Sakine Cansız'ın kavgayla geçen hayatı yakında vizyonda

08:28

 


Gülşen Koçuk / JINHA


HABER MERKEZİ – Türk-Kürt sorunun her iki taraftan binlerce insanın yaşamını kaybetmesine neden oldu, ama aynı zamanda gittikçe güçlenen Kürt Kadın Hareketi’nin doğmasına zemin hatırladı. Farklı alanlarda mücadele eden ama aynı zamanda hayatlarının bir döneminde yolları kesişen 4 Kürt kadını Eren Keskin, Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk ve 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te iki kadın arkadaşıyla birlikte katledilen Sakine Cansız’ın acılarını, özlemlerini ve umutlarını anlatan Hêvî filmi 6 Mart’ta sinemalarda…


Kürt Ulusal Mücadelesinden doğan özgün kadın yapılanmasının öncü isimlerinden ve Kürt kadın hareketinin "Bizim Önderimiz" olarak tanımladığı Sakine Cansız, Paris’te iki Kürt siyasetçi kadın Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile birlikte 9 Ocak 2013 tarihinde katledildi. Kürt kadınlarının mücadele gerekçesi olarak ele aldıkları bu katliamın ardından Kürt kadınları üç Kürt siyasetçi kadının izinden yürüyerek, katliamın aydınlatılması için başta Fransa ve Türkiye olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde Sakineler için adalet aradı. Yönetmen Yüksel Yavuz da, “Hêvî” (Umut) isimli Kürt kadın mücadelesini anlatan belgesel filminin çekiminde “gerilla” yaşamına dair Sakine Cansız ile görüşecekti. Belgesel filmine ilişkin olarak Sakine ile son görüşmesini katliamdan 12 gün önce gerçekleştiren Yüksel, Sakinelerin katledilmesi ile belgesel filminde Sakine’ye düşündüğünden farklı bir formatta yer verdi. Yüksel, Sakine ile dağ yaşantısına ilişkin alacağı röportaj yerine Sakine’nin katledilmesinden Dersim’e kadar olan yolculuğunda Sakine Cansız’ın arkadaşları ve kardeşlerinin tanıklığını ele aldı.


Kadın mücadelesinin hukuk, siyaset ve silahlı mücadele ayaklarını ele alan ve 6 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerinin gerçekleştirildiği haftada Almanya'da vizyona girecek olan filmine ilişkin yönetmeni Yüksel Yavuz ile söyleşi gerçekleştirdik.


- Kendinizi tanıtarak, sanat ve özelde de film ile tanışmanızdan söz eder misiniz?


Kürdistan'da 10 yıl süren Yatılı Bölge Okulları serüvenimden sonra 12 Eylül askeri darbesine 3 hafta kala Almanya'ya göç ettim. İlk yıllarda farklı işlerde çalıştıktan sonra Ekonomi ve Politik Bilimleri öğreniminin ardından Hamburg Güzel Sanatlar Akademisi'nde Görsel İletişim bölümünde ağırlıkla film eğitimi aldım. 1990'lı yılların ortalarından itibaren Almanya Diasporası'nda yaşayan Kürt göçmenleri konu edinen biri belgesel ve ikisi kurmaca üç film yaptım.  Bu üçlemeden sonra Türk-Kürt sorunu ekseninde Kürdistan'a yaptığım bir yolculuğu anlatan ‘Close Up Kurdistan’ (Yakın Plan Kürdistan) adlı bir belgesel yaptım. Ardından İstanbul'da yaşayan azınlıkları ve müziklerini anlatan ‘Sehnsucht Nach Istanbul’ (İstanbul Tınıları) adlı bir belgesel çalışmam oldu.


- Sizce Sakine Cansız kimdir?


Sakine, sadece Kürt Özgürlük Hareketinin değil, Kürt Kadın Hareketinin de sembol ismidir. Örnek hayatıyla Kürt kadınlarına devrimciliği, onurlu duruşu öğretti. Filmde Mustafa Karasu'nun da belirttiği gibi, Diyarbakır zindanında korkunç işkencelere rağmen boyun eğmeyen duruşu, binlerce Kürt kadınını aktif bir şekilde Kürt Özgürlük Mücadelesine katılımına ön ayak oldu.


