'Sadece Kürtler değil insanlık için deriniş var ses verin'

13:22

JINHA

MÊRDÎN - Dargeçit ve Sur'da süren saldırılara karşı insanlık adına bir direniş olduğunu söyleyen HDP Milletvekili Gülser Yıldırım, "Bu saldırılarda yaşamını yitirenler yalnızca Kürtler olabilir ama barışı ve halkların kardeşliğini savunan insanların bir an önce bu saldırılara karşı ses çıkarması gerekiyor. AKP ve devletin kirli politikaları Kürdistan'da yalnızca Kürtleri değil insanlığı öldürüyor" dedi.

Sokağa çıkma yasağının 2. gününe girilen Mardin'in Dargeçit (Kerboran) ilçesinde saldırılar şiddetlenerek artarken ilçede telefon hatları tümden kesildi. Bir kişinin yaşamını yitirdiği saldırılarda çok sayıda kişinin ise yaralandığı bildirildi. Yapılan saldırılarda Dargeçit halkı özsavunma direnişini sürdürmeye devam ediyor. Ablukanın ilk saatlerinden itibaren Safa Mahallesi'nde yoğunlaşan top atışları ve kurşun yağmurları ilçede çok sayıda ev, bir cami ve iş yerinin ağır hasar görmesine neden oldu. Bunun yanı sıra yüzlerce hayvanında telef olduğu bildiriliyor. Son olarak gelen haberlerde ise özel harekatçıların bir çocuğu mezarlıkta çırılçıplak soyarak işkence yaptığı belirtiliyor. HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, devletin hendek adı altında sivil halka saldırdığını ve bu yönde Kürt halkının iradesinin kırılması amaçlandığını belirtti.

'Hendekleri bahane ederek Kürt halkının iradesini hedef alıyorlar'

Yaşanan savaşı AKP ve saray taraflı başlatıldığına vurgu yapan Gülser, Kürt halkının barış çağrılarına savaş ile karşılık verildiğini ifade etti. Savaşın tamamıyla AKP'nin tercihi olduğunu belirten Gülser, "Kürt halkı hiçbir zaman savaş istemedi ve her zaman alanlarda barış çağrısı yaptı. Devlet taraflı başlatılan bu savaşta halk kendisini korumak zorundadır. Hendekleri bahane ederek halka saldıran zihniyetin sivil halkı hedef almasındaki temel amacının Kürtlerin iradesini kırmak olduğu ortadadır. Küçücük çocuklar ya da yaşlı insanları bile eylemci olarak ilan ederek öldürüyorlar. Bu denli Kürtlerden korkan ve gözü kararmış bir zihniyet ile karşı karşıyayız" dedi.

'100 yıllık inkar ve imha politikaları yürütülmeye devam ediyor'

Silvan, Derik, Sur, Nusaybin, Cizre gibi merkezlerde yaşanan saldırıların yalnızca oralar ile sınırlı kalmayacağını söyleyen Gülser, Tüm Kürdistan kentlerinin saldırılar ile karşı karşıya olduğunu kaydetti. Yapılan saldırılar karşısında Kürt halkının özsavunma temelinde kendilerini korumaktan başka bir çaresi olmadığını belirten Gülser, devletin elinde bulunan imkanlar ile sivil bir halkın elinde var olanların çok farklı olduğunu da sözlerine ekledi. Yapılan saldırılar ile devletin kendini Kürt halkı gözünde korkutucu ve süper bir güç olarak göstermeye çalıştığını da ekleyen Gülser, "100 yıldan bu yana Kürt halkı üzerinde sürdürülen inkar ve imha politikaları değişmeden devam ediyor. Yapılan saldırılar ve katliamlar asla hukuki ve ahlaki değildir" diye belirtti.

