Eğitimci, sanatçı ve mücadeleci kimliklerle yerel yönetimlere

10:01

Ruken Çelik-Sarya Gözüoğlu/JINHA


MERSİN – Mersin Büyükşehir, Toroslar ve Tarsus Belediye eş başkan adayları, 30 Mart tarihinde Türkiye genelinde gerçekleştirilecek olan yerel seçimlere hazırlanıyor. Eğitimci ve sanatçı kimlikleriyle yerel yönetimlere farklı bir bakış getireceklerini belirten kadınlar, “İnançlıyız, kararlıyız. Kendimizi de kentimizi de birlikte yöneteceğiz” dedi.


30 Mart tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan yerel yönetim seçimleri kapsamında Mersin il ve ilçe eş başkan adayları da seçim çalışmalarını hızlandırdı. Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) bileşenlerinden BDP Kadın Meclisi’nin açıkladığı Yerel Seçimler Kadın Beyannamesi kapsamında demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü yaşam çizgisinde çalışmalara başlayan belediye eşbaşkan adayları, Türkiye ve Bölge belediyelerine kadının rengini vermeyi hedefliyor. Eş başkanlık sistemiyle beraber kadının renginin Mersin’in belediyelerinde de yansıması için seçim çalışmalarına başlayan Mersin’in eş başkan adayları kenti, farklı etnik, dini kimliklere hitap eden, kadın özgürlükçü ortak yaşam alanı yapmayı amaçlıyor.


‘Mersin’de farklı kimliklerin sesi olacağız’


Mersin Toroslar Belediyesi Eş Başkan Adayı Emine Kocadağ, 30 Mart yerel seçimlerde Toroslar İlçesi’ne yeteri kadar yönelemediklerini ifade ederek, Toroslar İlçesi’nde BDP’nin yoğun bir kitlesinin bulunduğunu söyledi. Alevi, Türkmen, Kürt ve Arap halklarına ulaşmak ve örgütlenme ağını oluşturmak istediklerini belirten Emine, “Mersin Türkiye’nin küçük bir iz düşümü. Toroslar İlçesi de Mersin’in içinde bu konumdadır. Bu bağlamda farklı kimlikleri seçimlere dâhil etmeyi hedefliyoruz. 2014 seçimleri bizim için hem siyaseten hem de BDP olarak bir milat olacak” dedi. Her yerel seçimde belediyelerin sayısını artırdıkça siyaseten daha da güçlendiklerini dile getiren Emine, bir yıldır devam eden çözüm sürecinin ilerlemesi için yerel yönetimlere farklı etnisiteleri de dahil etmenin gerekliliğine vurgu yaptı.


‘Toplumun özgürlüğü, cinsler arası özgürlükten geçer’


“Örgütsel olarak siyasetimizi oturtmanın en önemli alanı yerel yönetimlerdir” diyen Emine, yerel yönetimlerde halkın kendini kattığı, şeffaf, demokratik bir siyaset geliştireceklerini belirtti. Emine, merkeziyetçi anlayıştan kopuk, halkın inisiyatif sahibi olabileceği ve taleplerini dile getirebileceği bir anlayışla diğer partilere fark atacaklarını kaydetti. Kadının kimliğini, rengini, emeğini açığa çıkarma bilinciyle hareket ettiklerini ve bunu temel ilke edindiklerini ifade eden Emine, “Toplumun özgürlüğünü cinsler arası özgürlükte gören bir anlayışı esas aldığımız için, yerel yönetimlerde de eşitliği hayata geçirmeye dönük çalışmalara yer verdik” ifadelerinde bulundu.


‘Kendimizi de kentimizi de biz yöneteceğiz’


Halkın Demokrasi Partisi (HDP) Tarsus Belediye Eş Başkan Adayı Seher Peşmer ise,eğitim emekçisi olarak demokratik kitle örgütlerinde faaliyet yürüttüğünü belirterek halkın yerel yönetimlerde gerçek yönetim anlayışına sahip olabilmesi için kendisinin de belediye alanında emek vermesi gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerde ‘Kendimizi de kentimizi de biz yöneteceğiz’ şiarıyla yola çıktıklarını ifade eden Seher, “Halk, sokak, kadın ve çocuk meclislerimizin olacağı katılımcı bir belediye istiyoruz” dedi. Özelikle kadınların da söz hakkı alacağı bir belediyecilik anlayışını benimsediklerini dile getiren Seher, eş başkanlık çalışmalarını kadın dayanışmasıyla, HDP bileşenleri ve gençlerinde içinde bulunduğu bir yapı ile yürüteceklerini ifade etti. Seher, kadına dair projeleri dokuyu bozmadan, özelliklede Kürt halkının bulunduğu göç almış bölgelerde halkları kültürlerinden ve dillerinden etmeden hayata geçireceklerini belirtti.


