İÜ'lü kadınlar saldırılara karşı direniş hattını örüyor

09:02

Öykü Dilara Keskin- Özlem Çiçek/JINHA

İSTANBUL - İÜ'de yaşanan DAİŞ yanlısı saldırılara karşı kadınlar, "IŞİD zihniyetinin ilk hedefinde olan bizleriz. Bu nedenle kadınlar sokaklarda, üniversitede bu zihniyete karşı mücadele etmeye çağırıyoruz. Biz topyekûn bu sisteme karşı bir direniş hattı örüyoruz" diyor.

İstanbul Üniversitesi'nde son zamanlarda devrimci ve yurtsever öğrenciler, polis, ÖGB (Özel Güvenlik Birimi) ve DAİŞ yanlısı Müs-Gençlilerin saldırısıyla karşı karşıya kalıyor. Yurtsever devrimci öğrencilerin açıklamalarına dahi müdahale eden polis, Müs-Gençlilerin ellerinde bıçak ve sopalarla gezmesine ise herhangi bir müdahalede bulunmuyor. Geçtiğimiz yıl üniversitelerde sopayla öğrencilere saldıran Müs-Genç üyeleri, Salı günü ise Beyazıt Meydanı'nda gövde gösterisi yaparak, üniversitelerde okuyan yurtsever ve devrimci öğrencileri tehdit etti. Müs-Gençlilerin öğrencilere saldırması sırasında polisin saldırganlar için özel bir koruma oluşturması ise dikkat çekti. Polisin Müs-Gençleri destekleyen tutumu devam ederken, DAİŞ'in Rojava'daki zihniyetini üniversitelerde Müs-Gençler taşıyor. İÜ'lü öğrenciler ise faşist saldırılara karşı okullarını koruyacaklarını belirtiyor.

'Kadını ötekileştiren zihniyete geçit vermeyeceğiz'

İstanbul Üniversitesi'nde Fransız Dili ve Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencisi Gizem Kılıç, Müs-Genç'in saldırısı karşısında ÖGB ve polisin demokrat yurtsever öğrencilere karşı bir topyekûn saldırı politikası izlemeye devam ettiğini belirtti. Üniversitelerini koruyarak çetelere geçit vermeyeceklerini söyleyen Gizem, faşist saldırıların sadece İÜ'de değil tüm üniversitelerde yaşandığına dikkat çekerek, "Biz okulumuzu korumaya, savunmaya devam edeceğiz. Suriye'de kafa kesen, kadınları köleleştiren, kadınlara tecavüz eden, kadını ötekileştiren ve hiç olarak gören bu zihniyete ve bu zihniyetin ardıllarına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi. İstanbul Üniversitesi'nde polis ve ÖGB'nin Müs-Genç'in yanında yer aldığını ifade eden Gizem, "Biz topyekûn bu zihniyete karşı bir direniş hattı örüyoruz. Mücadeleyi yükseltmeye de devam edeceğiz" diye vurguladı.

'Her alan da bu zihniyetin karşısında olacağız'

Saldırılara ve baskılara karşı sokakları ve üniversiteleri terk etmeyeceklerini vurgulayan Gizem, "Başta kadınlar olarak bu mücadelenin en önünde yer almaya devam edeceğiz. Çünkü biz IŞİD zihniyetinin ilk hedefinde olan bizleriz. Bu nedenle kadınlar sokaklarda, üniversitede bu zihniyete karşı mücadele etmeye çağırıyoruz" diye belirtti. İÜ'de muhalif öğrencilere yönelik soruşturmalar açılmasına değinen Gizem, "Biz okulda siyasi faaliyet yürütmeye de, tacizcileri teşhir etmeye de devam edeceğiz. Bu kişilere geçit vermeyeceğiz. Açılan soruşturmaların neticesi ne olursa olsun bulunduğumuz her alanda bu zihniyetin karşısında olacağız" diye kaydetti.

'Bu mücadelede kadınların önde olması gerekiyor'

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Sıla Kaymak ise, çetelerin saldırısının öncesinden afiş yasağının getirildiği bununla beraber polis saldırılarının da arttığını hatırlattı. "Biz kadınlar öz savunma için yanımızda taşıdığımız her şeyi kapıya bırakırken, çetelerin üstleri bile aranmıyordu" diyen Sıla, yaşananların çetelerle rektörlüğün iş birliğinden kaynaklı olduğunu belirtti. Müs-Genç'in saldırısına polislerin sessiz kalarak izlediğini ifade eden Sıla, polislerin yurtsever ve devrimci öğrencileri ise darp ederek her saldırıda gözaltına aldığını ifade etti. "Saldıranlar kendilerini gösterdikleri gibi Müslüman gençlik değil IŞİD yanlılarıdır. Öğrencileri sanki Müslümanlara zulüm var gibi saflaştırmaya çalışıyorlar. IŞİD'in işlediği her türlü insanlık suçlarını sahiplendiklerini ve eylemlerinde IŞİD yanlı sloganlar attığını gördük" diyen Sıla, "Bu insanlar kadınları köleleştirmeyi sağlayan bir ideolojiyi savunuyorlar. Bu nedenle bu mücadelede aslında kadınların en önde olması gerekiyor" sözlerini ifade etti.

(mg)