Figen Yüksekdağ: Kürdistan'dan çok diktatör geçti geriye halklar ve abideleri kaldı

14:44

JINHA

AMED - HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Kürdistan topraklarından çok sayıda diktatör geçti ve geriye halkların ve onların yarattıkları görkemli tarihsel anıtlar kaldı. Tarihe insana savaş açarak kendi iktidarınızı sürdüremezsiniz" dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP milletvekilleri ve DBP'li belediyelerin eşbaşkanlarıyla devam eden sokağa çıkma yasağıyla birlikte hakla yönelik şiddet ve katliam girişimlerine dikkat çekmek amacıyla, DBP Genel Merkezi'nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Açıklamaya HDP Grup Başkan vekili İdris Baluken ve HDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Gülşen Özer katıldı. İlk olarak söz alan Gülşen, Sur'da devam eden abluka ve son olarak askeri araçların bölgeye sevk edilmesiyle ilgili olarak yarın saat 12.00'de oturma eylemine başlayacaklarını duyurdu. Gülşen, oturma eylemi için halka çağrıda bulunarak eylemin abluka kaldırılana kadar devam edeceğini söyledi.

'Statükoyu yaşatma çabası'

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da Sur'a dönük kapsamlı bir askeri sevkiyat yapıldığını belirterek, "Sur ilçesinde toplam 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Herhangi bir demokrasi de olmayacak görüntüler karşımıza çıkıyor. Bugün siyasi iktidar eli ve onayıyla yürütülen bu şiddetin tepe noktasına gelindi. Sur'da geriye bıraktığımız süreç boyunca insanlık dramı yaşandı ve buna karşı ise insanlık direnişi sergileniyor. Kendi evinde kendi mahallesinde onuru ve kimliğiyle yaşama hakkı temel insan hakkıdır. Sur halkının getirdiği talepler insan olmanın getirdiği taleplerdir. Sur halkı inatla evinde kalmaya devam etti. Sur halkının direnişi polis operasyonlarının olmadığı gençlerin sabaha karşı gözaltına alınıp derdest olmadığı ve faili meçhullerin oluşmasını istemediği içindir. Gençlerin, çocukların toplumsal yapının güvenliğini sağlayarak kendi taleplerini yerine getirdi. Kara tablonun tek nedeni kazılan hendekler değildir. En büyük hendeğin siyasi iktidarın zihninde ve statükoyu yaşatma saplantısında gördük" dedi.

'Karanlık kuyular şiddeti körüklüyor'

Figen, siyasi iktidarın yönetme algısının karanlık kuyuya döndüğüne dikkat çekerek, "Türkiye halkları için güvenlikten söz etmek mümkün değildir. Karanlık kuyular girdaplar çatışma ve şiddet körüklüyor ve Türkiye halkları bunun için canını veriyorsa, demokratik yönetim tarzına sahip siyasi bir iktidar yok demektir. 1 Kasım'dan sonraki süreçte bütün çatışma ortamının zeminini kaldırmak gerekirken siyasi iktidar bölgede çatışma yöntemini ortaya çıkarmıştır. Türkiye halkları geleceğine güvenerek yaşamıyor yaşayamıyor. Türkiye halklarının temel haklarının siyasi geleceği ve zemini her gün daha fazla yok ediliyor" şeklinde konuştu.

Türkiye'de kendi yurttaşını baskıyla yönetme anlayışından başka bir anlayış kalmadığına değinen Figen, 7 Haziran seçimlerinden sonra demokratik siyasetlere dönük siyasi iradenin yok sayıldığını ifade etti. Seçimler sonrasında siyasi iradesi yok sayılan Kürt halkının tarihe önemli bir direnişi not düştüğünü dile getiren Figen, "Halkımızın kendi kendisini yönetme talebi, ülkenin bütünlüğü içerisinde tarihsel güncel ve meşru bir taleptir. Bu talebi kullanan insanlarımızın katliam tehdidiyle karşı karşıya bırakılması gayri meşru pozisyonudur. Bugün tarih sahnesinde halka ve meşru taleplere dayananlarla iktidar sürenlerin mücadelesi yaşanıyor. Bizler bu taleplerden ortak demokrasi taleplerinin kazanmasını istiyoruz. Günler boyunca Sur kentinde devlet şiddeti uygulandı. Sadece polis güçleriyle, özel güvenlik ve özel tim yapılanmalarıyla, kontra yapılanmalarla değil, devletin askerini sahaya sürerek bir operasyon başlatıldı. Türkiye'nin birliğini bütünlüğünü korumaya yönelik siyaset yapanlar asıl onlar ülkeyi bölüyor. Kent meydanlarına panzerlerin gelmesini gördük darbede birde şimdi Sur'da görüyoruz. Sivil halka karşı görevini yapması talimatıyla bir operasyona başlatıldı" diye belirtti.

