Hekimlere ‘Kelepçe'siz muayene çağrısı!
11:33
Tekoşin Tekin / JINHA
AMED -Türkiye ve bölge cezaevlerinde 163'ü ağır 500'ü aşkın siyasi hasta tutsak ne tedavi ediliyor, ne de tahliye… Diyarbakır İnsan Hakları Derneği Cezaevi Komisyonu Üyesi Av. Muhterem Süren, cezaevlerinden çıkacak tabuttan hükümetin sorumlu olacağına dikkat çekti. Kelepçeli muayenenin Valilik emriyle yapıldığına dikkat çeken Türk Tabipler Odası Diyarbakır Şube Başkan Yardımcısı Dr. Cengiz Güney de hekimlere çağrıda bulunarak, “Mesleğinizi ayaklar altına almayın, mesleğinizi de onurunuzu da çiğnetmeyin” dedi.
Türkiye gündeminde son dönemlerde giderek durumları ağırlaşan hasta tutsaklara ilişkin hükümet tarafından herhangi bir adım atılmadı. Tutsakların gün geçtikçe cezaevlerinin ağır koşullarına dayanacak gücü kaybetmelerine rağmen hükümet sessizliğini koruyor. İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) verilerine göre 163'ü ağır 500'den fazla hasta tutsak cezaevlerinde tedavi de tahliye de edilmiyor. Tabuta dönüşen cezaevlerinde çıkamayan hasta tutsaklar birde bunun üstüne kelepçeli tedaviye ve zorlu tedavi şartlarına zorlanıyorlar. Diyarbakır İnsan Hakları Derneği Cezaevi Komisyonu Üyesi Av. Muhterem Süren, “Cezaevlerindeki en büyük problemlerden biri ve bizimde artık tahammül edemediğimiz hasta tutsaklar problemidir. Cezaevlerindeki hasta mahpuslar 2013’ün Ocak ayında 6411 sayılı yasada değişiklik yapılmasına rağmen hala tahliye edilmiyor ya da tedavileri olması gerektiği gibi yapılmıyor” dedi.
‘Tutsaklar cezaevlerinde ölümü beklemekte’
Muhterem, 2013 yılında tahliye edilen ya da tedavisi gerçek anlamda yapılan hasta mahpus sayısı ve cezaevlerinde yaşamını yitiren ya da sağlık hak ihlaline uğrayan hasta mahpus sayısına bakıldığında kanun değişikliğinin herhangi bir olumlu etki göstermediğini dile getirdi. Hasta mahpuslar sorununda hala devam eden sorunlardan birisinin de Adli Tıp Kurumları (ATK) olduğuna dikkat çeken Muhterem, kurumun, hasta mahpuslara yönelik ideolojik bir tutum sergilediği ve objektif olmayan raporlar hazırladığına vurgu yaptı. Muhterem, “Hasta mahpuslar, ATK’nin kapısından geri gönderilmekte, cezaevlerinde dört duvar arasında ölümü beklemekte ve yaşamını yitirmektedirler” diye konuştu.
‘Hasta sayısı gün geçtikçe artıyor’
Muhterem, hasta tutsakların tahliye edilmesi için Adli Tıp Raporu rapor verse bile “Toplum güvenliği açısından tehlike arz etmemesi gerekiyor” diye bir kavramın getirildiğine dikkat çekti. Bu yaklaşımın hasta tutsakların serbest bırakılması yönünde bir engel oluşturduğunu kaydeden Muhterem, “Hasta mahpus sayısında bir düşüş olması gerekirken hükümet çevreleri de birçok kez hasta mahpuslar problemi çözeceklerini dile getirdiler, birçok kez gündeme de geldi ama herhangi bir değişiklik yok” şeklinde konuştu. Hasta sayısının gün geçtikçe arttığına işaret eden Muhterem,“Derneğimizin de tespit ettiği hasta mahpus sayısı toplamda 544 ancak bunlardan 163’ü derhal tahliye edilmesi gereken hasta tutsak sayısıdır” sözlerini ifade etti.
