Yolları ve dağları kendilerine mesken tutan Koçer kadınlar
08:30
Mizgin Tabu/JINHA
ŞERNEX – Zor yaşam koşullarında en fazla yükü omuzlayan Koçer kadınlar, kış mevsiminde soğuk havaya karşı direniyor. Hayvancılık yaparak yaşam mücadelesi veren Koçer kadınlar, besledikleri hayvanlardan elde ettikleri peynir, süt, yağ ve yoğurt gibi ürünleri satarak geçiniyorlar. Yaylalarda yaşamanın, gece zifiri karanlıkta yıldızları izlemenin, teknolojiden uzak olmanın en büyük özgürlük olduğunu sözlerine ekleyen Koçer kadınlar, bir yandan da yaylalarda kadın olmanın zorluklarını anlattı.
Havaların soğumasıyla birlikte Siirt’ten Şırnak’ın Cizre İlçesi’ne bağlı Bozale (Sêrav) Köyü mezrasına yerleşen Koçerler zor koşullara rağmen yaşam mücadelesi verirken, en ağır işleri omuzlayan Koçer kadınlar ise kışın tüm zorluklarına karşı direniyor. Geçimlerini hayvancılıkla sağlayan ve yaz mevsiminde yaylalarda yaşamlarını idame eden Koçerler kış aylarında ise daha sıcak bölgelere göç ediyor. Kasım ayı başlarında ailesi ile birlikte Siirt’ten Şırnak’ın Cizre İlçesi’ne bağlı Bozale (Sêrav) Köyü mezrasına yerleşen Mayrete Aşkara, kimseye muhtaç olmak istemediklerini zorlukları olsa dahi kendi işlerini yapmaktan mutluluk duyduklarını dile getirdi. Yaylalarda yaşamanın, gece zifiri karanlıkta yıldızları izlemenin en büyük özgürlük olduğunu kaydeden Mayrete, “İşimiz çok zor ancak doğanın güzelliğini yaşamak ta ayrıca bir güzellik katıyor yaşamımıza” diye konuştu.
Yaylalarda kadın olmak…
Ekonomik geçimlerini sağlamak için her yıl Kasım ayında mezralara gittiklerini söyleyen Mayrete, “Bu yıl çok kar yağdı ve 100 koyunumuz karın altında kalarak öldü. 4 ay boyunca buralarda kalacağız. Ondan sonra Faraşin yaylalarına göç edeceğiz. Kendimi bildim bileli hep göçebe bir yaşam sürdüm. Çocuklarımız kimseye muhtaç olmasın diye biz kimseye muhtaç olmayalım diye yaşam mücadelesi veriyoruz. Biz kadınlar yaylalarda çok daha zorlanıyoruz. Sabahın erken saatinde uyanıyoruz. Çoban koyunları otlattıktan sonra ahıra getiriyor. Hayvanlar için saman yüklüyoruz. Koyun ve kuzuları besledikten sonra öğlen oluyor. Zahmetli bir iş yoruluyoruz. Erkekler bazen yardım ediyor bazen etmiyor. Genelde buradaki bütün işleri kadınlar yapıyor. Yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi buralarda da biz kadınlar çalışıyoruz” diye konuştu.
Gaz lambası aydınlığında anlatılan çîroklar
Bozale Köyü mezrasına 3 aile geldiklerini kaydeden Mayrete, “Çadırlarda kalıyoruz televizyon ve elektriğimiz yok. Çadırlarımızın içini gaz lambasıyla aydınlatıyoruz. Akşam yemeğini yedikten sonra her 3 ailede bir araya gelerek sohbetler ediyoruz. Gençliğimizden, köylülerden, komşu, akrabalarımızdan bahsediyoruz. Burada 01-13 yaşları arasında çocuklarımız var. Onlara masallar anlatıyoruz. Şehirde olsaydık çocuklarımızla bir araya gelemezdik ve onlara annelerimizden dinlediğimiz masalları anlatamazdık. Çocuklar televizyonda çizgi filmleri izlemekten bilgisayarda oyunlar oynamaktan bizi dinlemiyor. Burada bilgisayar, televizyon olmadığı için annelerimizden bize miras kalan masalları çocuklarımıza anlatıyoruz” şeklinde konuştu.
‘Kış şartları bizi çok zorluyor’
Göçebe hayatı yaşayan bir diğer kadın ise Nurcan Taşçı… Yaşadıkları zorlukları anlatan Nurcan, “Kadınlar için Koçerlik yaşamı çok zahmetlidir. Çocuklu bir kadınsan senin için iş daha zor. Erkek kadın kadar çalışmadığı için fazla yorulmuyor. Ben tek başıma olduğum için hangi işi yapacağımı bilmiyorum. Su taşı, odun taşı, çamaşır yıka, yemek yap ve bebeğe bak… Bazı dönemler bebeğime bakacak zamanım dahi olmuyor. Kar, yağmur yağdığında işimiz çok zorlaşıyor. Dışarı çıkıp su odun getiremiyoruz. Gidip getirdiğimizde bütün kıyafetlerimiz ıslanıyor ve hasta oluyoruz” sözlerini ifade etti.
Kadınların 3 saatlik yol çilesi…
Geçimlerini hayvancılık yaparak sağladıkları için kış aylarında sıcak bölgeleri tercih ettiklerini belirten Mehbet Aşkara da, “Sabah 04.00’da uyanıyoruz akşam geç saatlere kadar dışarıdaki işlerimizi yapıyoruz. Havyaların bakımıydı, yemek yapmak, çamaşır ve banyo gibi sorunlarımız için gidip çok uzaklarda eşekler ile su ve odun taşıyoruz. Akşam çadırlarımıza gelip sobanın üzerinde yemek pişir, çocukların başını yıka, bizim hayatımız da bu şekilde. Yaptığımız iş çok zor ama mecburuz. Örneğin bize su ve odun lazım oluyor. Biz kadınlar gidip eşeklerle taşıyoruz. Eşek yoksa odunları sırtımızla taşıyoruz. 3 saatlik bir yolda sırtımızda odunlar taşıyoruz ve gerisini siz düşünün. Bende okumak isterdim bir mesleğimin olmasını isterdim. Bu işleri yapmayacağım bir hayatımın olmasını isterdim. Kadınların işi erkeklerin işinden daha zor, erkek sadece hayvanları otlatıyor, yemini veriyor” ifadelerini kullandı.
(mt/mg)

