Küllerinden doğan devrimci kadın: Phoolan Devi

08:25

 


Gülşen Koçuk /JINHA


AMED – Onlar gelin değiller, olmadılar. Onlar tecavüz edilmek üzere tecavüzcülerin eline bırakılmış çocuklar… Tecavüz kültürü dil, din, etnisite, renk, coğrafya fark etmeden tüm vahşiliğiyle hüküm sürmeye devam ediyor. Kimisi hayalleri ile vedalaşırken, kimisi de uğradığı tecavüzleri mücadele gerekçesi bilerek, erkek egemen sisteme karşı savaş açıyor, tıpkı Phoolan Devi gibi… Uğradığı taciz, tecavüze karşı boyun eğmeyen Phoolan’ın direniş hikayesi…


“Phoolan Devi, henüz hayattayken efsane haline gelen ender kişilerden biri... Hindistan'ın bir köyünde, aşağı kastlardan bir ailenin üyesi olduğu için zenginliklere kölelik yapmak zorunda kalan Phoolan, on bir yaşındayken kendinden üç kat yaşlı bir adamla evlendirilir. Dayak, dehşet ve vahşetle karşılaşır, terk edilir, haydutlar tarafından kaçırılmadan önce defalarca tecavüze uğrar, ardından kendisine aşık olan çete başkanıyla evlenir. İkinci eşi öldürüldükten sonra, tek başına çete kurup "Haydutlar Kraliçesi" olur ve zenginlerden çaldıklarını yoksullara dağıtır, zalim erkeklerden intikam almak uğruna çetin bir savaş verir. Bugün o, dünya çapında tanınıyor ve ezilen kadınlar için başkaldırının simgesi...  On bir yılını cezaevinde geçiren Phoolan Devi, 2001 yılında Hindistan'da milletvekili seçildi.


38 yıllık devrimci bir yaşam…


Mağdur, Haydut, Lider, Politikacı: Efsanevi Haydutlar Kraliçesi Phoolan Devi 11 yaşında “kocaya” satıldı, 16 yaşında tacizci kocasını terk etti, kaçırıldı, tecavüze uğradı. 18 yaşında çete lideri oldu, 20 yaşında tutuklandı, 31 yaşında politikaya atıldı ve evinin önünde öldürüldüğünde 38 yaşındaydı. Takvimler 14 Şubat 1981'i gösteriyordu. Batı dünyası kırmızı kalpler ve peluşlu hediyelerle sevgililer gününün heyecanından kendinden geçmişti. O tarihte 18 yaşında olan haydut lider Phoolan Devi ve çetesi, Hindistan'ın Behmai kasabasına polis kılığında giriş yaptı. Phoolan’ın gözleri intikam ateşiyle yanıyordu. Çünkü Behmai kasabasında sevgilisi Vikram Mallah'ı da öldüren Shri Ram ve Lala Ram'ın çetesinin günler süren tecavüzüne maruz kalmıştı. Behmai'de dövülmüş, aşağılanmış, taciz edilmiş, onlarca erkek tarafından defalarca tecavüz edilmiş ve rehin tutulduğu kasabadan güç bela kaçabilmişti.


Haydutlar Kraliçesi olarak tarihe geçti


Alınan istihbarata göre Shri Ram ve Lala Ram bir düğün için Behmai'de bulunuyordu. Phoolan ve çetesi köyde bulunan tüm erkekleri evlerinden çıkarttı. Kimisini ayağından, kimisini dizinden vurdu. Shri ve Lala Ram'ı soruyorlardı. Ancak kimse açık etmedi. Bunun üzerine Phoolan'ın emriyle Behmaili 22 üst kasta mensup erkek kurşuna dizildi. Söylendiğine göre bu erkeklerin Phoolan'ın kaçırılmasıyla yada tecavüzüyle ilgisi yoktu. Ancak daha sonra Phoolan kalabalıktan iki kişiyi tanıdığını iddia edecekti. Bu katliam gibi olay, Phoolan'ın erkeklerin suç dünyasında kabul ve saygı gördüğü bir vaka olarak tarihe geçti. Phoolan artık Haydutlar Kraliçesi idi.


