10 yıl sonra Roboski…

08:59

 


Hicret ÇİFTÇİ/JINHA


WAN - Roboski’de yaşanan katliamın ardından köye giden ve 1 yıl boyunca çeşitli gözlemlerde bulunan sosyolog Berîvan Gülmez, “Aileler Roboski katliamında yaşamınıyitirenlerin sevdiği yemekleri yemiyor, onların sevdiği eşyalara bakamıyorlar. Roboski’de yaşları 10 ve üstü çocuklarla bir çalışma başlattım. Katliam nasıl bir kuşak yaratacak? Çocuklar 10 yıl sonra kendini toplumun neresinde konumlandıracak? Yıllar sonra katliam çocuklar üzerinde nasıl bir etki yaratacak? Uzun süreli bir çalışma olacak. Bunun yanı sıra kitap ve belgesel çalışmamda olacak” dedi.


Şırnak'ın Uludere (Qilaban) İlçesi’ne bağlı Roboski (Ortasu) Köyü’nde 28 Aralık 2011 tarihinde karakolun bilgisi dahilinde Federal Kürdistan Bölgesi'ne geçerek sigara ve mazot getiren çoğu çocuk 34 sivil Kürt yurttaş, dönüş yolundayken Türk savaşuçakları tarafından bombalanarak katledilmişti. Yaşanan katliamın ardından Roboski bütün insanların ortak noktası ve acısı haline geldi. Roboski’yi ziyaret eden ve yaptığı ziyaretten sonra 1 yıl boyunca yaptığı gözlemleri aktaran Sosyolog Berîvan Gülmez, Roboski’de yaşanan acıyı çok derinden hissettiğini ve kendisinden ayrı olan bir acı olmadığını belirterek, “Oradaki annelerin çığlığı benim çığlığım orada bulunan cesetler sanki benim cesedimdi. Ve orda olmak istedim. O kaygıile Roboski’ye gittim” dedi. Yaklaşık bir yıldır Roboski’de kadınlar, çocuklar ve gençlerle birlikte olduğunu söyleyen Berîvan, Roboski’ye gitmek için birçok nedenin olduğunu dile getirerek, bölgede birçok katliamın yaşandığını ve yaşanan katliamların failleri bulunmadan yeni katliamların yaşandığını ifade etti.


‘Asıl Roboski 1992’de yaratıldı’


Roboski katliamının gençler üzerindeki siyasal ve sosyal etkisini araştırdığını dile getiren Berîvan, bu amaçla Roboskiye gittiğini ve Roboski’nin asıl hikâyesi ile karşılaştığını ifade ederek, “Roboski beni Kürtlerin tarihi ile yeniden karşılaştırdı” diye belirtti. Roboski halkının daha önce Zevîya Köyü’nde yaşadığını belirten Berîvan, köyün verimli topraklarının köylünün geçim kaynağıolduğunu, bundan kaynaklı zorlanmadan kendilerini idame ettiklerini söyledi. 1992 yılında devlet tarafından köyün bombalanmasının ardından köylüler Roboski’ye yerleşmek 1zorunda kalıyor. Köylülerin deyimi ile köye 110 havan topunun atıldığını, can kaybının yaşanmadığını ancak köyün erkeklerinin belirli bir süre köyün dışına çıkmak zorunda kaldığını kaydeden Berîvan, askerlerin köye sık sık gidip kadın ve çocukları tehdit ve taciz ettiklerini dile getirdi.


Zaviya’dan Roboski’ye…


Köydeki kadınların o dönemi çok büyük bir acı ile anlattıklarını vurgulayan Berîvan, “Köydeki kadınlar sürekli tehdit edilmişler. Askerler kadınlara, ‘eşleriniz köye dönmezse köyü sizinle birlikte yakarız’ şeklinde tehditlerde bulunmuşlar. Bu tehditlerle eşlerinin geri dönmelerini sağlamaya çalışmışlar. Köye geri dönen köyün erkekleri tutuklanarak, Diyarbakır zindanına götürülüyorlar. Sonrasında serbest bırakılan köyün erkekleri koruculuğa zorlanıyor. Yaşanan baskılar nedeniyle köylüler Roboski’ye göç ediyorlar ve burada yaşamaya başlıyorlar. Roboski’de verimli toprak olmadığıiçin geçimlerini kaçakçılık yaparak, sağlamaya başlıyorlar. Kaçakçılık yapanların bazen 100 ve üzeri gruplar halinde günde 10 TL alabilmek için ölümü göze aldıklarını vurgulayan Berîvan, devletin giden gruplardan her zaman haberdar olduklarına değinerek, “Askerler köylülerin kaçakçılık yaptıklarından haberdar olduğu için operasyon yapacakları zaman köylülere haber veriyorlar. Eğer köylüler sınırın öbür tarafında ise bu tarafa gelmiyorlar. Köyden çıkmamışlar ise o gün kaçakçılığa gitmiyorlar” diye belirtti.


