Rojavalı kadınlar erk siyasete karşı yeni siyaset arayışında
09:20
JINHA
AMED – Rojava’da belirlenen demokratik özerk yönetimle beraber yeni siyaset anlayışının kadın odaklı olması adına Rojavalı kadınlar Diyarbakır’a gelerek bir takım temaslarda bulundu. Rojava’da kadın yasalarının güçlü olması için DÖKH’lü kadınlarla deneyim paylaşımında bulunduklarını söyleyen Qamışlo Sara Kadın İnisiyatifi aktivisti Sadiya Abdullah, “Bana göre dünyada var olan tüm siyasi iktidarın zihniyeti erkektir. Rojavalı halklar olarak bu zihniyeti ortadan kaldırmaya dönük ciddi adımlar attık. Yıllardır süre gelen cinsiyetçi politikalardan uzak durmak ve aynı hataya düşmemek için derinlemesine araştırma yapmamız şart. Bunun için Diyarbakır’dayız” dedi.
Rojava’da Cizîr, Efrîn ve Kobanê kantonlarının ilan edilmesinin ardından Rojavalı yetkililer çalışmalarını hızlandırdı. Kurulan yeni demokratik özerk yönetiminin sağlam adımlarla ilerlemesi adına oluşturulan heyetle Diyarbakır’a gelen kadınlar, birçok kadın mücadelesi aktivistiyle bir araya gelerek Rojava yönetiminde kadın odaklı yasaların doğru bir şekilde ilerlemesi için fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyor. Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) bileşenlerinin kadın ve çocuklar üzerinde gerçekleştirdikleri projeleri paylaşmak adına Diyarbakır’da olduklarını söyleyen Qamışlo Sara Kadın İnisiyatifi aktivisti Sadiya Abdullah, “Rojava’da belirlediğimiz Kobanê, Cizîr ve Efrîn kantonlarıyla beraber Rojava halkı demokratik özerk yönetime adım attı. Bu yönetimle beraber demokratik bir çizgide ilerlemek için bir takım irtibatlarda bulunarak oluşturduğumuz yasaları güçlendirmek istiyoruz” ifadesinde bulundu.
‘Özgür bir yaşam için mücadele ediyoruz’
Rojava’da belirlenen kantonlarla beraber halkların demokratik bir yaşam sürdürmesi için kanton yöneticilerinin ciddi bir çalışma içerisinde olduğuna dikkat çeken Sadiya, “Kantonlarımızı ilan etmeden önce Rojava’da yaşayan Süryani, Arap, Ermeni ve Çeçen’ler ‘Peki biz ne yapacağız?’ diyordu. Rojava halkı olarak demokratik bir yaşamdan söz etmemize rağmen daha önce örneği görülmemiş bir yönetime girdiğimizden dolayı bizi pek anlamıyorlardı. Fakat kantonlarımızı ilan ettikten sonra onları da bu kantonların başına getirdik ve farklı kimliklerin söz sahibi olmasını sağladık. Öncelikle buna çok şaşırdılar ve sevindiler. Şimdi Rojava’da yaşayan Kürt, Arp, Ermeni, Çeçen ve Süryani halkları olarak din, dil ve ırk gözetmeksizin demokratik özgür bir yaşam için her beraber mücadele veriyoruz” dedi.
Ev örgütlenmelerinde kadın devrimine
Rojavalı Kürt kadınların mücadeleci bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Sadiya, Baas Rejimi’nin baskıcı politikalarından dolayı kadınların evlerde gizli toplantı yaptığını belirtti. Sedya, “Devrimle beraber kadınlar, yıllardır gizli sürdürdükleri mücadeleyi alanlara taşıdı. Bu birden bire olmadı. Bu mücadele yıllar önce evlerde gizlice yapılan örgütlenmelerin mirasıydı. Bu yüzden Rojava devrimi kadın devrimi oldu çünkü kadınların eğitimini evlerinde gizlice almışlardı. Devrimle beraber bu mücadeleyi alanlara taşımak kaldı ve kadınlar bunu çok iyi bir şekilde yaptı” ifadesini kaydetti. Sedya, Rojava’da ilan edilen demokratik özerk yönetimle beraber kadının eşit temsiliyet düzeyinde yönetimlerde yer aldığını dile getirdi.