'Kürdistan'da yalnızca Kürtler değil insanlık öldürülüyor'

Türkiye ve Kürdistan'da yürütülen yasaların farklı olduğuna dikkat çeken Gülser, yaşanan katliamlar ve saldırıların anayasada yerinin olmadığını ifade ederek Kürdistan'da hukuk ve anayasa maddelerinin uygulanmadığını söyledi. Bölgede yaşanan yoğun saldırıların bir an önce durdurulması gerektiğini belirten Gülser, "Bu saldırılarda yaşamını yitirenler yalnızca Kürtler olabilir ama barışı ve halkların kardeşliğini savunan insanların bir an önce bu saldırılara karşı ses çıkarması gerekiyor. AKP ve devletin kirli politikaları Kürdistan'da yalnızca Kürtleri değil insanlığı öldürüyor. Barış isteyenler bir an önce bu saldırılar karşısında ses çıkarmalıdır" ifadelerinde bulundu.

'Valilik ve Kaymakamlığın ilan ettiği yasaklar hukuki temelden yoksundur'

Dargeçit'te avukatlık yapan ve abluka altındaki ilçedeki evinde mahsur kalan yurttaşlardan biri olan Avukat Ahmet Arıkan, ilçede yaşanan saldırıları hukuki boyutuyla değerlendirdi. Ahmet sokağa çıkma yasağı ile birlikte insanların temel haklarının tamamının yok edildiğini ifade etti. İnsanların evlerinde dahi güvende olmadığına dikkat çeken Ahmet, ilçede yaşayan hiçbir canlının can güvenliği olmadığını kaydetti. Yasağın ilan edilmesiyle birlikte yoğun saldırılar yapıldığını söyleyen Ahmet, " Şu an yaşanan saldırılar ilçenin en kalabalık yerleşim merkezlerinden Safa Mahallesinde yaşanıyor. Dışarıda bulunan bütün canlılar mermilerin hedefi olduğu için bizler de sosyal medya üzerinden haber almak zorunda kalıyoruz. Bizlerin haber alma özgürlüğü dahi kesilen CSM operatörlerinin kesilmesiyle kısıtlandı. İki günü aşkın bir süredir Dargeçit halkı büyük bir kaygı içerisinde yaşıyor. Sokağa çıkma yasakları Valilik ve Kaymakamlıklar tarafından alınan kararlardır ve hukuki oluşu tartışılır niteliktedir. İlan edilen bu yasaklar biz hukukçuları fazlasıyla endişelendirirken, ilan edilen yasaklar büyük bir eleştiri konusudur. Bu yasaklar ile halkın yaşamları kısıtlanarak mahpus hayatı yaşatılıyor. Dar bir alana sıkıştırılan kararların idari bir tasarrufla, valilik ya da kaymakamlık işlemleriyle yaşatılan uygulamalar hukuki dayanaktan yoksundur" ifadelerinde bulundu.

'Bir yurttaş ve hukukçu olarak yaşananlar beni endişelendiriyor'

Sıkı yönetim yöntemleriyle insanların canlarını tehdit ederek çözüm üretilemeyeceğini belirten Ahmet, geçtiğimiz günlerde yayımlanan istatistiklerde 1 milyon 300 bin insanın yasaklardan etkilendiğini kaydetti. Bu sayının azımsanamayacağını vurgulayan Ahmet, bu uygulamaların hukuksuz olduğuna vurgu yaparak, yasakların kaldırılması gerektiğini söyledi. Yasak bölgesinde evine hapsolan yurttaşlardan biri olduğunu ifade eden Ahmet, yurttaş ve hukukçu biri olarak yaşananların kendisini endişelendirdiğini söyledi. Ahmet, "Dargeçit ve buna benzer merkezlerde ilan edilen hukuksuz yasaklar bir an önce kaldırılmalıdır. Yasaklar temel insan haklarına ve anayasaya aykırı uygulamalardır. Kürt halkına yaşatılanlar bir çözüm getirmez ve aksine ortalığı daha fazla kızıştırır. Yurttaşları hapseden ve güvenli olmayan yasaklar bir an önce kaldırılsın" diye konuştu.

(mc/fk)