Donmuş ‘kuş’a Roboskili anneden ağıt!


Roboski’de kaldığı süre boyunca Roboski’lilerin yaşananların geçmişten bu yana Kürtler üzerinde yürütülen baskılardan bağımsız olmadığını belirten Berîvan, “Roboski ile birlikte biz bir kez daha devletin acımasızlığını üzerimizde hissettik. Failler bulunduğu zaman ancak annelerin yüreğine bir damla su serpilecek” diye konuştu. Roboskili annelerin sadece 34 canın değil, bugüne kadar katledilen, bütün insanların annesi olarak gördüğünü ifade eden Berîvan, yaşanan olayın psikolojik açıdan anneleri çok kötü etkilediğini gözlemlediğini kaydetti. Roboskili annelerle 23 Aralık’ta Erek Dağı’na yaptıkları tırmanışı anlatan Berivan, “Erek Dağı’nda donmuş bir kuş gördük. Roboskili Kadriye ana kar ve kış mevsiminin kendilerine hep aynı günü hatırlattığını belirterek, donmuş kuş için ağıt yakmaya başladı ve ‘kim bilir bu kuş burada donarken annesi nerededir acep, annesinin yavrusundan haberi var mıdır?” diye belirtti.


’34 canı benim sırtıma koymuşlar gibi hissediyorum’


Annelerle yaptığısohbetleri anlatan Berîvan, annelerin “Birgün çocuklarımızın failleri bulunduğu gün zılgıt çekeğim. Bütün içimdeki acıyı zılgıtımla dile getireceğim”dediklerini ifade etti. Yaptığı çalışmanın tarihten bu yana Kürtler üzerindeki katliamların nasıl bir kuşak yaratacağına yönelik olduğuna değinen Berîvan,“Ben gençlerle ve 10 yaş üstü çocuklarla yapabileceğim bir çalışma başlattım.Şimdi küçük yaşlarda bu olaylarla karşılaşan çocukların on yıl sonra kendini toplumun neresinde konumlandıracak. Yaşanan katliamların çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir?” şeklinde yürüttüğünü söyledi. Yaşanan katliamın köyün yaşamında büyük bir değişikliğe neden olduğunu belirten Berîvan, bir yıl boyunca katliamın etkilerinin kadınlarda, gençlerde, çocuklarda yarattığıtahribatı gözlemlediğini söyledi. Bu durumun gerek psikolojik, gerekse ruhsal olarak kendini gösterdiğini dile getiren Berîvan, “Örneğin bir genç ‘ben yürürken belim eğik yürüyorum. Üzerimde büyük bir yük var. Ben her gün uyandığımda 34 canı benim sırtıma koymuşlar gibi hissediyorum’ diyor. Roboski katliamı orada yaşayan herkesi etkiliyor” sözlerine yer verdi.


‘Roboski katliamı kitaplaştırılmalı’


Katliamın çocukların oyunlarından, günlük sohbetlere kadar büyük bir yansıma gösterdiğini vurgulayan Berîvan, “Yaşamını yitiren 34 yurttaşın aileleri, kaybettiklerinin sevdiği yemekleri yiyemiyor. Onların sevdiği eşyalara bakamıyorlar” dedi. Roboski’de 1 yıl boyunca gördüklerinden çok etkilendiğini dile getiren Berîvan, “On yıl sonra hala failler bulunmazsa çocuklara bunun hesabını bizler vermek zorundayız. Bu durum tarihsel, toplumsallığının farkında olan insanlara düşecek. Benzer katliamların ortaya çıkmaması için bu sorumluluğun yerine getirilmesi gerekiyor” sözlerini dile getirdi. Roboski’ye ilk geldiği dönemde kitap yazmak gibi bir fikrinin olmadığını, sadece yaşanan acıyı yakından hissetmek isteği ile gittiğini kaydeden Berîvan, “Ancak yaşadıklarımı, gördüklerimi geleceğe aktarmam gerektiğine inanmaya başladıktan sonra kitap yazma kararı aldım. Burada tek sorun faillerin ortaya çıkması değildir. Bu katliamın yaşanma sebepleri ortadadır. Bu bir tarihtir” diye belirtti. Yazacağı kitabın 10 -20 yaşgruplarının önümüzdeki süreçte kendilerini siyasi ve toplumsal olarak nasıl ve nerede konumlandıracakları üzerine olacağına dikkat çeken Berîvan, fotoğraflarla yapılmış bir belgesel de çekebileceğini belirtti.


(hç/mg)