HDK’li akademisyenler yeni siyasal sürecin öncüsü oluyor

08:26

 


Zehra Doğan /JINHA


ANKARA – İktidar mekanizmasının var ettiği eril siyasete karşı yeni siyaset arayışıyla yeni bir yapılanmaya giren HDK-P farklı bileşenleriyle hızlı bir şekilde yoluna devam ediyor. HDK üyesi akademisyenlerin toplumsal cinsiyet sorununu diğer toplumsal sorunlarla ilişkilendirerek, faaliyet yürütme çabası içerisinde olduklarını belirten HDK Genel Meclis üyesi Doç. Dr. Betül Yarar, HDK bünyesinde birçok kadın hareketi aktivistlerin çeşitli alanlarda faaliyet gösterdiğini, özellikle İstanbul ve Ankara’da kadınların barış sürecine yönelik aktif rol alarak, güçlü çalışmalarda bulunduğunu ifade etti.


Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 2011 yılının Ekim ayında Ankara’da gerçekleştirdiği kongre ile kuruluşunu ilan etmesinin ardından uzun bir yol kat ederek birçok meclisleşmeye imza attı. Farklı alanlardan katılımla renklenerek zenginleşen HDK’yi güçlendirmek adına çalışma yürüten üyelerin arasında akademisyenler de aktif rol alıyor. Bunlardan biri de HDK Genel Meclis Üyesi Doç. Dr. Betül Yarar… HDK’nin akademik çalışmalarında yer alarak Türkiye’de mevcut siyaset anlayışın değişmesine dönük çalışma yürüten Betül, queer çalışmaları ve Yeşiller Sol Gelecek mücadelesiyle HDK’ye güç katıyor. HDK üyesi akademisyenlerin toplumsal cinsiyet sorununu diğer toplumsal sorunlarla ilişkilendirerek, faaliyet yürütme çabası içerisinde olduklarını belirten Betül, HDK bünyesinde birçok kadın hareketi aktivistlerin çeşitli alanlarda faaliyet gösterdiğini, özellikle İstanbul ve Ankara’da kadınların barış sürecinde aktif rol alarak güçlü çalışmalarda bulunduğunu ifade etti.


‘HDP farklı renkleri biraraya getirdi’


HDK’nin kadın hareketi, LGBTİ hareketi, Kürt hareketi gibi birçok farklı rengi biraraya getirdiğini dile getiren Betül, HDK çatısı altında farklı politika ve inançlar temelinde “nasıl ilişkilenebiliriz?” sorusu üzerinde durduğunu söyledi. Betül, “HDP henüz deneyim havuzudur. HDP olmuş ve bitmiş bir oluşum değil. HDP bir süreçtir. Bu anlamda bazen sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Ama bu durumun bizi caydıracağı anlamına gelmiyor. Aksine sorunlar yol arayışımızda bizi daha da güçlendiriyor” şeklinde konuştu. Betül, HDK-P’nin AKP rejimine karşıt reaksiyoner bir siyasal dilin yerine, toplumsal sorunların temel dinamiklerini bilen, onlara farklı açılardan yaklaşabilen, sorunları en güncel somut halleriyle kavrayabilen ve alternatif üretebilen bir yaklaşımı geliştirmenin zorunlu olduğunu kaydetti.


‘HDK-P yeni siyasal arayıştır’


“Henüz kimsenin cebinde hazır reçeteler yok” diyen Betül, HDK-P’nin yeni siyasal arayışları içerisinde olduğunu belirtti. HDK-P’nin arayışıyla beraber her toplumsal hareketin kendi var oluş sıkıntılarına daha açık yüreklilikle yaklaşması gerektiğine vurgu yapan Betül, “HDK-P arayışı sürecinde, toplumsal bir dil oluşturma ve farklı toplumsal kesimlerle buluşarak kitleselleşme ana hedeflerden biri olmak zorunda. Bu toplumsal kesimlere yabancı dışarıdan bir yaklaşım yerine, içerden bir algı geliştirmemiz, öğretici bir dil yerine, dinlemeye ve anlamaya dönük bir yaklaşım içerisinde olmamız gerekiyor. Asıl amaç çözüm geliştirmektir. Çözümü de geniş toplumsal kesimlerle birlikte somutlaştırmak ve buna uygun bir dil ve yaklaşım söz konusu olabilir. Bu bir tarzdır ki, kitleleri hem demokratik bir katılıma inandırıcı bir şekilde davet edecek hem de ikna edecektir” dedi.


