Diyarbakır Barosu, Kanun Teklifine dair önerilerini açıkladı

13:07

 


JINHA


AMED – Diyarbakır Barosu’nun “TMK 10. Madde Uyarınca Kurulan Mahkemelerin Kaldırılması ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ”ne dair görüş ve önerilerine ilişkin düzenlediği basın açıklamasında konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, kanun teklifinin başta özel yetkili mahkemelerin kaldırılması olmak üzere bir dizi iyileştirici ve pozitif düzenleme içermekle birlikte, düzenlemenin hukuksal, adli ve toplumsal birçok yönden yetersiz ve toplumsal beklentilere yanıt vermediğini vurguladı.


Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)  tarafından 6 Şubat 2014 tarihinde “Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10’uncu Maddesi Uyarınca Kurulan Ağır Ceza Mahkemelerinin Kaldırılmasına ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunulurken, bugün itibariyle TBMM Adalet Komisyonu’nda ele alınmaya başlandı. Diyarbakır Barosu, Adli Yardım Binasında ilgili kanun teklifine dair görüş ve önerilerine ilişkin basın açıklaması düzenledi. Baro adına açıklamada yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Kanun Teklifinin, 17 Aralık 2013 tarihinde İstanbul Savcılığınca başlatılan ve kamuoyunda “Rüşvet ve Yolsuzluk” soruşturması olarak bilinen soruşturma ve bu soruşturmadan sonra yaşanan tartışmalarla bağlantılı olarak ortaya çıktığını ifade etti.


Kanun Teklifi ile olağanüstü mahkemeler kaldırılacak


Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Kanun Teklifi ile 1961 Anayasasında 1971 yılında yapılan bir değişiklikle “Devlet Güvenlik Mahkemesi” (DGM) adıyla hukuk sistemine giren ve bir süre sonra Anayasaya aykırı bulunarak kaldırılan, ancak 1982 Anayasasıyla kalıcı hale gelen, sıkıyönetim mahkemelerinden sonra 1987 yılından beri çeşitli adlar altında faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdüren olağanüstü mahkemelerin ortadan kaldırılacağını dile getirdi. Teklif ile yakalama, tutuklama, arama, el koyma, iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme, müdafinin dosyayı incelemesi gibi temel tüm soruşturma tedbirleriyle ilgili sanık haklarını güçlendirici düzenlemelerin öngörüldüğünü söyleyen Tahir, “Bu nedenle, Hükümetin kendisine yönelik bir tertip olduğunu iddia ettiği bir soruşturma vesilesi ile de olsa, Kanun Teklifinin gündeme gelmesi, kapsadığı konuların önemini ortadan kaldırmamaktadır” şeklinde konuştu.


Kanun Teklifine ilişkin öneriler


Diyarbakır Barosu olarak Kanun Teklifinin, başta özel yetkili mahkemelerin kaldırılması olmak üzere bir dizi iyileştirici ve pozitif düzenleme içermekle birlikte, düzenlemenin hukuksal, adli ve toplumsal birçok yönden yetersiz ve toplumsal beklentilere yanıt vermediğini savunduklarını belirten Tahir, bu öngürüyü şu şekilde açıkladı:


“ - TMK’nın 10. Maddesi uyarınca kurulan Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırılmakla birlikte, bu mahkemelerin olağanüstü niteliğine hukuksal zemin oluşturan Terörle Mücadele Kanunun (TMK) yürürlükten kaldırılması öngörülmemiştir.


- Daha önce Devlet Güvenlik Mahkemelerinin, bir süredir Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin başta kişi özgürlüğü ve adil yargılama hakkı olmak üzere birçok temel hak ve özgürlüğü ihlal eden uygulamalarının temel dayanağı TMK’dır. Bu nedenle adından ‘özel yetkili’ kavramını çıkarsanız da aynı amaçları gerçekleştirmek üzere ve aynı araçları başka mahkemelere verdiğinizde o mahkemeyi gerçekte kaldırmış olmazsınız.


- TMK’nın 10’uncu Maddesi uyarınca kurulan özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, Kürt Sorununun demokratik çözümü bakımından da süreci geliştirici ve güçlendirici bir unsur olacaktır. Tam bir yıl önce başlatılan ‘barış ve çözüm süreci’ çerçevesinde bu güne kadar bir tek silahlı çatışmanın yaşanmamış olmasını da dikkate alan Parlamento, bu Teklifle birlikte TMK’yı tümüyle yürürlükten kaldırma fırsatını değerlendirmelidir.”


Diyarbakır Barosu DGM’lerden başlamak üzere olağanüstü yargılamalar sonunda verilmiş ve infaz edilmemiş tüm mahkûmiyet hükümleriyle ilgili yeniden yargılama yapılmasını, haklarındaki mahkûmiyet hükmü infaz edilmiş kişilere ise sembolik de olsa bir tazminat verilmesini öngören bir düzenleme de önermektedir. Diyarbakır Barosu Kanun Teklifi ile ve yerel seçimler öncesi 4 madde halinde öncellikli ve acil öneriler ve değişikliklerin mutlaka Meclis gündemindeki Kanun Teklifiyle birlikte düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Baronun belirlediği öncelikler 4 madde halinde şöyle sıralandı:


1. TMK’nın “terörün tanımı” başlıklı 1 inci maddesi değiştirilmeli, suçlar arasında eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açarak cezaları ½ oranında artıran bu yasanın 5. Maddesi mutlaka yürüklükten kaldırılmalıdır.


2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanmasına Dair Kanunda suçlar arasında infaz eşitsizliğini öngören “Koşullu Salıverilme” başlıklı 107. Maddesinde eşitsizliği giderici bir düzenlemeye gidilmelidir.


3. Türk Ceza Kanunun (TCK)  “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenler örgüt üyesi gibi cezalandırılır” biçimindeki 220/6 maddesi yürürlükten kaldırılmalı, TCK’nın 314/2 maddesinde düzenlenen “silahlı örgüt üyeliği” tanımına açıklık getirilmelidir.


Silahlı örgüt üyeliğinin tanımı; belirli, öngörülebilir ve yargıca ceza hukukunun ilkelerine de aykırı şekilde geniş takdir yetkisi tanımayacak bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.


4. Yaşam hakkının mutlak ve sınırlamaz niteliği ile bu hakkın her türlü kamusal yarardan üstün ve önceliği gözetilerek, gerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100. Maddesi ve gerekse 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkında Kanunun 16. Maddesinde değişiklik yoluna gidilmelidir. Buna göre;


a) CMK’nın 100. Maddesinin son fıkrasında tutuklama kararı verilemeyecek nedenler arasına, “tutukluluğun infazı koşulları sanığın hayatı için tehlike oluşturuyorsa….” ibaresi de eklenmelidir.


b) İnfaz Kanunun 16. Maddesinin 2. fıkrasında mevcut “…Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır” düzenlemedeki “kesin” ibaresi kaldırılmalıdır.


c) Keza aynı maddenin 6. paragrafındaki mevcut “Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik  nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir” biçimindeki düzenlemeden “… ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen…” ibaresi kaldırılmalıdır.


(sg-rç/gk)