Kürt öykü yazarları panelle bir araya geldi
16:43
JINHA
AMED – Kürt yazarlar derneğinin gerçekleştirdiği panelde konuşan 14 Şubat Dünyanın Öyküsü Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve eleştiri yazarı Ayşegül Tozeren, cezaevinde bulunan siyasi tutsakların kaleme aldığı öykülere dikkat çekerek, “Bizim gibi özgür insanlarmış gibi yazıyorlar. Fiziksel tecritte olmalarına rağmen dışarıdakilerin cesaret edemediği el yakan konuları işliyorlar” şeklinde belirtti.
Kürt Yazarlar Derneği, Cegerxwîn Kültür Sanat Merkezi Konferans Salonu’nda Kürt ve Türk yazarların katıldığı, öykü ve roman paneli gerçekleşti. Yazar İsmail Dindar’ın moderatörlüğünü yaptığı panel’e Söz ve Öykü Yazarı Îsmaîl Hacanî, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Eleştirmen Ayşegül Tozeren ve Yazar Enişe Şirin konuşmacı olarak katıldı. Panelde İlk olarak konuşan moderatör İsmail Dindar, bu güne dek birçok öykü ve hikâye’nin yazıldığını, fakat pek azının yaşamda yer edindiğini ifade ederek, “İyi yazılmış bir öykü ölüme ve kayboluş meydan okumak gibidir. Kürtçe yazılan birçok öykü buna örnektir. Tek eksikliğimiz dimilkî dilinde çok az öykümüzün olmamasıdır” şeklinde konuştu.
Müebbet edebiyatı
Ardından Söz alan Ayşegül Tozeren, müebbet edebiyatına ve cezaevinde yazılan öykü ve romanların önemine değinerek, “Batıda ‘Müebbet Edebiyatı’nı çok az duyduk. Bu kavram beni çok etkiledi ve cezaevinde yazılan kitaplara ağırlık verdim” dedi. Müebbet hapis cezası alanların yazdıklarıyla yaşamlarını anlamlandırdıklarını ve bunu da kendileriyle iletişimin en aza indirilerek yalnızlaştırıldıkları için yaptıklarını ifade eden Ayşegül, “Soyutlaştırmanın yansımasını romanlarda gördüm. Yazarlar genellikle hayali karakterler oluşturuyor. Bu bağlamda cezaevindeki yazarlar bilinç atlatma tekniği uyguluyor” ifadelerinde bulundu.
‘Yerel yönetimler, tutsak yazarlara destek olmalı’
Cezaevi hükümlülerinin kaleme aldığı birçok konunun dışarıdan yazılmış gibi olduğunu ifade eden Ayşegül, “Bizim gibi ‘özgür insanlar’mış gibi yazıyorlar. Fiziksel tecritte olmalarına rağmen dışarıdakilerin cesaret edemediği el yakan konuları işliyorlar” şeklinde belirtti. Cezaevinde yazmanın cesaret isteyen bir durum olduğuna dikkat çeken Ayşegül, “Dışarıda yazan yazarların her türlü araştırma yapma imkanları var. Hapishanedekilerin böyle bir olanağı yoktur. Yayınlanması da ayrıca sancılı bir dönemdir” şeklinde ifadelerde bulundu. Ayrıca Ayşegül, yerel yönetimlerin bu noktada tutsaklara yardımcı olmaları gerektiğine işaret etti.
‘Gençlerin öyküye yönelmesi gerek’
Yazar Enise Şirin ise, panel salonunun gençlerle dolup taşmasını çok arzu ettiğini dile getirerek, öykü noktasında gençlerin katılımının önemine vurgu yaptı. Daha çok yazılarını tarih üzerine yazdığını ifade eden Enise, “Yazının kökeninde benim için hikaye’nin nerden geldiğin önemlidir. Yazılar tarihte ne eskir ne de yaşlanır bu sayede yazarlarını da genç tutarlar” dedi. Yazmak ve anlamak için her daim aklın ve mantığın hareket halinde olması gerektiğine dikkat çeken Enise, “Algılarımız kapalı olduğu sürece hiç kimseye bir faydası olmayacaktır. İnsanoğlundaki yavaşlamanın asıl sebeplerinde biri de teknolojidir. Şimdiki insanlık parmaktan ibaret, her işini tablet ve bilgisayarlarla iki parmak hareketiyle hallediyorlar. Geriye kalan yanları ise işlevsiz kalıyor” ifadelerinde bulundu.
‘Güney’de yeterince öykü yazarı yok’
Son olarak konuşan Duhok’lu yazar Îsmaîl Hacanî, Duhok’ta Kürtçe öykülerin çok geç yazılmaya başlandığını belirterek, “Eskiden hikaye sadece radyoda yayın yapardı. Ve sadece Sorani ve Arap dillerinde yapılırdı Kürtçe yoktu. İlk olarak 1962 yılında Sadık Bahattin isimli yazar, ‘sir u nan u pivaz’ isimli öyküyü yazdı” dedi. Federal Kürdüstan’da Duhok dışında hiçbir şehirde öykünün yazılmadığını dile getiren Îsmaîl,”Şehrimizde bir öykü günü düzenlemeyi ve yazarlarımızı konuk etmeyi çok istiyoruz. Bizim peşmergelerimiz bile çok güzel sözler yazıyor. Cegerxwîn bile facebookta onlar kadar iyi sözler paylaşamıyor” dedi.
Konuşmaların ardından Dicle Fırat Kültür Merkezi Müzik gruplarından Koma Nujin Kürtçe ve Zazaca Şarkılar seslendirdi. Seslendirilen şarkıların akabinde konuklar, katımcıların sorularını yanıtlamasıyla panel son buldu.
(sg-ny/zd)

