‘Sakine,Fidan ve Leyla insanların hakları için mücadele ediyordu’
10:10
Döne Güzel/JINHA
PARİS - Fransız Senatosu’nda, 9 Ocak 2013 günü Paris’te katledilen üç siyasetçi kadın anısına, “Kadın Kırımına Karşı Mücadele” konulu konferans yapıldı. Konferansta konuşan Fransız kadın örgütü Femmes Solidaire'den Soad Baba Aissa “Onlar cinsler arası eşitliğin politik bir eylem olarak birinci sıraya koydu. Sakine, Fidan ve Leyla kadın hakları ve tüm insanların hakları için mücadele ediyordu. Bunu yaparken feminizmi bir itopya olarak değil bir alternatif toplum modeli olarak esas almışlardı. Sakine, Fidan ve Leyla anısına gerçekleşen bu konferans şahsında kadın kırımının bütün yüzlerini açığa çıkarmak için bir diyalog ortamı oluşturalım” dedi. Soad ayrıca aktif direnişte olan kadın hakları savunucularının devletler tarafından koruma altında olması gerektiğini vurguladı.
Fransız senatosunda, 9 Ocak 2013 günü Paris’te katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez anısına “ Kadın Kırımına Karşı Mücadele” konulu konferans düzenlendi. Konferansta konuşan Fransız kadın örgütü Femmes Solidaire'den Soad Baba-Aissa kadın kırımına son vermek için kadına karşı şiddete karşı harekete geçelim vurgusunu yaptı. Soad Baba Aissa, kadın kırımına son vermek ve kadın katliamlarına karşıhareket etmenin yolunun üç kadına yönelik yapılan saldırıya karşı olayın aydınlatılması için mücadele vermekten geçtiğini belitti.
‘Katliamı sıradan cinayet olarak mı değerlendirmeliyiz?’
Fransız hükümetinin sessiz kalmasının, insan haklarıaktivistleri tarafından kuşku uyandırdığını söyleyerek Soad , “Sessizliğimizi koruyabiliriz. Bu cinayetlerin aydınlanmasını beklerken yasada boğulabiliriz. Ailelerin,arkadaşlarının acısını göz önünde bulundurduğumuzda bu cinayeti büyük bir vahşet olarak değerlendirebiliriz. Bu katliam polis ve adli makamlar tarafından sıradanlaştırıldığı için İnsan hakları savunucusu kadınlarda özellikle güvensizlik duygusunu besliyor. Bu katliamı sıradan bir cinayet olarak mı değerlendirmeliyiz yoksa bir infaz olarak mı? Neden bu siyasi cinayetleri kadın kırımının yeni yüzü olarak değerlendiriyoruz ya da nitelendiriyoruz?” şeklinde sordu.
‘Fransa’nın yaklaşımı kabul edilemez’
Kadın kırımına karşı en fazlada erkekleri kadın eşitliğine karşı duyarlı kılmaya çalıştıklarını, ancak kadına karşı gelişen cinayetlere devletlerin eksik yaklaşımlarıyla karşı karşı olduklarını belirten Soad, “9 Ocak Paris’te işleyen cinayetin soruşturmasındaki Fransız devletin sergilediği yaklaşım kabul edilemez. Siyasetçi, femenist insan hakları savunucusu olan bu üç kadının cinayetinin katillerine dokunulmazlığı sunmak bu kadınların kadın mücadelesindeki emeklerini inkar etmektir” dedi. Soad, bu barbarlığa karşıFransa devleti başta olmak üzere devletlere, kamu kurumlara bu cinayetleri işleyen zanlıların dokunulmazlığını kaldırması için kadınların daha güçlü örgütlenmeleri gerektiğini ifade ederek, “Vatandaşlarımız bu devletler tarafından ve onların adli araçları tarafından bu cinayetlerin aydınlanması ve cezalandırılması için duyarlı kılınmalıdır. Aksi taktirde dokunulmazlığın varlığı zanlılara uyguladıkları şiddetin tolere edildiğini ve bunu uygulamaya devam edeceği anlamına gelir” diye belirtti.
‘Paris katliamıdokunulmazlığın ideolojik getosudur’
Bir yıldan bu yana Fransa’da başta femenist örgütler olmak üzere medyanın, adli makamların ve polis makamlarının Sakine, Fidan ve Leyla’ya yapılan katliama karşısında sağırlaştıran sessizlikle karşıkarşıya olduklarını belirten Soad, şöyle devam ett: “Bu kadın kırımı kavramınıne tersleyebiliriz ne de görmezden gelebiliriz. Kadın, feminist, laik olduklarıve kadın militanlar oldukları için ekstra bir şiddetin mağduru oldular.
Aileleri, arkadaşları ve örgütlerimiz dokunulmazlığın ‘ideolojik getosu’yla karşı karşıyadırlar. Bu feminist mücadelelerine ve hayatlarına uygulanan bir inkardır. Sakine, Fidan ve Leyla siyasetçi kadınlardı. Öncelikli olarak Kürt ve feminist militanlardı. Hayatları boyunca ülkelerinde ve gerçekleştirdikleri eylemlerle kadına karşı uygulanan şiddeti her yerde kınadılar. Kadın kırımının bu yeni yüzünde feminist Kürt militanlarının üç kuşağının cinayeti kadınların ataerkil modelini yıkma amaçlı inşa ettikleri projenin iflazı hedefleniyordu. Bu anlamda kadınların bilinçlenmesi ve özgürleşmesini engellemeyi amaçlıyordu.”
‘Onlar cinsler arası eşitliği politik bir eylem olarak ortaya koydu’
Soad, eşitsizlik ve erkek egemenlikli bir toplumu dönüştürmeyi amaçladıklarını belirterek, “Onlar cinsler arasıeşitliğin politik bir eylem olarak birinci sıraya koydu. Sakine, Fidan ve Leyla kadın hakları ve tüm insanların hakları için mücadele ediyordu. Demokrasi için mücadele ediyordu. Bunu yaparken feminizmi bir itopya olarak değil bir alternatif toplum modeli olarak esas almışlardı. Sakine, Fidan ve Leyla anısına gerçekleşen bu konferans şahsında kadın kırımının bütün yüzlerini açığa çıkarmak için bir diyalog ortamı oluşturalım. Aktif direnişte olan kadınlar, kadın hakları savunucuları devletler tarafından korunmalıdır. Kadın kırımlarınıönlemek için bu devletler tedbir politikalarını geliştirmeli ve kadınlarıtehlikeli durumlardan güvenliğini sağlamalıdır. Feminist hareketlerimiz, örgütlerimiz şiddetin her türünü ve kadın kırımının her yüzünü açığa çıkarıp insanları duyarlı kılmayı amaçlamalıdır” diye vurguladı.
Soad Baba Aissa Fransa senatosunda üç kadın devrimci anısına gerçekleştiren konferansta şu vurguları yaparak konuşmasını bitirdi: “Eğer ataerkil devlet ve adli yetkililer katillere dokunulmazlık sağlayıp korumaya devam ederlerse kadınlara karşı şiddeti durduramayı. Genç kadınların ve kadınların normal bir hayat talepleri olduğu için kendilerini suçlu hissetmemeliler. Kadınsız bir devrim rezil bir devrimdir. ”
(pk/zd)

