Özlem Duva: Hukukun eril işleyişini yargı kararlarında görüyoruz
14:33
JINHA
ANKARA - Akademisyen Özlem Duva, 'Yargının Cinsiyetinden Hukukun Şiddeti'ne sunumunda, eril yargıdan bahsederken sadece kadın haklarına ilişkin bir kavram olarak değil, erkeklik üreten her şeyi kastettiğini belirterek, "Hukukun eril işleyişini yargı kararlarında görüyoruz, bunun sebebi ise yargının politik karakteridir. Yargı diye bize dayatılan karşında pasif özneler miyiz? Kaderimiz bize biçilenler değil, kendi sözümüz ve eylemimiz olsun" dedi.
Türkiye'nin İnsan Hakları Gündemi Konferansı'nda "İktidar Sarmalında Yargı" oturumu gerçekleştirildi. Ankara Barosu Eğitim Merkezi'nde (ABEM) yapılan konferanstaki oturumun ilk sunumunu Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Özlem Duva, "Yargının Cinsiyetinden Hukukun Şiddeti' üzerine yaptı. "Hukukun eril işleyişini yargı kararlarında görüyoruz, bunun sebebi ise yargının politik karakteridir" diyen Özlem, yargının bağımsızlığındansa politikliğinden ve eril dilinden konuşmak gerektiğini belirtti.
'Yurttaşlık kavramını yeniden tartıştırmak gerekiyor'
Vicdanlar üzerine politika yapmaktan vazgeçip yargı yetisi üzerine düşünmek gerektiğinin altını çizen Özlem, "Eril yargı farklı politik anlayışlar içerisinde yer almaktadır. Eril yargının inşası akıl-beden, kadın-erkek, hakikat-görünüşte gerçek olan dikotomi yani ikilem üzerinde inşa edilmiştir. Eril yargı, yargılamanın uzmanlar sınıfına ait olduğu ve bize adalet dağıttığı izlenimini yaratarak kendini sürdürüyor. Yargı diye bize dayatılan karşında pasif özneler miyiz? Eril yargılamada 'ethos', yani gelenek egemendir. Eril yargı derken, sadece kadın haklarına ilişkin bir kavram değil, erkeklik üreten her şeyi kastediyorum. Üretilen yargı kararlarını kendi yargı gücümüzle sorgulayarak yurttaşlık kavramını yeniden tartıştırmak gerekiyor. Yargıların karakterine de dikkat edelim. Kaderimiz bize biçilenler değil, kendi sözümüz ve eylemimiz olsun" diye konuştu.
'Yargı ne zaman iktidarın elinden çıktı?'
Ardından Demokrat Yargı'dan Muzaffer Şakar, "Yargı İçi İktidar Araçları" sunumu gerçekleştirdi. Muzaffer, "Yargı iktidar tarafından kuşatılmıştır, kontrol altındadır. Bir an için iktidarın vesayetinden kurtulduğu anda mükemmel bir şekilde işleyecektir. Yargı ne zaman ele geçirildi? Ne zaman iktidarın alanından çıktı da yeniden iktidarın eline geçti? Yargı hiçbir zaman iktidar alanının dışında olmadı. Yargı iktidar sarmalında değildir, parçasıdır. İktidarı yargıyı ele geçirmeye çalışan kötü bir mihrak olarak tanımlıyoruz; yargı ne zaman iktidarın elinden çıktı ki?" ifadelerini kullandı.
Devlet şiddetinin en şeffaf görüldüğü yıl
Özgürlükçü Hukukçular Derneği'nden avukat Nuray Özdoğan ise, "Nesne-Özne İkilemi: Verili Yargı Düzeninde Nesneleşen Avukatlık" sunumunda, tek tek isimlerin anılamayacağı kadar kötü bir insan hakları geçmişine sahip olunduğunu söyledi. Toplumsal İlişkilerin geldiği nokta itibariyle şiddetin dozunun daha da arttığını ifade eden Nuray, "2015 yılı devlet şiddetini en şeffaf gördüğümüz yıl oldu. Şiddetin dozu daha da arttı, müdahale kanalları kısıtlandı" diye konuştu. Nuray, HES mücadelesinde kepçenin önüne geçen kadının, yargı kararının bir işe yaramadığının kendilerinden daha çok farkında olduğunu ifade ederek, "Kendi hukukumuzu, kendi yargımızı kendimiz oluşturmalıyız" dedi.
Ankara katliamından 3 gün önceki gözaltılar
Nuray, yargı sisteminin devamlılığını en fazla sürdürenlerin avukatlar olduğuna dikkat çekerek, "Davalarda dosyaların halkın gözünden kaçırılarak beraat verileceği bellidir. Ancak biz deli gibi dilekçe yazıyoruz. 3 gün önce mitingin düzenleyicisi de olan birçok insan gözaltına alındı. Sadece facebook paylaşımları yüzünden. Operasyonu yapan polisler iyi davranıyordu. Ancak 10 Ekim'de yapılan canlı bomba saldırısında yerde yatan müvekkillerimin yanı başında 'merhaba' diyen o polislerdi. Yapılanmaların tamamını görmediğiniz zaman iyi bir mücadele yürütmeniz mümkün değil" diye konuştu.
Halkların yönetim şekline karşı itirazlarını görmediğinde hendek kazılmasını olayın başlangıcı olarak görüldüğünü vurgulayan Nuray, "Silvan halkının yanında olmak için gittik. Ancak 100 metre yürüyemedik. Normal müdahale değil öldürmeye yönelikti. Halk, hukukun nereye kadar işlediğini bizden daha iyi farkında" dedi.
(sy/mg)

