Hrant, Roboskî’nin 108’inci haftasında anıldı

17:38

 


JINHA


ŞIRNEX – 108’inci haftasına giren Roboskî Katliamı’nda yaşamını yitirenler için her hafta Roboskî Köyü Mezarlığında düzenlenen basın açıklamasında, 19 Ocak 2007 tarihinde katledilen Hrant Dink anıldı. Roboskîliler, Hrant ve 34 can için adalet istedi.


Roboskîli aileler, hak ve adalet arayışlarının 108’inci haftasına, 757’nci gününe girdi. Hala faillerinin yargılanmadığı Roboskî Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin ailelerinin de bulunduğu basın açıklamasında, yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı. Roboskî mezarlığında yapılan basın açıklamasını okuyan Reber Alma, 19 Ocak 2007’de katledilen gazeteci Hrant Dink’i anarak her hafta gerçekleştirilen basın açıklamasına başladı. “Faşizme inat kardeşimizsin Hrant diyoruz” sözlerine yer veren Reber, Hrant için adalet mücadelesi verenlerin yanlarında olduklarını ifade etti.


'Katliam yeri, bizim mabedimizdir'


Açıklamasında sahte söz ve yaklaşımlarla barışın Türkiye coğrafyasına gelemeyeceğini vurgulayan Reber, samimi olarak ve barışın gerekleri yerine getirilerek çözümün olabileceğine dikkat çekti. Roboskîli aileler olarak adalet mücadelelerinin başından beri samimi olduklarını dile getiren Reber, “Asla vazgeçmeyeceğimiz iki talebimiz var: Bu hükümet, devlet Roboskî ve benzeri katliamlarla yüzleşecek. 34 canımızın katledildiği yere hiçbir devlet ve askeri yapı yapılmayacak. Çocuklarımızın, kardeşlerimizin, eşlerimizin katledildiği yer artık bizim mabedimizdir. O bölge için hiçbir pazarlığı kabul etmiyoruz. Devlet, bu durumu bile bile başından itibaren barışı provoke etmek için içine girmediği girişim kalmamıştır” açıklamalarında bulundu.


'34'lerin hesabını sorana kadar mücadele edeceğiz'


Askeri mahkemeden çıkan ve TCK 30. maddeye dayandırılarak verilen takipsizlik kararını hatırlatan Reber, “Bundan sonra  kuvvet komutanları ve genelkurmay, Başbakan izin vermedikçe yargılanamayacağına dair karar çıktı. Bu da şu anlama geliyor ki, ‘Emri vereni de emri uygulayanı da yargı önüne çıkarmayacağız’ deniliyor” ifadelerine yer verdi. Reber, çıkan kararların tek nedeninin, katliamın, tüm devlet organları tarafından ortaklaşılarak gerçekleştirilmesi olduğunu söyledi. Devletin tavrının, barışı provoke ettiğinin altını çizen Reber, “Çiya hala hastanede yatıyor,belki yapılan saldırılar sonucunda bir çok duyusunu kaybedecek. Çiya’nın , Miran’ın  34’lerin  hesabını sorana kadar, Leyla annemizin dediği gibi ‘Bizi içeri atsanız da, bizi öldürseniz de, sizden korkmayacağız, sizin önünüzde eğilmeyeceğiz’, mücadelemiz devam edecektir” dedi.


(mg/gk)