‘Cesaret Ana’sız 12 yıl…

09:10

 


Beritan Elyakut /JINHA


AMED – Yaşamı boyunca hak ihlallerine karşı ölümü pahasına sergilediği net duruşuyla herkese örnek olan direnişin sembolü Ayşenur Zarakolu... 12'inci ölüm yıldönümünde onu ‘Cesaret Ana’ diye nitelendiren Avukat Reyhan Yalçındağ, “O, zindana atılmış, susmamış, işkence görmüş direnmiş bir kadındır. Çok uzun yıllar cezaevinde kalma tehdidi ile hakkında onlarca dava açılmış ama tek bir saniye duruşundan, hakikat arayışçılığından taviz vermemiştir. Ayşenur, bu ülkede devletin bütün kırmızı çizgilerini alaşağı etmiş bir kadındır. Onu birkaç cümleyle anlatmak imkansızdır. Çünkü Ayşenur bir süreçtir” dedi.


Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin “Yayın Özgürlüğü Ödülü”ne layık görülen, Belge Yayınları sahibi ve insan hakları savunucusu Ayşenur Zarakolu’nun kanser hastalığı nedeniyle yaşama gözlerini yumduğu günden bu yana 12 yıl geçti. “Dünyanın 50 cesur kadını” arasında sayılan “Cesaret Ana”nın aramızdan gidişinin 12'inci yılına rağmen kadınlar onu hep mücadele anlayışıyla yaşattı. Ömrünün büyük bölümünü devlet güvenlik mahkemelerinde (DGM) geçiren ve yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle ölüm döşeğinde olmasına rağmen hükümet tarafından toplatılan "Pontos Kültürü" adlı kitapla ilgili olarak ifade vermeye çağrılan Ayşenur, yaşamı boyunca dönemin en anti-demokratik politikalarına rağmen tüm kadınlara örnek olmayı başardı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Gençlik Kolları, Yol-İş Sendikası çalışmaları, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) Kuruculuğu yapan ve Devrimler ve Karşı Devrimler Ansiklopedisi’nde pek çok maddeyi yazan Ayşenur, aynı zamanda Demokrat Gazetesi’nde işçiler üzerine yazılar yayınlamanın yanı sıra İnsan Hakları Derneği (İHD) aktivisti olarak öncü rol oynadı.


'Ayşenur tüm kadınların moral kaynağıydı’


28 Ocak 2002'de yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle yaşamını yitiren Ayşenur ile birlikte uzun yıllar çalışma yürüten Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir, Ayşenur'un mücadele yıllarını anlattı. Ayşenur’un bölgeye damgasını vuran kadın figürlerinden biri olduğuna dikkat çeken Reyhan, Türkye'de en anti-demokratik ve hak ihlallerinin yaşandığı dönemlerde Ayşenur'un kadınlara yol gösterici bir model olarak dönemin tüm kadınlarına moral kaynağı olduğunu dile getirdi. Reyhan, "Ayşenur dönemin tüm baskıcı politikalarına rağmen onun net duruşundan dolayı hepimiz ona Cesaret Ana derdik" ifadesinde bulundu.


'Ayşenur dünyanın en cesur kadınları arasındaydı’


Avrupa'nın önemli yayın organlarının yürüttüğü bir anket sonucunda Ayşenur’un "Dünyanın 50 cesur kadını" arasında yer aldığını hatırlatan Reyhan, Ayşenur'un naif kişiliği ve ifade özgürlüğünü çok iyi kullanmasını bilen biri olduğunu kaydetti. Ayşenur’un birçok kadına yol gösterici olduğuna vurgu yapan Reyhan, "Ayşenur birçok kadına yol gösterici oldu. Onunifade özgürlüğünü kullanan kadın olması sebebiyle ve İnsan Hakları alanında ciddi çalışmalar yürüten biri olmasından kaynaklı çok yönlü bir kimliği vardı” şeklinde konuştu. Ayşenur’u tek yönlü ele almanın yanlış olacağını sözlerine ekleyen Reyhan, “Zindandaki tüm işkencelere boyun eğmeyen Ayşenur aynı zamanda naif bir kişiliğe sahipti. Çocuklarıyla arasındaki ilişkisi de öyleydi. O, çocuklarıyla beraber özgürlük mücadelesinde yer alıyordu. Onları hiç bir zaman dışta tutmadı. Ayşenur'un günümüz anne modellerinin dışında bir anneliği vardı. Mesela çocukları ona Ayşe diye hitap ederdi. O bambaşka biriydi. O, zindana atılmış susmamış, işkence görmüş direnen bir kadındır. Çok uzun yıllar cezaevinde kalma tehdidi ile hakkında onlarca dava açılmış ama tek bir saniye duruşundan, hakikat arayışçılığından taviz vermemiş. Ayşenur, bu ülkede devletin bütün kırmızı çizgilerini alaşağı etmiş bir kadındır. Onu bir kaç cümleyle anlatmak imkansızdır” sözlerini ifade etti.