'Türkiye çetelere sınırı açıp destek veriyor'
Rojava’da gerçekleşen kadın devriminden dolayı Türkiye hükümetinin korkuya kapıldığını ifade eden Sadiya, demokratik özerkliğin Türkiye’deki iktidarın politikasına uymadığından dolayı engellenmeye çalışıldığını belirtti. Sadiya, Rojava’daki demokratik siyasetin başarısız çıkması için Türkiye tarafından El Nusra çetelerinin Rojava’ya gönderildiğine işaret ederek, “Suriye’nin etrafındaki uluslararası devletler de Türkiye gibi özerk yönetim için açıklama yaptı ve savaşı başlattı. Türkiye kendini demokratik bir devlet gibi gösteriyor fakat hala Kürt sorununu bir çözüme ulaştırmış değil. Türkiye çetelere sınırı açıp destek veriyor. Bizim yönetimimiz diplomatik ilişkiler yürüterek Avrupa’ya gitti ve Suriye’nin parçalanmasını istemediğini dile getirdi. Bizim hiçbir projemiz Suriye’yi parçalamaya yönelik değil. Biz Suriye’deki herkes kendi haklarıyla yaşamlarını sürdürmesini istiyoruz. Gelecekte Kürtler de dünyadaki yerini alacaktır. Kendilerini temsil edecektir. Uzun süredir kuzeydeki Kürt kadınları bir mücadele içinde yer alıyor. Türkiye’de de kadın devriminin gerçekleşeceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
'Dünya siyasetinin cinsiyeti erkektir’
Dünyada iktidar tarafından yürütülen tüm siyasetin eril olduğuna değinen Sarya Kadın İnisiyatifi Aktivisti Axine hesen, kadın sorunun sadece bölgesel değil aynı zamanda dünya sorunu olduğunu söyledi. Rojava’da belirlenen yönetimle beraber yeni siyaset anlayışının kadın odaklı olması adına Diyarbakır’a gelerek DÖKH’lü kadınlarla deneyim paylaşımında bulunduğunu ifade eden Axine, “Bana göre dünyada var olan tüm siyasi iktidarın zihniyeti erkektir. Bu anlamda kadın sorunu tüm dünya sorunudur. Rojavalı halklar olarak bu zihniyeti ortadan kaldırmaya dönük ciddi adımlar attık. Fakat bunu tek başına yapamayız. Bu anlamda tüm kadınlarla bir araya gelerek deneyim paylaşımında bulunmak istiyoruz. Yıllardır süre gelen cinsiyetçi politikalardan uzak durmak ve aynı hataya düşmemek için derinlemesine araştırma yapmamız şart. Bunun için Diyarbakır’dayız” ifadelerini kullandı.
'Rojava'da çocuklar savaşı konuşuyor’
Rojava’nın Hesekê kentinde faaliyet yürüten Çocuk Psikolojsi Araştırma Derneği aktivistlerinden Sihem Mihemmed ise Suriye savaşının çocuk katliamlarının üzerinden yürütüldüğünün altını çizerek, “Suriyeli çocuklar üç yıldır kanlı bir savaşın içinde yaşamını sürdürüyor. Bu çocukların psikolojik durumları iyi değil. Her gün kan ve bomba sesi duyan çocukların psikolojilerinin bir nebze olsun daha iyi olması için ciddi çalışmalarda bulunuyoruz. Buna yetmediğimiz anlar da oluyor. Bu anlamada tüm duyarlı yurttaşlara duyarlılık çağrısında bulunuyorum” şeklinde konuştu. Rojava’ya Suriye’nin Arap bölgesinden binlerce insanın sığındığına dikkat çeken Sihem, çocukların günlük konuşmalarında sürekli savaş konusunun olduğuna vurgu yaptı. Sihem, “Çocuklar dünyadan kopmuş şekilde. Sürekli ‘bizi öldürecekler mi?’ diye soruyorlar. Çocuklar silahları ezberliyor ve yine savaşta hangi tarafın güçlü olduğunu sürekli soruyor. Rojava’daki doktorlar ve psikologlar çocukların eski sağlıklarına kavuşması için ciddi bir emek harcıyor. Biz öğretmenler çocuklara bakınca psikolojilerinin kötü olduğunu çok açık bir şekilde görebiliyoruz. Kendi aramızda çok düşündük ne yapabiliriz diye. Bu nedenle Amed’e geldik. Biz Amed’e gelip buradaki çalışmaları görmek istedik” dedi.
‘Çocukların gözünde ölüm sıradanlaştı’
Çocukların psikolojilerinin daha fazla kötüye gitmemesi için Rojavalı aktivistlerin gece gündüz çalıştığını ve çocukları evinde de ziyaret ettiğini söyleyen Sihem, “Çocukların evine gittiğimizde, aynı savaş konusunu aileleriyle de konuştuklarını gördük. Savaş artık gündelik bir faaliyet gibi görünüyor. Evine gittiğimiz bir çocuk bize sürekli ‘sizi öldüreceğim’ diyordu. Çocukların gözünde ölmek öldürülmek artık çok normal bir duruma geldi. Bu savaşın bir an önce bitmesini ve çocukların eski sağlığına dönmesini istiyoruz” dedi.
(şa-tt/zd/mg)