'Sur'da katliam planlanıyor'

Figen, devletin Kürt halkı üzerindeki katliam girişimine sessiz kalındığını ifade ederek, "Belkide yarım saat sonra Sur'da kitle katliamı yapılacak. Güvenlik güçleri ve bu halka karşı operasyon yürütenler halkın evinden sürgün edilmesi için kullanılıyor. Sur'da kısa bir süre sokağa çıkma yasağı kaldırıldı ve ibretlik görüntüler yaşandı. İkinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı kaldırıldı diye panzerlerden duyuluyor. Sokağa çıkma yasağının ikinci bir emre kadar denmesiyle bir yasak yaşanıyor. Ender zamanlardan geçiyoruz. Sur'a girmenin yasak çıkmanın serbest olduğu bir süreç yaşanıyor" dedi.

'İnsanlarla savaşarak iktidar sürdüremezsiniz'

Figen, Kürt halkının ölümlere rağmen evini terk etmemekte ısrar ettiğinin altını çizerek, "Sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerlerde halk göç ediyor diyorlar bu yanlış bir bilgidir. Halk göçe zorlanıyor sistematik bir şekilde. Yaşanan gerçek budur. Sadece insan yaşamı değil, tarihi yapıda yok edilmeye endekslenmiş bir saldırı gerçekleştiriliyor. Tahir Elçi, Sur bölgesinde o tarihi alanda tahribe karşı basın açıklamasından sonra katledildi" diye belirtti. "Bugün hala insanları yok etmeyin efendiler tarihi yok etmeyin efendiler, kültürümüzün varlığımızın yaşayan örneklerini yok etmeyin efendiler, bin yıllık tarih size mi kafa tutmayacak diyoruz. Nice savaş katliam doğal afet görmüş abideleri yok edemezsiniz efendiler. Kürtler, bu tarihlerdeki var olma hakkı için direniyor" diyen Figen, Kürdistan topraklarından çok sayıda diktatör geçtiğini ve geriye halkların ve onların yarattıkları görkemli tarihsel anıtların kaldığını belirtti. Figen, "Tarihe insana savaş açarak kendi iktidarınızı sürdüremezsiniz" dedi.

'Bu ateş herkesin ocağına düşer'

Yakın geleceğimizi görmek için kahin olmak gerekmiyor diyen Figen, "Siyasi iktidar akılcı rasyonel yanını kaybetmiş durumda. Bugün hala bir umudumuz var. O karartılan yürekleri, birleştirme şansımız hala var. Bu şansıda artık siyasi iktidarın değerlendirmesini istiyoruz. Bu topraklarda yanan ateş sanmasın ki hiç kimse kendini yakmaz ve kendi ocağına düşmez. Aylardır bu topraklarda ölüm zulüm ağıt yaşanıyor. Büyük bir yalan operasyonuyla karşı karşıya Kürt halkı. O yalanları söyleyenler kendi söyledikleri yalanlara inananlar Kürt halkımıza kin nefret besleyenler bir parça gerçekle yüzleşme cesaretiniz varsa gelin gerçeğin gözünün içine bakalım. Gerçek sizin yüzünüze çarpacaksa gelin bunu öğrenin gelin hep birlikte bu halkın toprakların gerçekleriyle yüzleşelim. Mezarlıkların ve oralarda halkımızın yok edilmeye çalışılan inancının gerçeğiyle yüzleşelim. Barış ve umut gerçekliğiyle yüzleşelim. Burada ne yazık ki tek hakikat şiddet haline gelmiştir" diye kaydetti.

'Grup toplantımız Diyarbakır'da olacak'

Figen, Kürt halkının barış kurma iradesinin teslim alınmaya çalışıldığına dikkat çekerek, "Bizim kitabımızda zulme teslim olmak yok. Direnişin hakikati halkımızın hakikati ve halkımızın mücadele kararlılığı var. Bizler tek vücut olarak halkımızla birlikte demokratik direnişi başarıya ulaştırana kadar omuz omuza olmaya devam edeceğiz. Bugün de buradayız yarında burada olacağız. Salı günü meclis toplantımızı halkımızla birlikte Diyarbakır'da gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu gerçeğe yüzümüzü dönmek için Salı günü burada olacağız. Bütün vicdan sahibi kamuoyuna demokratik kamuoyuna gerçeğe yüzünü dönme çağrısı yapıyorum" şeklinde konuştu.

"Bütün bölge halklarının kardeşçe kendi kimliğiyle yaşamını geleceğini inşa edebilmek için Sur'da yaşanan gerçeğe yüzümüzü dönmemiz gerekiyor. Sur halkına dayatılan bu zulmün sona erdirilmesini istiyoruz. Sokağa çıkma yasaklarının OHAL ve darbe uygulamalarının terk edilmesini istiyoruz. Yitirmek kaybetmek, tek bir insanımızın burnunun kanamasını istemiyoruz" diyen Figen, böyle bir rejim iktidarı algısıyla istikrarın sağlanamayacağını ve halkın özyönetim taleplerinin tartışılması gerektiğini ifade etti. Siyasi müzakere sürecine geri dönülmesi gerektiğini belirten Figen, "İktidar kendi halkıyla silahla operasyonla konuşmasın. Çözüm süreci açılsın, halkımızın taleplerinin arkasında olduğumuzu bir kez daha söylüyoruz" dedi.

(dk-ny/fk)