- Hêvî isimli bir belgesel film çalışmanız var. Hêvî’nin konusu nedir?


Hêvî filmini, Kürt özgürleşmesinde kadını konu edinen ve başından beri üç bölümden oluşacak bir çalışma olarak tasarladım. Hukuk, siyaset ve gerilla mücadelesi alanlarında öne çıkmış Kürt kadınlarını anlatmak istedim.


- Katledilerek yaşamını yitiren Sakine Cansız’a filmde nasıl yer verdiniz?


Filmin Sakine ile ilgili bölümünde Paris'ten yola çıkan, Amed üzerinden Dersim'e varan cenazesine eşlik edilirken, kendisine pek yakın olmuş insanların tanıklığında (Metin Cansız, Mustafa Karasu, Nuran Maraşlı, Fatma Adır, Sozdar Avesta) hayatından kesitler, kişiliği, devrimci mücadelesi işleniyor ve neden katledildiği sorusuna yanıt aranıyor.


- Sizi bu filmi yapmaya iten neden ne oldu?


Beni bu filmi yapmaya iten en büyük neden, Kürt özgürleşmesinde kadınların gittikçe büyüyen mücadelesi ile beraber, devletin kadınlara yönelik şiddetinin Kürt vekil kadınlara da yönelmesi oldu. Filmin yapım aşamasında üç Kürt kadının Paris'te katledilmesi, kadınlara yönelik şiddetin katliama varacak derecede dozunun artırılması ve kadınlara tahammülsüzlüğün doruk noktasına ulaştığının bir göstergesidir aynı zamanda. Bu katliam sadece devlet ve PKK arasında yeniden başlatılmak istenen barış sürecini sabote etmek için yapılmadı, aynı zamanda Kürt Kadın Hareketinin direncini de kırmak için yapıldığını düşünüyorum.


- Belgesel filmde işlediğiniz üç bölümde neler ve kimler yer alıyor?


Filmin ilk bölümü, İnsan Hakları aktivisti Avukat Eren Keskin'in 1990'lı yıllarda devletin bir savaş politikası olarak Kürt kadınlarına yönelik uyguladığı şiddete yaptığı tanıklıklardan oluşuyor. İkinci bölümde ise siyasetçi Gültan Kışanak ve Aysel Tuğluk'un 2012 sonbaharında Türkiye cezaevlerinde 10 bin Kürt politik tutuklunun başlattığı açlık grevini desteleyen eylemleri esnasında onlara eşlik ederken Kürtlerin son 25 yıldır demokratik siyasette tutunma mücadelelerini ve aynı zamanda son yıllarda Kürt vekil kadınlara da yönelen devlet şiddetini anlatmaları yer alıyor. İstanbul ve Amed çekimleri tamamlandıktan sonra üçüncü bölümün çekimlerini planlamak için Sakine Cansız ile 2012 yılının sonunda Berlin'de bir araya geldik. Bize, Ocak ayı sonu gibi Güney Kürdistan'a gitmeden önce Pasaport işlemleri için Paris'e gitmesi gerektiğini, dönüşünde kendisiyle Avrupa ayağının çekimlerini yapabileceğimizi söyledi. İlkbaharda da Sakine'yi Kandil'de ziyaret etmeyi kararlaştırmıştık.


Ancak buluşmamızdan 12 gün sonra Paris'ten Sakine, Fidan ve Leyla'nın katliam haberi geldi. Haberi aldığımda elimde Sakine ile yapacağım çekimlere hazırlanmak için İngiliz Gazeteci/Yazar Eileen MacDonald'a ait ‘Önce kadınları vurun’ adlı bir kitap vardı. Bu kitap, 1970’li ve 1980’li yıllarda dünyadaki sol hareketler içerisinde öne çıkmış, isim yapmış, efsanevi kadınlarla ilgili makaleleri içeren bir kitap ve adını da bir grubun direncini kırmak için erkeklere nazaran daha kararlı olduklarından dolayı önce o gruptaki kadınların elimine edilmesi gerektiği savının özel timlere öğretilmesinden alıyor.


(gk/mg)