BİKG ‘Çözüm Süreci Raporu’nu açıkladı

17:53

JINHA


İSTANBUL - Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) hazırladığı ‘Çözüm Süreci Raporu’nda Ocak 2013’den beri barış sürecine ilişkin yürüttükleri saha çalışmalarını, gözlem ve görüşlerinin sonuçlarını aktardı. Yaptıkları gözlem ve temaslar sonucunda,  genelde Kürt halkının özelde ise Kürt kadınlarının çok ciddi hukuki, kültürel, toplumsal ve ekonomik güvenlik sorunlarının saptandığı belirtilen raporda, bu sorunların başlıcalarının savaştan kaynaklı kayıplar, koruculuk sistemi, mülksüzleştirme, tutuklama tehdidi ve güvenlik güçlerinden kaynaklı taciz, tecavüz ve yargısızlık ile artan erkek egemen söylem ve pratikler olduğuna dikkat çekildi.

Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) bir yıldır çalışmasını yürüttüğü "Çözüm Süreci Raporu"nu Cezayir Toplantı Salonu'nda düzenlediği bir basın toplantısı ile kamuoyuna açıkladı. Prof. Dr. Nazan Üstündağ, Nimet Tanrıkulu, Nukhet Sirman gibi isimlerin yer aldığı toplantıda barışın inşası sürecinde, kadınların eşit katılımını sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönünde çağrı yapıldı. Barışın toplumsallaşması, şeffaflaşması ve kalıcı olabilmesi için bütün çevrelerden kadınların bir araya geldiği partiler üstü bir oluşum ihtiyacını ve bu oluşumun çözüm için bir ulusal plan oluşturulmasının önemine dikkat çekilen toplantıda, Ocak 2013’te çözüm sürecinin başlamasının hemen ardından çok sayıda kadınla birlikte dünyada kadınların savaş ve barış süreçlerindeki rollerinin araştırıldığı kaydedildi.  Adana, Ankara, Çanakkale, Bursa, Diyarbakır, İstanbul, İzmir ve Van gibi çeşitli şehirlerde kadınların barıştan beklentilerinin nasıl ortaklaştırılabileceği ve görünür kılınabileceğine dair tartışmalar ve atölyeler yürütüldüğü ifade edilen toplantıda, 30 yıldan fazladır süren savaşı nihayetlendirmek için Türkiye’de yeni bir döneme girildiğinin altını çizilerek, 2009 yılından bu yana savaşın gündelik hayatı militaristleştirdiği, halklar arasında yaratılmaya çalışılan düşmanlığın en fazla kadınları etkilediği ve erkek egemen sistemi güçlendirdiği kaydedildi.


‘Türkiye BM’nin 1325 maddeli yasasını tanımalı’ 


BİKG adına "Çözüm Süreci Raporu"nu okuyan Nükhet Sirman, yürüttükleri çalışmaların sonucunda, barış süreçlerinin toplumsal mutabakatın yeniden şekillendirildiği süreçler olduğunu, bu nedenle toplumun tüm kesimlerinin bu sürece katılmasının kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için olmazsa olmaz bir koşul olduğunu gözlemlediklerini ifade etti. Nükhet, kadınların barış süreçlerinde egemenlik paylaşımı yerine, savaş sırasında oluşan yaraların sarılması ile tazmin ve telafi mekanizmalarının oluşması konusuna yoğunlaştıklarına da değinerek, bu görüşlerden hareketle 4 Mayıs 2013’te Boğaziçi Üniversitesi’nde “Kadınlar Barış Süreçlerinde Aktif Rol Alıyor” başlıklı bir konferans gerçekleştirdiklerini söyledi. Nükhet, bu toplantıya katılan çeşitli kesimlerden kadınların Türkiye’nin BM’nin 1325 sayılı kararı doğrultusunda hareket etmesinin kadınların barış sürecine katılımı açısından çok önemli olduğu sonucuna varıldığına dikkat çekildi.


‘Meclisteki kadınlar partiler arası anlayıştan kaynaklı ortaklaşamıyor’


Raporda, konferansın önerileri doğrultusunda yapılan eylem, gözlem, temas ve araştırmalardan oluşan, ulusal ve uluslararası kamuoyu, kurum ve kuruluşlarla paylaşılacak bir raporun hazırlandığı belirtilerek, siyasi gruplar ile yerel ve toplumsal kesimlerin içinde yer aldığı kadınların çözüme ve barışa dair beklentileri, talepleri, olması gereken yasal düzenlemelerin, savaş hakikatleri ve güvenlik reformu gibi konuların yer aldığına işaret edildi. Hükümet, Abdullah Öcalan, TBMM, BDP VE KCK’nin doğrudan ya da dolaylı olarak müzakere sürecine kadınların da bir taraf olarak katılabilmesi için çalışmalarda bulunduklarının altı çizilen raporda, AKP, CHP ve BDP’li kadın milletvekilleri, sivil toplumdan kadınlar ve KCK’li kadınlar ile bir dizi temas gerçekleştirildiği ifade edildi.