‘Dokusunu bozmadan iyileştirip güzelleştirmek gerek’


Son dönemlerde sıkça gündemde yer edinen “Kentsel Dönüşüm Projesi”ne de dikkat çeken Seher, halkın isteklerine hitap etmeyen tüm anlayışları reddettiklerinin altını çizdi. Seher, “Kentsel dönüşüm adıyla gelişen TOKİ anlayışı halkı kapalı kutulara koyuyor. Mahallelerin dokusunu bozmadan, asimile etmeden, mahalleleri iyileştirip güzelleştirmek gerekiyor.Örneğin tandır evleri vazgeçilmezdir. Çocukları asimile etmeden dillerini konuşabilecekleri, sanatını ve sporunu yapabilecekleri alanlar yaratacak projeleri hayata geçirmeyi istiyorum” şeklinde konuştu. Sığınma evlerinde kalan kadınların durumuna ve sorunlarına da dikkat çeken Seher, sığınma evlerinde kalan kadınların ötekileştirildiğini dile getirerek, kadınların sadece karınlarını doyurarak günlük geçimini sağlamaya karşı olduklarını ve kadınların koca kapılar ardında yalnızlaştırılmasının yanlış olduğunu söyledi. Seher, sığınma evleri sorununun da yerel yönetimlerce çözümlenmesi gerektiğini, kendilerinin de bu yönlü projelerinin olduğunu kaydetti.


‘Kadınlar en büyük devrimleri gerçekleştirebilecek güce sahip’


Kadınların sığınmaya muhtaç olmadıklarını ve en büyük devrimleri gerçekleştirebilecek güce sahip olduklarını dile getiren Seher, bunun en temel örneğinin Rojava’da gerçekleşen kadın devrimi olduğunu belirtti. Tarsus’ta farklı etnik yapıların bir arada yaşadığını dile getiren Seher, “Biz halkların kardeşliği şiarıyla hareket ediyoruz. Tarsus’taki halklarla ortaklaşarak eşit yurttaş olmayı öğreneceğiz” dedi. Bu anlamda çok dilli belediyeciliği de gündeme getireceklerini ifade eden Seher, hedeflerinden birinin de şeffaf belediyecilik anlayışı olduğunu söyledi. Seher, eş başkanlık sistemini inanarak yürüteceklerini belirtirken, “İnançlıyız, kararlıyız. Kendimizi de kentimizi de birlikte yöneteceğiz” vurgusunu yaptı.


‘Sanatçı kadınların siyasetten beslenmesi gerek’


HDP Mersin Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı Sibel Yiğittekin,sanatçı olarak sanatı yerel yönetimlere taşıyacağını belirtirken, özellikle de sanatçı kadınların siyasetten beslenmesi gerektiğini belirtti. Çeşitli belgesel çalışmalarıolan ve şu an da kısa film çeken Sibel, “Siyasetin doğru temeller üzerine oturabilmesi için sanattan beslenmesi gerekiyor. Diğer türlü her şey çiğ kalabiliyor” ifadelerine yer verdi. Genç sanatçı kadın modeli siyaset doğrultusunda hareket ettiği takdirde sağlam bir alt yapının oluşabileceğinin altını çizen Sibel, bu temelde verilen her mesajın önemli bir etken olacağına dikkat çekti.


‘Göç, insanları asimilasyona açık bir mekanizma haline getiriliyor’


Mersin’in çok fazla göç almış olmasından kaynaklı çok ciddi asimilasyon politikalarının geliştiğini ifade eden Sibel, “Özelde bu asimilasyon politikasına karşıduruşta yerel yönetimlerde bir model oluşturmak, daha ulusal boyutta genel bir siyaseti yapmaktan daha mümkündür” dedi.İktidarın kuşatmışolduğu köylerin boşaltılmasıyla en çok kadınların zarar gördüğünü dile getiren Sibel, “Kadınlar, ataerkil sistemi daha fazla hissediyor. Kadınlar kendi köylerinde daha rahat bir yaşam varken, burada daha fazla kalıplaşmış bir yaşama geliyorlar. Sibel, dillerini rahat konuşamama, kültürlerini rahat yaşayamamanın yanında kadınların, kendilerine yüklenen rollerle de baskı altına alındığına dikkat çekti. İnsanların göç sonrası kendi kültürlerini yaşayamadığını ve binaların içine kapatıldıklarını hatırlatan Sibel, göç sonrasında insanların asimilasyona açık bir mekanizma haline geldiğine işaret etti.


‘Belediyeler sanatın kentle buluştuğu kurumlardandır’


Akdeniz Belediyesi’nin sadece Kürtler için bir güç olmadığını kaydeden Sibel, Akdeniz Belediyesi’nin Romanlar için yaptırmış olduğu Romen Parkı’nın bir örnek olduğunu ifade etti. Akdeniz Belediyesi’nin sanat alanında da ciddi çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Sibel,sanat konusunda her kesimden, her kültürden sanatçılarla ciddi projeler geliştirdiklerini ve geliştirebileceklerini kaydetti. Sanatın belediyecilikten de uzak bir kavram olmadığı vurgusunu yapan Sibel, “Belediyeler sanatçıların kendilerini ifade edecekleri, yaptıkları çalışmaları kentle buluşturacakları bir kurumdur” dedi.


(sg-rç/zd/gk/mg)