'Ayşenur giderken de kadınlara öncü oldu’


Ayşenur'un direngen ve mücadeleci yapısından dolayı birçok ölüm tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade eden Reyhan, Ayşenur'un ve İHD aktivisti Eren Keskin ile beraber birçok kez namlunun ucundan kurtulduklarını söyledi. Reyhan, "Ayşenur uzun süreli cezaevinde kalmış olmasaydı onu kör bir kurşunla da erkenden yitirmiş olabilirdik. Tabi Ayşenur'u yitirmek her zaman erken yitirmektir" dedi. Yaşamı boyunca kadınlara örnek olan Ayşenur'un sonsuzluğa uğurlandığı anda da kadınlara miras bıraktığına dikkat çeken Reyhan, "Ayşenur’un tabutunuİHD’nin avukat kadınları olarak biz taşıdık. Bu örnek daha önce yok. Tüm tabutlar erkekler tarafından taşınırken, onun cenazesinde erkeklerin taşımasına izin vermedik. Ani bir refleksle kadınlar olarak biz taşımak istedik. Bu onun vasiyeti değildi ama kadın mücadelesinde bunca emek veren bir ismi yine kadınların taşımasını istedik. Bu refleksimiz şu an, eril zihniyet tarafından katledilen kadınların cenazesinin kadınların taşımasına vesile oldu. Ayşenur giderken de kadınlara öncü oldu" dedi.


‘Devlet Ayşenur Zarakolu ismine tahammül etmedi’


Genç kuşak kadınların Ayşenur'un mücadelesini iyi okuması gerektiğinin altını çizen Reyhan, kadınlar için önemli rol üstlenen ve kadın mücadelesinde cesaretiyle örnek olan tüm kadınların Ayşenur'u bilmesi gerektiğini vurguladı. Reyhan, "Ne mutlu bize ki onu tanıdık, emeğimize emek kattık. Tabi bizden sonraki kuşağın onu tanımaması büyük bir eksikliktir, o yüzden ne anlatırsam anlatayım bir şeyler hep eksik kalıyor" ifadelerini kullandı. Reyhan, bedel olarak yaşamını yitiren kadınlardan öğrenilecek çok şeyin olduğunu, bu nedenle genç kuşağın dönüp yakın tarihlere bakması gerektiğini söyledi. "Devlet, mücadeleci kadınlara öyle düşmanca, öfkeyle yaklaşır ki, öldükten sonra bile onların yakasını bırakmaz" diyen Reyhan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 2008 yılında yapılan bir parka Ayşenur’un ismi verilmek istendi. Fakat hükümet bunu kabul etmedi. Devletin bu kirli belleği o kadar hınçla dolu ki, belediyeye dava açtı, Danıştay onayladı ve Ayşenur'un ismi ormanın tabelasından söküldü" şeklinde konuştu.


'Adı bile devleti korkutmaya yetiyor'


Ayşenur’un güçlü bir kadın olmasından kaynaklı Diyarbakır'ın orta yerindeki bir park levhasında adının olmasından hükümetin korktuğuna değinen Reyhan, "Ayşenur Zarakolu öyle bir isim ki; cesaretle, direnişle, kararlılıkla yüklü bir isim…  Ve devlet derin korkular yaşıyor bu isimden. Total olarak bakıldığında Ayşenur, bir kadın mücadelesidir, kadın mücadelesi kazanımıdır. Öldükten sonra bile isimlerimiz devleti korkutuyorsa bu öyle sıradan bir şey değildir" dedi. Türkiye'de yaşanılan eş başkanlık sisteminden, siyasi alandaki kadın temsiliyetine kadar gelişen sürecin kadın mücadeleciler tarafından ilerlediğini kaydeden Reyhan, "Siyasi partilerden tutalım, sivil toplum örgütlerine, kadınların alternatif yaşam alternatif üretme, kadın kooperatiflerden, özgür yaşam alanlarına kadar özetleyebileceğimiz bütün bu meselelerin ardında bir kadın emek tarihi vardır. Bu asla unutulmamalıdır" diye kaydetti.


'Paris katliamı hafızaların silinmesi girişimidir'


Dünyanın ilk kadın haber ajansı olan Jin Haber Ajansı'nın (JINHA) Ayşenur gibi mücadeleci kadınların mirası olduğunun altını çizen Reyhan, "JINHA, Ayşenur Zarakolu ve onun gibi kadınların emeği, direnişi, alın teri, adliye koridorlarında sergilemiş oldukları inanılmaz tutumlar, işkencecilere karşı direnmeleri, katillerinden korkmamaları ve en nihayetinde Ayşenur gibi kadınların toprağa akıttıkları kanla gelen bir tarihtir" ifadelerine dikkat çekti. Paris'te katledilen üç siyasetçi Kürt kadının da eril zihnyet tarafından öldürüldüğüne dikkat çeken Reyhan, "Üç kuşak kadının hedeflenmesiyle, toprağa gömülmesiyle orada hedeflenen o üç kuşak kadının temsilcisi olduğu tarihe isimlerini, emeklerini aktarabilmiş bütün yitirdiğimiz kadınların hafızalardan silinmesi girişimidir. Beritan, Leyla, Kasım, Ayşenur böyle isimdir. Dolayısıyla bu kadınlardan bahsediyorsak omuzlarımızda büyük bir yükün olduğunun bilinciyle hareket ederek bahsetmemiz lazım" ifadelerini kullandı.


 (be/zd/mg)