‘KCK’li kadınlar barış süreçlerinde eşit biçimde yer alıyor’


 Tüm çalışmalardan çıkan sonucun Meclis’teki mevcut dengeler ve partiler arası anlayışının farkı sebebiyle, kadınların ortak hareket edip barış sürecinde kadınların sesini yükseltme olasılığının düşük olduğuna vurgu yapılan raporda, ancak TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu(KEFEK) örneğinde olduğu gibi bazı noktalarda farklı patriklerden kadınların ortaklaşabildiklerini gözlemledikleri dile getirildi. KCK’nin kadın bileşeni KJB (Koma Jinen Bilind) yönetimi ile de görüştükleri belirtilen raporda, BM’nin 1325 numaralı kararının barış müzakereleri sürecinde yürürlüğe konması ve işletilmesi gerektiğine vurgu yapıldı. KCK’li kadınların hali hazırda karar mekanizmalarında ve barış süreçlerinde eşit bir biçimde temsil edildiğinin gözlemlendiğine de dikkat çekildi.


‘PKK’li kadınlar bölgedeki kadınları erkek egemenliğinden koruyor’


8 Mayıs 2013 tarihinde PKK’li grupların sınırdan çekilmelerini izlemek üzere Behdinan ve Metina bölgesine gittikleri ifade edilen raporda, “Buradaki gözlemlerimiz sonucunda, sıfır noktasına gelen PKK’li kadınların çekilmekle ilgili kaygı ve kuşkularına şahit olduk. Lice, Dersim, Diyarbakır, Doğubayazıt, Ceylanpınar’da yapılan gözlemler ile bu kaygının daha da yaygın olduğunu gördük. PKK’li kadınların, askeri güçlerin taciz ve tecavüzlerinden, aile içi şiddetten kısaca erkek egemenliğinin en hoyrat biçimlerinden kadını koruyor. İl ve ilçelerdeki kadınlar ise dağlardaki silahlı kadınları yıllarca çekilen acılar karşısında hak arayan çocuklar olarak görüyor. Aynı şekilde Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin (DÖKH) güçlü olduğu yerlerde de kadınların birçok alanda kendilerini savunabiliyor” denildi.


‘Kürt kadınları çok ciddi hukuki, kültürel ve güvenlik sorunları yaşıyor’


BİKG, yaptıkları bu gözlem ve temaslar sonucunda Türkiye’de genelde Kürt halkının özelde ise Kürt kadınlarının çok ciddi hukuki, kültürel, toplumsal ve ekonomik güvenlik sorunlarının saptandığına işaret ederek,  bu sorunların başlıcalarının savaştan kaynaklı kayıplar, koruculuk sistemi, mülksüzleştirme, tutuklama tehdidi ve güvenlik güçlerinden kaynaklı taciz, tecavüz ve yargısızlık ile artan erkek egemen söylem ve pratikler olduğuna dikkat çekti. Kürt kadınlarının güvenliğinin sağlanması için öncelikle Kürdistan Bölgesi’nde güvenlik güçlerinin sayısının azaltılması, kalekol yapılarının derhal durdurulması gerektiğini dile getiren BİKG, insan odaklı güvenlik reformlarının geliştirilmesi, kadınların toplum içinde güçlenmesini hedefleyecek cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve anadilde eğitim gibi farklılıklara duyarlı bir anayasanın hazırlanması gerekliliğini vurguladı.


‘Savaş suçluları yargılansın, hakikatler ortaya çıksın’


Son olarak savaş suçlularının yargılanması ve hakikatlerin ortaya çıkarılması gerektiğine de değinen BİKG, ayrıca Batı şehirlerindeki ayırımcılığa karşı da bir siyasetin geliştirilmesi gerektiğini belirterek çözüm sürecinin kadınların toplumsal yaşama eşit bir biçimde katılımını sağlayacak bir barışa dönüşmesi için çalışmalarına devam edeceklerini de sözlerine ekledi.


(ed/mg)