‘Rojava’da savaş değil devrim gerçekleşiyor’


Rojava’da gerçekleşen kadın devriminin Türkiye’de birçok kesim tarafından bilinmediğine işaret edene Betül, kadın devriminin yanı sıra Rojava’da savaşın gerçekleştiğinin algısı içerisinde olan birçok kişinin olduğunu belirtti. Betül, “Türkiye’de birçok kişi aynı zamanda benim yakın çevrem dahi PYD’nin Rojava’da sürdürdüğü kadın bakış açısından haberdar değil. Rojava’da kadınlar devrim yaratırken Türkiye bunu savaş olarak değerlendiriyor” şeklinde konuştu. Rojava devriminin Türkiye’de yaşayan birçok kesim tarafından duyulması için HDK’nin çalışma yürütmesi gerektiğine vurgu yapan Betül, “Bu anlamada parti olarak ‘ne yapabiliriz’ diye düşündük. Ve 2 Şubat’ta PYD Eş Başkanı Asya Abdullah’ın katılımıyla ‘yeni siyaset arayışları’ başlığıyla konferans düzenledik. Gerçekleştirdiğimiz konferanslarda demokratik özerk Rojava’nın tanıtılması ve onun sadece savaş değil aynı zamanda öncelikle kadınlar için bir devrim olduğunu insanlara tanıtmak istedik” ifadesinde bulundu.


Üniversitelerde toplumsal cinsiyet dersleri


Ankara Üniversitesi’nde kadın çalışmaları üzerine yürüttüğü kadın projelerini de aktaran Betül, “Ankara Üniversitesi, cinsel taciz ile ilgili yasal düzeyde oluşum yaratmış ve metin hazırlamış bir üniversitedir. Oluşturduğumuz güçlü bir ekiple beraber üniversitede toplumsal cinsiyet, şiddet ve queer çalışmaları yürütüyoruz” ifadesini kaydetti. Özellikle queer çalışmalarının önemli olduğunu belirten Betül, dışarıya açık derslerle üniversiteden olmayan bireylerle beraber çalışma yürüttüklerini kaydetti. Betül, Queer çalışmalarını LGBTİ hareketinden Kaos GL ile beraber düzenlediklerini ifade etti. Queer politikalarının toplumsal cinsiyet temelli çalışmalara katkı sunduğunu dile getiren Betül, “Queer feminizm tartışmalarıyla ortaya çıkmakla beraber, her tür toplumsal hareket ve yapılanmaya uyarlanabilir bir bakış açısıdır. Queer, tanımları yıkmak anlamı olduğu için onu tanımlamak yanlış olur. Kimlik siyasetinin sıkıntılarına cevap ararken bulunmuş bir kavramdır. Bu anlamda Queer tam olarak kimlik siyasetin başladığı yerdir” ifadelerini kullandı.


‘Hak ötesi bir politik bir yaklaşım geliştirmek mümkün mü?’


Dünya’nın her yerinde kadının sorun olarak görüldüğüne dikkat çeken Betül, “Kadın sorunu olarak görülen kimlik sorununun öne çıkması, tek başına kadın kavramının sorunlara cevap olmaması, kadın hareketinin kendi içinde daha beyaz ve daha orta sınıf bir kimlik soruna sahip olması ortaya çıktı. Dolayısıyla ‘kadınız ama aynı zamanda Kürdüz, zenciyiz ve dindarız’ gibi farklı ilişkilerin görülmeye başlamasıyla yeni alternatif hareketlerin türemesi Türkiye’de 1990’larda Kürt hareketine paralel olarak ortaya çıktı. Bu anlamda farklı kimlikler arasında bir tür kesişimsellik dediğimiz ideolojik ve sosyolojik anlamda tartışılması gerekiyordu. Queer, bu anlamda ‘özcü bir yaklaşımı tek bir kimliği ve tek bir özcü kimlik hakların savunulması gibi LGBTİ hareketi içinde sorun olarak çıkan hak ötesi bir politik bir yaklaşım geliştirmek mümkün mü?’ sorusuna cevaben tartışılan konuları kapsıyor. Bununla beraber melezlenme gibi kavramlar mimariye de yansıyor. Ama bu konuyu felsefi düzeyde derinlemesine tartışmak gerekiyor. Bu anlamda queer kavramının bizi geliştireceğini düşünüyorum” dedi.


‘Jineoloji ve queer birbirini geliştirmeli’


İktidar mekanizmalarının cinsiyete göre değişim gösterdiğini ifade eden Betül, kadınların iktidar mekanizması altında gelişmesinin zayıf olduğunu vurguladı. Kadın hareketinin amacının zaten var olan iktidarı kırarak, yeni bir iktidar oluşturma olmadığını ifade eden Betül, kadınların iktidarı yok etmeye dönük mücadele verdiğini belirtti. Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) tarafından henüz çalışma aşamasında olan Jineoloji kadın ideolojisine de değinen Betül, “Kadınlarla beraber erkekleri de özgürleştirmeliyiz. Ben erkeklerin de çok sıkıntı çektiğini düşünüyorum. Erkeklerin ekmek kazanma algısı, cinsel performans gösterme ve askerlik gibi birçok sorunu var. Bu anlamda jineolojiyi ‘toplumsal cinsiyet normlarından nasıl daha da özgürleşebiliriz?’ konusu üzerinden düşünüyor ve sorguluyorum. Farklı bir yerden bilime yeniden bir açı kazandırma önemsiz değil. Bu anlamda jineoloji ve Queer’in birbirinden alması gerekenlerin ve öneri geliştirmelerinin gerektiğini düşünüyorum” sözlerine yer verdi.


(zd/mg)