Yasemin Temizarabacı kadın ütopyalarını anlattı

16:56

JINHA

İSTANBUL - 'Ütopyalar'ın tartışıldığı panelde 'Ütopya'nın Kadınları Kadınların Ütopyası' isimli kitabını anlatan Yasemin Temizarabacı, feminist ütopyalarda dilin çok önemli olduğunu belirterek bu ütopyaların dilde ki ayrımcılığı da kaldırmayı hedeflediğini yeni kavramlar geliştirdiğini söyledi.

İstanbul Özgür Üniversite'de bu hafta "Ütopyalar: Alternatifi Oluşturmak" konusu üzerinden Yasemin Temizarabacı'nın 'Ütopya'nın Kadınları Kadınların Ütopyası' kitabı tartışıldı. Yasemin Temizarabacı'nın konuşmacı olarak katkı sunduğu etkinliğe çok sayıda dinleyici katıldı. Batı ütopyalarından bahseden Yasemin, sözlerine ütopyaların tarihsel gelişimine değinerek başladı. Yasemin, 1800'lere kadar klasik ardından modern ütopyalar döneminin başladığını dile getirdi.

Klasik ütopyaların fiziksel ve düşünsel olarak kapalı metinler olduğunu dile getiren Yasemin, "Burjuva ütopyalar genellikle baskıcıdır ve bireyselliğe izin vermez. Bireyler yada sınıflar kendi değil bütünün çıkarlarını gözettiler. Böylelikle devletin ortak refahı sağlanır. Tüm ütopya yazarları dönemin şartlarına karşı çıkmıştır. Kadınlar da bundan payını almışlardır. Bir çok Ütopyada erkeklerle eşit eğim ve is imkanı gibi ilerici yaklaşımlar vardır. Platon İdeal devlette kadınların eğitim görebileceği, savaşa biteceğini kabul eder" dedi.

Bir yandan da kadınların köleler ve çocuklarla aynı derecede görüldüğünü söyleyen Yasemin, "Kadınların konumuna dair pozitif yaklaşımda bulunulsa da ayrımcı söylemlerle bulunmaktan da kendini alamaz Platon. Thomes More'un Ütopyası'nda ise dul ve yaşlılarsa kadınlar rahip olabilirler. Aileyi en yaşlı erkek yönetir ve hiyerarşik bir yapı vardır. Aile içi görevlerden yalnızca kadınlar sorumludur. Kadın cinsinden beklenen erdemdir aranır ve bazı Ütopyalar da kadınların ölüm cezası ile cezalandırılması vurgulanır" diye konuştu.

Klasik ütopyaların genelinde insan eşittir erkek anlayışı olduğunu söyleyen Yasemin modern ütopyalar dan ise "Geçmişe bakış" isimli sosyalist ütopyanın üzerinde durdu. 19. yy' da ütopyalarda artış olduğunu söyleyen Yasemin, "Okuyucuyu kurgunun içine katan, sistemi dikta etmeyen Ütopyalar yazılmaya başlandı" diye kaydetti.

Yasemin, 1950'lerde küresel şirketleri öngörülen bir kitapların kadınları ise sekreterlik mesleğinden ötede görmediğini söyledi. 2000'li yıllarda çok uluslu şirketlerin, bilimsel gelişmelerin etkisi ile karşı ütopyaların arttığını dile getiren Yasemin, "Genç yetişkin edebiyatta gay ve tarafların kabul edildiği ütopyalar da var" dedi. Sosyalist ütopyalarda ise kadın duvarcı ustalarının var olduğunu ama yine evdeki kadın emeğinin devam ettiğini söyleyen Yasemin, ardından feminist ütopyaları anlattı.

Feminist ütopyaların devlet toplum karşında bireye yaklaşımları ve cinsleri arasında ki eşitliğe önem vermeleri nedeniyle erkeklerin yazdığı ütopyalar dan ayrıldığını söyleyen Yasemin "1800'lerden itibaren feminist ütopyalar yazılmaya başlanıyor. Feminist ütopyalarda sadece cins değil doğa, sınıf, ekonomi gibi eşitlikle de bazı alınır" dedi. Yasemin, "Sivastika Geceleri isimli kitapta anne olarak yüceltilmeleri ve damızlık hayvan olarak aşağılanmaları arasında bir adım vardır" dedi.

Çeşitli sosyoekonomik düzeyde ki kadınların feminist teori üzerinde çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yasemin, "Feminist ütopyalarda genel olarak anaerkil yaşamı konu alındı" diye belirtti. Zamanın Kıyısı'ndaki Kadın isimli ütopyada ise kadınlar ve erkeklerin bedensel olarak aralarında fark olmadığını söyleyen Yasemin "Bu Ütopyada üreme beden dışında gerçekleşir. Anneler bu sayede iktidarı bırakır erkekler bebek emzirebildikleri için insanileşir. Bunlar aslında bugün kullandığımız queer tanımının doğusudur" dedi.

Yasemin feminist ütopyalarda dilin çok önemli olduğunu belirterek bu ütopyaların dilde ki ayrımcılığı da kaldırmayı hedeflediğini yeni kavramlar geliştirdiğini söyledi.

Panel soru cevap ile bölümü ile sona erdi.

(ck-dek/fk)