‘Kelepçeli tedavi hasta tutsaklar için işkencedir’
Muhterem, hasta tutsakların sağlık haklarının engellenmesinin bir diğer nedeninin ise kelepçeli tedavi olduğuna dikkat çekerek, “Kelepçeli tedavi hem hasta tutsak açısından bir işkence olmakta, hem de bununla birlikte sağlık hakkının engellenmesi anlamına gelmektedir. Hasta tutsaklar kelepçeliyse kelepçesinin açılması gerekiyor. Ancak uygulamada bu yaşanmıyor. Hekimler İstanbul protokolüne aykırı hareket ettiği için tutsaklarda bu uygulamaya karşı çıkıyor. Ve hasta tutsakların tedavileri yapılmadan cezaevine geri gönderiliyor” ifadesine yer verdi.
‘Cezaevlerinden çıkacak tabuttan hükümet sorumludur’
Cezaevlerindeki hasta tutsaklara yönelik yaşanan bu işkencenin son bulmasını isteyen Muhterem, “En az bir hasta tutsak koğuşu Diyarbakır’da derhal yapılsın. Hasta tutsakların tedavi hakları engellenmesin. Hasta tutsakların tahliye edilmesi yönünde defalarca çağrıda bulunduk ancak hükümet yetkilileri bu konuda gereken adımları atmadı. Hükümet yetkililerin bürokratik engellerini komik buluyoruz. 11 yıldır iktidarda olan bir siyasi partinin bürokratik engellere takılmasını komik buluyoruz. Böyle bir yaklaşım kabul edilemez bir durumdur. Hükümet müdahale etmek istediği yere müdahale ediyor. Ancak söz konusu hasta tutsaklar olunca kılını bile kıpırdatmıyor. Hasta tutsaklar bizim açımızdan bahanesi olamayacak bir duruma gelmiştir. Bizler artık cezaevlerinden bir tabutun dahi çıkmasını istemiyoruz. Cezaevlerinden çıkacak tek bir tabuttan hükümet sorumludur” diye konuştu.
‘Hastanelerde mahkûm koğuşu yok’
Hasta tutsakların durumunu değerlendiren Türk Tabipler Odası Diyarbakır Şube Başkan Yardımcısı Dr. Cengiz Güney de, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dicle Üniversitesi Fakülte Hastanesi’nde mahkûm koğuşu olmadığına dikkat çekti. Her iki hastaneye de mektup yazdıklarını kaydeden Cengiz, “Hasta tutsaklar ring aracı içerisinde hasta halleriyle elleri kelepçeleniyor. Ameliyat ve tedavi edilecekse çevre illere gönderiliyorlar. Örneğin Urfa, Elazığ gibi çevre illere gönderiliyorlar.
‘Vali emri ile kelepçeli muayene’
Kelepçelerin valilik emriyle açılmadığına işaret eden Cengiz, “Valilik doktorlara emredici bir halde ‘kelepçeli muayene edin’ şeklinde bir yazı göndermiş. Buna karşıda Diyarbakırlı hekimler bir duruş sergiliyor. Ama özelikle batı illerindeki hastanelerdeki hekimlerin kelepçeli muayene yaptıklarını duyduk. Tabi bunlar bizi yıldırmayacaklar. Bizler insan onuruna yakışır bir şekilde tedavi etmeye devam edeceğiz” ifadesinde bulundu. Hekimlere çağrıda bulunan Cengiz, “Mesleğinizi ayaklar altına almayın, mesleğinizi de onurunuzu da çiğnetmeyin diyoruz. Kelepçeli muayene insanlık dışı bir muayenedir” şeklinde konuştu. Adalet Bakanlığı’na da seslenen Cengiz, “Anti-demokratik uygulamalardan vazgeçin. Yaşamını idame ettirmek adına tedavi görmesi gereken insanlar derhal özgürlüklerine kavuşmalıdır. Hasta tutsaklar cezaevlerinde ölmemeli bunun içinde elimizden geleni yapmalıyız” diye konuştu.
(tt-ny/mg)