İntikamı simgeleyen kırmızı bir bandana takıyordu


Daysu Sundari (Güzel Haydut) Phoolan, Haydutlar Kraliçesi olduktan sonra zaman zaman sürdüğü kırmızı ruju ve kırmızı ojeleri ile dikkat çekiyordu. Boynunda biten kısa saçlarına her zaman intikamını simgeleyen kırmızı bir bandana takıyordu. Phoolan Devi, bir halk kahramanı olmuştu artık. Ama bu yere gelmesi hiç de kolay olmamıştı. Eşinden kaçtıktan sonra bir süre kuzeninin yanında kaldı Phoolan. Ancak eşinden kaçan bir kadın, o yıllarda kırsal Hindistan'da görüldük şey değildi. Phoolan gittiği her yerde sözlü tacize ve şiddete maruz kalıyordu. Bir ara hırsızlık yaptığı gerekçesi ile tutuklandı. İçeride tecavüze uğramıştı. Korkup babasının evine sığındı. Ancak buradan kefaletini ödeyen Babu Gujar'ın çetesi tarafından kaçırıldı. Bazı kaynaklara göre 16 yaşındayken kaçırıldığı bu çete tarafından kendisine tecavüz ediliyordu. Ancak çete üyeleri içinde biri vardı ki, bu zulme sessiz kalamadı ve Phoolan'ı taciz eden çete liderini öldürdü. O adam Vikram Mallah'tı ve artık çetenin lideri olmuştu.


‘Bu ülkede küçük kızlarla evlenen yaşlı adamlar korksun!’


Phoolan eşini bir ağaca bağladı ve öldüresiye dövdü. Sonra durdu, onları izleyen şaşkın kalabalığa döndü ve haykırdı: “Bu ülkede küçük kızlarla evlenen yaşlı adamlar korksun! Onları bulup öldüreceğim!” 1983 yılında tutuklanarak, cezaevine giren Phoolan 1994'e kadar hapis yattı. 1990'lardan itibaren politikayla ilgilenmeye başladı. Bir süre alt kastların haklarını koruyan bir dernekte yöneticilik yaptı. 1996'da ülkenin en önemli sol partisi olan Sosyalist Samajwadi Partisi'nden aday oldu ve seçildi. 1999'da ikinci kez aday oldu ve yine seçildi.


Evinin önünde maskeli kişilerce katledildi


1998'de Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterileceği konuşuluyordu; ancak gösterilmedi. Kraliçe öldü… Phoolan Devi'nin 2001'de evinin önünde üç maskeli adam tarafından vurularak öldürülmesini böyle duyurdu dünya basını. Cinayetten suçlanan üç kişi, Behmai katliamının intikamını aldıklarını iddia ediyordu. Ancak kimilerine göre asıl neden Phoolan'ın Hindistan'ın kadim kast sistemine meydan okumasıydı. Bazı taşların yerinden oynaması pek çok kişiyi rahatsız ediyordu. Phoolan Devi Hindistan'ın acımasız kast sistemi içinde en alt kastlardan birinden gelen bir kadın olarak, 38 yıllık ömrüne çok şey sığdırdı. Kadınların erkeklere karşılık vermesinin yasak olduğu bir yerde Phoolan çete lideri oldu, soygunlar yaptı, adam öldürdü, Nobel Barış Ödülüne adaylığı gündeme geldi, parlamentoya girdi, milletvekili oldu. Kuşkusuz sıra dışı bir hayat sürdü…


‘Anlatılan benim hayatım değil’


1994 yılında Hindistanlı yönetmen Shekar Kapur, Phoolan Devi'nin hayatını anlattığını iddia ettiği bir film çekti; Bandit Queen (Haydutlar Kraliçesi). Film Shekar Kapur ve Phoolan arasındaki iplerin gerilmesine neden oldu. Phoolan, filmin yasaklanması için mücadele verdi. Phoolan’ın filmle ilgili açıklaması şöyleydi: “Anlatılan benim hayatım olmadığı halde, nasıl öyle olduğunu iddia ediyorlar? Filmde sürekli ağlayan, zavallı, hayatı boyunca mantıklı hiçbir karar almamış bir kadın olarak gösteriliyorum. Sadece defalarca ve defalarca tecavüze uğrayan bir kadınım. Tecavüz, zengin erkeklerce ‘mal’ muamelesi gören alt kastlara mensup kadınlar için hayatın bir gerçeğidir. “Phoolan Devi, gerçek hayat hikayesini, kaleme aldığı “I Phoolan Devi” (Ben Phoolan Devi) adlı kitabında anlatıyor.


(gk/mg)