Diyarbakır Surları ve Hevsel bahçeleri UNESCO yolunda

08:49

JINHA


AMED - Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri’ni UNESCO’ya sunduklarını söyleyen Diyarbakır Kalesi ve Surları Alan Başkanı Nevin Soyukaya, “UNESCO’daki hedefimiz sadece turizmle elde edilen ekonomi değildir. Hedefimiz bu projeyle beraber doğru restorasyon ve kimliğe uygun işlevlendirme ile kente yönelik bir artı değer kazandırmaktır” dedi.


Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Alan Yönetim Birimi ile Diyarbakır Valiliğince, kentteki tüm kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin desteğiyle "Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı" ismiyle hazırlanan dosya Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığıyla Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu’na (UNESCO)sunuldu.  Diyarbakır'ın simgesi olan yaklaşık 5 bin 700 metre uzunluğunda, 12 metre yüksekliğinde, 4 metre genişliğinde üzerindeki yazıtları, burçları ve bezemeleriyle görkemli bir açık hava müzesi konumunda olan Diyarbakır Surlarının dünya mirası olması için adaylık süreci resmen başladı. Diyarbakır Kalesi ve Surları Alan Başkanı Nevin Soyukaya, Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Kültürel Peyzajının UNESCO'ya aday olduğunu belirterek, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince hazırlanan nihai dosyayı tamamlayarak Kültür ve Turizm Bakanlığına teslim ettiklerini söyledi.


‘İki tarihi mirasımızı UNESCO'ya sunduk’


Alan proje dosyasını UNESCO'ya iletilmek üzere 20 Ocakta Kültür Turizm Bakanlığı’na sunduklarını dile getiren Nevin, "Dosyayı teslim ettikten sonra çalışmalarımıza ara vermeden devam ettik. Şimdi ise alan planlama yönetim dosyamızı tamamladık. Mart ayına kadar plânımızı tamamladıktan sonra kurum ve STK’larla tartışma yürüteceğiz. Hemen ardından bu plânı da UNESKO dosyasına eklenmek üzere UNESCO Dünya Miras Merkezi’ne ileteceğiz" diye konuştu.


UNESCO’nun uzmanları Amed’e gelecek


 Haziran ve Ağustos ayında UNESCO'nun ilgili uzmanlarını Diyarbakır'da ağırlayacaklarını belirten  Nevin, "Uzmanlar dünya mirası olarak sunduğumuz alanı incelemek üzere Haziran ayında burada olacak.  Gerekli mülâkatların ardından Diyarbakır Kalesi ve Hevsel bahçeleri tescillenmiş olacak” ifadesinde bulundu. Tarihi kale ve Hevsel’in dünya mirası olduğuna dikkat çeken Nevin, “Bu iki değerin hem kentin tanıtımı ve turizmi acısından önemli hem de korumada uluslararası bir kriter getirmesi açısından önemlidir diye kaydetti.


‘Amaç sadece restorasyon değil’


 Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Kültürel Peyzajının UNESCO'ya sunulması için sürecin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince yürütüldüğünü kaydeden Nevin,  UNESCO’daki amacın sadece tarihi değerleri restore etmek olmadığının altını çizerek koruma ve kullanma dengesinin doğru kullanma koruma kullanma dengesini doğru kurmak olduğunu ifade etti. Nevin, “UNESCO’daki hedef sadece turizmde olmamalı. Öncelikle doğru restorasyon ve kimliğe uygun işlevlendirme ile kente yönelik bir artı değer kazandırmayı amaçlıyoruz” dedi.


 Aynı zamanda UNESCO’nun da kriteri olan bu  ölçekteki koruma talebini de sunduk” dedi.


 ‘Diğer yandan HES projeleri yürütülmek isteniyor’


Nevin ayrıca Diyarbakır Vadisi üzerinde gerçekleşen HES projelerine de  dikkat çekerek, “ Çevre Şehircilik Bakanlığı’nca Hevsel  yapı rezerv alanı olarak belirlendi ve bir bölümünden başlamak özere rekreasyon çalışmaları yapmak üzere bir proje başlatıldı. Bir diğer yandan da  HES projeleri alanda yürütülmek isteniyor. Bu iki projede çok büyük risk oluşturuyor. Bunu ilgili kurum ve kuruluşlara bildirdik. Özelikle HES yapıldığı taktirde, binlerce yıldır yaşamış kent açısından da önemli bu iki değerin artık ölümünün gerçekleşmiş olur” diye vurguladı.


‘Büyük sular büyük kültürleri doğurur’


Dicle nehrinin bölge için önemli su kaynaklarından olduğunun altını çizen Nevin, “Büyük sular büyük kültürler doğurur. Bu büyük suyun doğurduğu en büyük kültürlerden biride Diyarbakır’dır Diyarbakır’ı binlerce yıldır besleyen  de Dicle’den aldığı güçle ürün veren Hevsel’dir.  Dolayısıyla bu bütünlüğü Dicle Vadisi’ndeki eko sistemi bozmayacak bir takım düzenlemeler ve iyileştirmeler yapmak zorundayız. Alanın yaşamasını ve geleceğe aktarılmasını sağlamak adına hazırladığımız planlamada yer alan  öneri ve programlar var. Korumak herkesin sorumluluğunda, bilinçli bireyler olarak doğru korunmasını takip edip bu takibatla sağlıklı bir şekilde yaşamasını sağlamamız gerekiyor. Bu bağlamda da herkesten duyarlılık bekliyoruz” şeklinde konuştu.


‘Tarihi dokuya zarar verilmeden onarım yapılacak’


 UNESCO’ya yapılan müracaatta kale ve Hevsel’in tarihi dokusuna zarar vermeyen bir onarım talep ettiklerinin bilgisini veren Nevin, “Binlerce yıldır işlevini yitirmeden günümüze kadar ulaşmış bir kültürel peyzajdan söz ediyoruz. Bu yüzden bu kültürün peyzajının da gerekli hassasiyetler gözetilerek yapılmalıdır. Çünkü Hevsel Bahçeleri sadece tarım değil, aynı zamanda kentle bütünleşmiş, kentin besin ihtiyacını yerine getirirken, somut olmayan kültürel mirasa da kaynaklık etmiş kültürel bir alandır. Kent doğduğu yerde 8 bin yıldır hiçbir şekilde ara vermeden yaşamını bugüne kadar getirmişse bunda Dicle Nehri ve Hevsel Bahçelerinin çok büyük önemi var. Bu nedenle iki tarihi mirasımızı UNESCO'ya sunduk" dedi.


 (ny/zd/