinin öldürdüğü, ölümüne yol açtığı çocukların sayısı Kürdistan’da süren sokağa çıkma yasaklarında artarak devam ediyor. Çocuk haklarının insan hakları olduğunu hatırlatan Gündem Çocuk Derneği Genel Sekreteri Ezgi Koman, ortada bir yaşam hakkı ihlali olduğunu ve bunun sorumlusunun yaşam hakkını korumayan devlet olduğuna işaret etti. Bir an evvel 'müzakere masası’na oturulması gerektiğini vurgulayan Ezgi, müzakere sürecinin barışa evrilecek şekilde başlaması çağrısında bulundu.
İnsan Haklar Derneği'nin 21 Kasım'da paylaştığı rapora göre, AKP iktidarı dönemi boyunca 250 çocuk direkt devlet şiddetiyle öldürüldü. 7 Haziran’dan bu yana artan savaş ortamı ile bölgede her gün ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında ise 50’yi aşkın çocuk yaşamını yitirdi. Bu rakam, 1992-1994 yılları arasında öldürülen 295 çocuktan sonraki en fazla olan çocuk ölümünü gösteriyor.
2 Aralık günü Sur'da öldürülen 13 yaşındaki çocuğun, el yapımı bir sedye üzerindeyken görüldüğü fotoğraf, sosyal medyada polislere ait hesaplar tarafın 'terörist' denilerek paylaşıldı. Devlet kurşunuyla katledilen bu çocukların öldürülmeleri, “Çatışmada öldürüldü”, “Bir terörist daha öldürüldü” denilerek meşrulaştırıldı. Ancak Uğur Kaymaz'dan Ceylan Önkol'a, Nihat Kazanhan'dan Cemile Çağırga'ya, Elif Şimşek'ten Berat Güzel'e ve önceki gün öldürülen Hakan Doğan'a kadar silahla vurulmak, bombayla öldürülmek, mayına basmak, zırhlı araç altında kalmak veya savaş uçaklarıyla vurulmak, Kürdistan'daki çocukların ölüm nedenleri arasında yer alıyor.
'Çocuklara 'çatışmada öldü' süsü veriliyor'
Kürdistan coğrafyasında Cizre’de ilan edilmeye başlayan sokağa çıkma yasakları Gever, Nusaybin, Derik, Silvan ve Sur ile devam etti ve ediyor. Sokağa çıkma yasaklarında öldürülen çocuklar hakkında JINHA'ya değerlendirmede bulunan Gündem Çocuk Derneği Genel Sekreteri Ezgi Koman ise, her gün yaşanan bu ölümlere toplum olarak bir alışkanlık söz konusunu olduğunu belirterek, "Artık o kadar normalleşti ki bu Türkiye’de yaşayan hepimizin yaşadığı tramvaya da eşlik ediyor” dedi. Her güne yeni bir çocuk ölümünün haberiyle uyanıldığını, ancak bu ölümlerin normalleştiğini ifade eden Ezgi, devlet kurşunuyla öldürülen çocuklara 'çatışmada öldü' süsü verilmesine de tepki gösterdi. Bu ölümlerin önüne geçmek için sürekli talepte bulunduklarını söyleyen Ezgi, devletin savaş suçu işlediğini vurguladı..
'Yaşam hakkı ihlalinin sorumlusu devlet’
İnsan Hakları Günü'nde çocukların haklarının da bir insan hakları meselesi olduğuna dikkat çeken Ezgi, "Bu bir insan hakkı ihlali, yaşam hakkı ihlali. Bunun da tabii ki sorumlusu devlet. Çünkü devlet sınırlar içerisindeki her bireyin yaşam hakkını korumakla sorumlu. Böyle bir yükümlülüğü var. Birtakım çatışmalarda çocukların öldükleri haberleri geliyor, onlara 'terörist' deniliyor” diye konuştu. Ezgi, aynı zamanda çocukların örgüt üyesi de olabileceğine vurgu yaparak, çatışma ortamında dahi olsa her bireyin, çocuğun yaşam hakkını devletin korumakla yükümlü olduğunu hatırlattı.
‘Müzakere masasına oturulsun’
“Bir çocuk öldüğünde hayatın durması gerekirken biz çok normalmiş gibi hayatımıza devam ediyoruz” diyen Ezgi, Türkiye toplumuna, insan hakları örgütlerine, çocuk örgütlerine çok fazla iş düştüğüne vurgu yaptı. “Belki bizim çok daha yüksek sesle bütün bu savaşın, çatışmanın durmasını yeniden yeniden talep etmemiz gerekiyor. Ama yapılması gerekenlerde bir yandan belli” diyen Ezgi, bir an evvel 'müzakere masası’na oturularak, tarafların buna uygun davranması ve müzakere sürecinin barışa evrilecek şekilde başlaması çağrısında bulundu.
‘Devlet savaş suçu işliyor’
Devletin bir yandan da savaş suçu işlediğinin altını çizen Ezgi, “Bölgede yaşananların gerçekten bir hak ihlali olduğu çok açık. En ağır savaş ortamında bile yine de devlet ve taraflar sivil halkın güvenliğini, yaşamını korumakla yükümlüler" diyerek, çok yoğun savaş ortamında dahi devletin orada bulunan çocukları korumakla ve hayatlarını devam ettirmekle ilgili üzerine düşeni yapmak zorunda olduğunu hatırlattı.
(sy)
