Doğur devlet bakar = öldür devlet korur

09:26

 


Sarya Gözüoğlu – BeritanElyakut / JINHA


RIHA – Viranşehir ilçesinde önceki gün Hasan Göv tarafından öldürülen 8 buçuk aylık hamile olan Hacire Göv’ün cansız bedeni, atıldığı kuyudan çıkarılmıştı. Hacire ve doğmak üzere olan bebeğinin katledilmesine ilişkin konuşan Berjin Amara Kadın Danışmanlık Merkezi Koordinatörü Rihan İnan Kayhan, kadının çaresizleştirilerek katledildiğine dikkat çekerek, “Kadının kırımı toplumun ayıbıdır, sadece bir ailenin ayıbı değildir” dedi.


Urfa’nın Wêranşar ilçesinde bir hafta önce amcasının çocukları Hasan Göv ve Cemal Göv tarafından boğularak katledilen 19 yaşındaki Hacire Göv önceki gün sessiz sedasız toprağa verildi. Bir hafta kayıp olarak aranan 8 buçuk aylık hamile kadının cesedi önceki gün Barut Köyü’ne 1 kilometre uzaklıktaki boş kuyudan jandarma tarafından çıkarılmıştı. Dar ve derin kuyunu etrafında Hacire’nin kan izleri hala silinmezken, annesinin ihbarı sonucu bulunan Hacire’nin bir hafta boyunca kuyuda kaldığı verilen bilgiler arasında. Konuya ilişkin konuşan Hacire’nin okul arkadaşları, Hacire’nin mevsimlik işçi olarak gittiği Ceylanpınar’dan dönerken 3 buçuk aylık hamile olduğunu ve ailesinin tüm çabalarına rağmen “devletin koyduğu yasaklar” nedeniyle kürtaj yapılamadığını ifade etti. Olaya ilişkin anne Mafiye Göv, iki abi ve zanlı Cemal Göv’ün de aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alınırken, diğer zanlı Hasan Göv ise kaçtı.


‘Katiller bireysel olarak böyle bir karar aldı’


Hacire’nin hamileliğinin 7’inci ayında duyulması ardından sözde aşiretin hakkında karar çıkarmak amacıyla toplandığını belirten kadınlar, Hacire’nin annesi Mafiye Göv’ün uzun uğraşları sonucunda aşiretin, Hacire’yi “bebeğin babasıyla evlenme şartıyla” öldürmekten vazgeçtiğini dile getirdi. Ceylanpınar’da ailesiyle yaşayan ve ismi öğrenilemeyen kişinin Hacire’yle evlenmeyi ret etmesiyle Hacire’nin Diyarbakır’a gönderilerek köyden uzaklaştırdığını kaydeden kadınlar, Hasan ve Cemal’in bireysel olarak cinayeti işlediklerini söyledi. Hasan Göv’ün sözde Hacire’yi “güvende tutmak” için Diyarbakır’a götürdüğünü belirten kadınlar, “Hasan Hacire’yi kendi elleriyle akrabasına teslim etti. Başkası götürmüş olsaydı yanında kaldığı aile kimseye güvenip Hacireyi teslim etmezdi. Hasan bunu planladığı için güven kazanmak istedi. Ayrıca 3 buçuk aylık hamileyken kürtaj olmasına izin verilseydi bunlar yaşanmayacaktı” vurgusunu yaptı.


‘Kadın cinayetleri, kadına verilen bir ceza yöntemi’


Konuya ilişkin konuşan Berjin Amara Kadın Danışmanlık Merkezi Koordinatörü Rihan İnan Kayhan, “namus” kavramının binlerce yıldır erk zihniyet tarafından sistemleştirildiğini ve bu bağlamda kadına rol biçildiğini ifade etti. Kadına biçilen rollerin kadın tarafından yerine getirilmediği takdirde gerçekleştirilen kadın cinayetlerinin kadına verilen bir ceza yöntemi olarak değerlendirdiklerini ifade eden Rihan, “Bu cezayı da kolektif cinayet olarak adlandırabiliriz. Bu tür toplumlarda aşiretlenme söz konusu olması nedeniyle kararlar alınır ve bu kararlar her zaman kadının aleyhinedir” ifadelerinde bulundu.


‘Hacire henüz lise yıllarında olan bir çocuğudur aslında’


Özellikle Urfa’da ataerkil zihniyetin hâkim olduğunu dile getiren Rihan, hemen hemen her gün “namus” kavramının ardına sığınılarak cinayetler işlendiğine dikkat çekti. Ataerkil zihniyetin hakim olduğu toplumlarda kadının ve kadın bedeninin erkeğe aitmiş gibi yaklaşıldığının altını çizen Rihan, “Kadın burada yine ikinci pozisyona düşürülüyor. Kadın artık erkeğin namusu olarak algılanıyor” şeklinde konuştu. Konuyla ilgili olarak Hacire’nin öldürülmesine değinen Rihan, “Hacire henüz lise yıllarında olan bir çocuk olmasına rağmen ekonomik nedenlerden dolayı iş gücü olarak görülüp Ceylanpınar’a mevsimlik işçi olarak götürülüyor. Orda bu olay yaşanıyor ve toplumsal rollerden kaynaklı böylesi trajik bir karar alınıyor” şeklinde konuştu.


‘Kadın kırımı toplumun ayıbıdır’


Kadının çaresizleştirilerek katledildiğine dikkat çeken Rihan,“Kadın kırımı toplumun ayıbıdır, sadece ailenin ayıbı değildir” dedi. Cinayet ve kadın kırımlarının söz konusu olduğu toplumlarda belli başlı sebeplerin var olduğunun altını çizen Rihan, “Erkek egemen zihniyetiyle oluşturulmuş sistem ve değerler, hiyerarşi ve itaatkârlığı ön gören kültürel ve değerlerin örülmesi ve bunu sürekli kendine göre üretmesi kadın kırımının başlıca nedenlerindendir. Aynı zamanda, kadın ve erkeğin eşit bir şekilde giremeyeceği sosyal ortamlar da kadın kırımını getirmektedir. Bu yaklaşımın kaynağı dinsel ve kültürel inançlardan oluşturuluyor” açıklamasında bulundu.


Kadın kırımı karşısında yasal bir yaptırımın olmayışının altını çizen Rihan, kadın kırımı ve cinayetleri karşısında gerekli yasal önlemin alınmaması ile ve bu durumun meşrulaştırıldığını ifade etti. Rihan, kadın danışmanlık merkezi olarak bu olayın ve tüm kadın katliamlarının takipçisi olacaklarını kaydetti.


(ekip/gk)